Birbirini çağıran kitaplar ve oyunlar

OSMAN AKBAŞAK – Bugün bir kitap üzerine yazmayacağım. Başlıktan da anlaşılabileceği gibi bir kitaptan yola çıkıp her biri diğerini takip eden birçok kitaptan söz etmek istiyorum. 

Her şey Ekin Yazın Dostları Okuma Grubu’nda mart ayının kitabını seçerken başladı. Ulusal yazarlarımızdan her üyemizin bir önerisini istedim. Gelen önerilerden biri Orhan Bahtiyar adlı bir yazarın “Muhsin” romanıydı. Yazarın adını daha önce hiç duymamıştım ama “Muhsin” romanının açıklama yazısını okuduğumda Muhsin Ertuğrul‘un yaşamı olduğunu görünce çok ilgimi çekti. Bilen dostlarım vardır, bir tiyatro grubumuz var, mümkün olduğunca her ay bir tiyatro oyunu izliyoruz. Elbette Muhsin Ertuğrul’un tiyatro dünyasındaki yerini çok iyi biliyordum. 

“Muhsin”i büyük bir keyifle okudum. Akıcı bir dille yazılmış Muhsin Ertuğrul’un gençlik yıllarından başlayan yaşam öyküsü devrimin onuncu yılında Moskova’ya gidişi ile kitap sona eriyordu. Dediğim gibi kitabı sevmiştim ama bana başlangıcı da eksik gelmişti, sonu da sanki yarım kalmış gibi görünmüştü. Kaynaklara göz gezdirdiğimde yazarın Muhsin Ertuğrul’un kendi anıları olan “Benden Sonra Tufan Olmasın” kitabından yararlandığını gördüm.

Hemen bir sahaf sitesinden bu kitabı edindim, büyük boyutlu, 670 sayfalık bir kitaptı. Benim için daha da ilginç olanı kendilerini çok yakından tanıdığım ve saygı duyduğum anısı güzel Özdemir Nutku hocam, çok yakın görüştüğüm Efdal Sevinçli ağabeyim ve zaman zaman karşılaştığım, selamlaştığım Murat Tuncay hocam tarafından Muhsin Ertuğrul’un anılarından yararlanarak derlenmişti. Hemen Efdal Sevinçli ağabeyime telefonu açtım, uzun uzun kitap hakkında konuştuk; bu kitaba ne çok emek verdiğini, ne çok çalıştığını bana anlattı.

Tahmin ettiğim gibi kitap Muhsin Ertuğrul’un çocukluğundan başlayıp İzmir’de aramızdan ayrıldığı yıla değin bütün yaşamını tüm ayrıntılarıyla anlatıyordu. Orhan Bahtiyar bu kitaptan yararlanarak ayrıntıları roman ortamına getirip güzel bir kitap ortaya çıkartmıştı. 

Bu kitabı bitirince hemen kendi kitaplığımı karıştırdım. 2017 yılında bir “Vefa İstasyonu” etkinliği için yakından tanıma onuruna ve mutluluğuna eriştiğim Özdemir Nutku ağabeyimin birçok kitabını edinmiş ve kütüphaneme almıştım. İlk elime geçen “Darülbedayi’den Şehir Tiyatrosu’na” adlı kitabı oldu yine büyük bir keyifle okumaya başladım. 

Kitabı daha tamamlayamadan nisan ayında İzmir Kitap Günleri geldi. Özdemir hocamın bende olmayan iki ciltte toplam 1260 sayfalık “Suda Ayak İzleri” anı kitabını kütüphaneme ekledim. Okumaya başladım ama bitirmek çok kolay değil. Dile kolay 1260 sayfa, zaman zaman okumaya devam ediyorum…

Bu arada daha önceden varlığını öğrendiğim “60. Sanat Yılında Muhsin Ertuğrul’a Saygı” adlı bir kitabı tanıdığım bir sahafta bulmuş ve ayırtmış ama bir türlü yolum düşüp gidemediğimden alamamıştım. Geçtiğimiz günlerde sahafa çok yaklaştığım bir gün, belki de satılmıştır korkusuyla uğradım. Satılmamış, büyük bir sevinçle kitabı aldım. Bir sahafa girip de bir tane kitapla çıkmak benim için pek mümkün değil, aklımda olan bir kaç kitap vardı, sordum, yokmuş. Ben de rafları dolaşmaya başladım. Elimde tiyatro konulu bir kitap var, tiyatro rafına gittim doğru. Nazım Hikmet‘in iki tiyatro oyunu kitabını buldum, bende Nazım Hikmet’in hiç tiyatro kitabı yoktu. İsimlerine şöyle bir bakıp hemen onları da aldım, üç kitapla evime doğru yola çıktım. 

İZBAN’a biner binmez hemen ayırttığım kitabı okumaya başladım. Başında “60 Yıllık Çabanın Özeti” diye bir bölüm var, Muhsin Ertuğrul’un her yıl nerede ne yaptığını, hangi oyunu sergilediğini yazmış. Aslında daha önce okuduğum kitaplardan bilmeme rağmen yine de satır satır okumaya devam ettim. 1934-1935 yıllarında sahnelenen oyunları okurken gözüme Nazım Hikmet’in bir oyunu çarptı: “Unutulan Adam”. Hemen elimi sahaftan aldığım torbaya attım, Nazım Hikmet’in iki oyununu almıştım. Evet, birisi oydu, çok sevindim. Tiyatro oyunu okumayı çok severim, bu alışkanlığı sevgili Eşref Karadağ kardeşimden edindim. Sonra çok saygı duyduğum Hidayet Sayın ağabeyimin onlarca oyununu okuyarak bu alışkanlığımı geliştirdim.

Elimdeki kitaba başlamadan hemen “Unutulan Adam”ı okumaya giriştim. Aşina olanlar bilir, tiyatro oyunları çok uzun olmaz, zaten 50 sayfalık bir kitaptı, bir solukta okudum ve Nazım Hikmet’e bir kez daha hayran oldum. Harika bir oyun… Eve döner dönmez nerelerde ne zaman sahnelenmiş diye araştırdım. 06 Şubat 1935 akşamı İstanbul Şehir Tiyatroları’nda Muhsin Ertuğrul’un hem rejisörlüğünde hem de başrol oyunculuğunda oynandıktan sonra Ankara, İzmir, Adana, Mersin ve Eskişehir gibi pek çok şehri dolaşan büyük bir Anadolu turnesine çıkmış. 

Nazım Hikmet’in yasaklı döneminde Leningrad’da 1950’li yıllarda sahnelenmiş. Moskova radyosunda radyo tiyatrosu olarak sahneye taşınmış. Türkiye’de Nazım Hikmet’in yasakları kalkmaya başladıktan sonra Devlet ve Şehir Tiyatrolarında ve yerel tiyatrolarda da oynanmış. Ancak son yıllarda bir yerde sahnelendiğini hiç duymadım. Tiyatro çevresinden yakın dostlarıma sordum onlar da bilemediler, üzüldüm.

Ancak yine de internette bir araştırma yapayım dedim, karşıma Muğla Eğitim Sen Derneği Tiyatro Topluluğu’nun çok yakın zamanda, 09 Mayıs 2026’da sahnelediğini gördüm. Hemen internetten telefonlarını bulup Mehmet Çetin Bey’le görüştüm, Muğla, Milas, Datça ve Fethiye’de dört oyun sahnelemişler. Ne yazık ki bir daha sahneleyip sahneleyemeyecekleri belli değilmiş. Düşüncelerine ve emeklerine büyük saygı duyduğunu söylemeliyim.

Mehmet Bey ile konuşurken İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tiyatro Topluluğu’nun da sahnelediğini konuştuk. Araştırdığımda “Unutulan” adıyla 25 Nisan 2022 tarihli bir afişini gördüm ancak konuşmak için kimseye ulaşamadım. Önümüzdeki günlerde ulaşabileceğim bir yerde oynandığını duysam koşa koşa gidip izlemeyi çok isterdim.

Değerli kitap ve tiyatro dostlarım. Bugün bir kitaptan yola çıkarak ve gerçek anlamda birbirlerini çağıran, davet eden kitapların peşinden yaptığım yolculuğu size aktarmaya çalıştım. Bol kitaplı, tiyatrolu güzel günler diliyorum…

Related Images: