Son dönemde Türk medyasında yaşanan el değiştirmeleri ve sonrasında gerçekleşen işten çıkarmaları eleştiren Atilla Sertel, Önce sendikamız, sosyal haklarımız elimizden alındı. Bir dönem yazdıkları nedeniyle aydın gazetecilerimiz katledildi, sonra fikirleri, eleştirel yazıları nedeniyle çok sayıda meslektaşımız demir parmaklıklar arkasına hapsedildi. Şimdi ise sözde tasarruf tedbirleri adı altında çok sayıda meslektaşımız çalışamaz, üretemez hale getirilmek isteniyor dedi. İstatistiklere göre işsizliğin en yüksek olduğu mesleklerden birinin gazetecilik olduğunu belirten Sertel, medyada yaşanan el değiştirmelerin faturasının her seferinde olduğu gibi bugün de basın emekçilerine çıkarıldığını söyleyerek şu görüşleri dile getirdi:
Son dönemde iyiden iyiye ayrıştırılan Türk medyası, sıkça yaşanan el değiştirmelerle birlikte bugün ne yazık ki işadamlarının, müteahhitlerin elinde adeta tenis topuna dönmüştür. Gazetecilik onurlu, şerefli bir meslek olmaktan çıkarılıp birer işletme, ihale kapmak için iyi bir araç olarak görülmeye başlanmış ve bu yaklaşımdaki kişilerin eline geçen gazete ve televizyonlar, en iyi bildikleri işi yaparak gazeteciyi fikir işçisi değil de tasarruf tedbirleri kapsamında ilk gözden çıkarılacak birer meta olarak görmeye başlamışlardır. Bu anlayışla yönetilen gazete ve televizyonlar nedeniyle Türk basınında gazetecilerden birer işsizler ordusu oluşturulmuştur. Halen 60 gazetecinin hapiste olduğu ülkemizde sadece son bir yılda 500e yakın basın emekçisinin işine son verilmiştir.
Sendikal ve sosyal haklarından mahrum bir şekilde sansür, otosansür ve işsiz bırakılma tehdidiyle günün neredeyse 24 saati görev yapan gazetecilerin bugün içinde bulundukları durumu hiçbir şekilde hak etmediklerini vurgulayan TGF Genel Başkanı ve İGC Başkanı Atilla Sertel, sözlerini şöyle sürdürdü:
Türk medyası olarak son yıllarda yaşadıklarımız, artan işten çıkarmalar bizlerin 10 Ocakları neden bir bayram değil de Mücadele Günü olarak ilan ettiğimizi bir kez daha gösterdi. 53 yıl önce yasayla verilen haklarımızın tamamına yeniden kavuşuncaya, ülkemizde basın ve ifade özgürlüğünün tam anlamıyla yerleşeceği güne kadar verdiğimiz bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Ailelerinden, okurlarından uzak bırakılan tutuklu gazetecilerin de bir an önce özgürlüklerine, ailelerine ve okurlarına yeniden kavuşmaları yönündeki talebimizi buradan bir kez daha dile getiriyoruz. Bu sorunlarımızın üstesinden gelebilmek adına bütün meslektaşlarımızı bugün bir kez daha sendikal ve örgütlü mücadeleye çağırıyorum.

Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.