Doç. Dr. Levent Köstem dizlere yapılan iğneler konusunda uyarıyor…
SAADET ERCİYAS – Şu sıralar pek çok yakınım ya da tanıdığım dizlerinde sıvı azalması ya da kireçlenme nedeniyle sağlık sorunu yaşadığını anlatıyor. Aralarında yaşı 50’nin altında olanlar da var, 70’i bulanlar da. Dizlerindeki sıvıyı artırmak, ağrıyı gidermek, hareketliliğini artırabilmek için herkes bir çare arıyor. Bamya tohumundan, vitamin takviyelerinden medet umanlara, dizlerine kuyruk yağı sürenlerden spor salonlarına koşuşturanlara kadar herkesin derdi ağrılardan kurtulmak.
Dizlere sıvı ilaç enjekte etmek ise en sık duyduğumuz tedavi yöntemi olarak karşımıza çıkıyor. “İnsanın ağrısı neredeyse canı orada” derler ya aslında mucize yaratmayan, hastayı bir süreliğine “belki” rahatlatan belki de farkında olmadan başka sorunlara yol açan bu konuyu işin uzmanına sordum. Ülkemizin sayılı ortopedi hekimlerinden, spor hekimliği denildiğinde ilk akla gelen isimlerden Ortopedi ve Travmotoloji Uzmanı Doç. Dr. Levent Köstem ile Alsancak’taki muayenehanesinde buluştuk.
İş şirazesinden çıktı
Doç. Dr. Levent Köstem sözlerine, “Temel sorun insanlar iyileşmek istiyor, yürüyüp gezmek istiyor, ama bu bir iğneyle bitecek iş değil, böyle bir dünya yok. Bu kompleks bir çalışma” diye başlıyor. Eklem kıkırdağının zamanla aşınması ve bozulması sonucu ortaya çıkan “osteoartoroz” denilen eklem kireçlenmesi alanında bilim adamlarının bir çok araştırma yaptığını belirtiyor. Çalışmaların “İnsandaki kıkırdak yıkımını nasıl durduruz?” sorusu üzerinde yoğunlaştığını kaydeden Doç. Dr. Köstem sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Bu konu üzerindeki çalışmalar çok değerli. Hastaya ağızdan ilaç verdiğimiz zaman sistemik etkileri var. Bu durumda sorunlu bölgeye ilaç verelim düşüncesiyle iğneler konusu gündeme geldi. Bu tabii ki iyi niyetli bir çaba. Ama unutmamak gerek ki, iyi yönetilmesi gereken bir çaba. Özel hastanelerin yaygınlaşmasıyla bu tedavi de çoğaldı. Ben hastalarıma bu tedaviyi hiç uygulamadım, hiç iğne yapmadım. Ve ne yazık ki görüyorum ki bu iş artık şirazesinden çıkmış durumda. Sadece bizde değil, yurt dışında da, Almanya’da da çıktı.”
Bu iğnelerin yapılması için kanıt temelli klinik sonuçlar gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Levent Köstem, “Hastanın ‘iğne yapıldı ağrım geçti’ demesi kanıt temelli bir sonuç değildir. Su da verseniz eklem içine, kimyayı değiştirir. Ben de isterim hastalarım ‘Levent Bey’e gittim, iğne yaptı iyileştim’ desin. Para da kazanayım. Ama olay o kadar karmaşık hale geldi ki, kontrolsüz bir şekilde çığrından çıktı. Ben doğru bulmuyorum” diyor. Sorunun biraz da tıp fakültelerindeki eğitimin kalitesizleşmesinden kaynaklandığını vurgulayan Doç. Dr. Köstem, kanıt temelli klasik kılavuzlar olduğunu belirtirken bunlara ilişkin araştırma sonuçlarını yayımlayan kurumlardan söz ediyor.
“Biz ortopedistlerin bu alandaki kıblesi diyebileceğim kurum Amerikan Ortopedik Cerrahlar Akademisi (AAOS). Yanı sıra Uluslararası Osteoartrit Araştırma Derneği (OARSI), Amerikan Romatoloji Koleji – Artrit Vakfı (ACR/AF) ve İngiltere’deki Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmellik Enstitüsü (NICE) sayılabilir. Pek çok kurum var. Bu kurumlar iğnelerin etkilerini, sonuçlarını karşılaştırmalı olarak yayınlar. Hastasına önerecek hekimin bunları takip etmesi, tıbbi protokolleri çok iyi izlemesi gerekiyor. Hastaya ne tür iğne verilecek? İçeriğini sonuçlarını bilmeden, hasta uygun mu araştırmadan önermek yanlış. Örneğin 2013 yılında yayınlanan bir araştırmada hyaluronik asitin faydasının olmadığı açıklandı, ondan sonra bunun kullanımı iyice azaldı. Ama hâlâ hastalara uygulandığını duyuyoruz.”
Doç. Dr. Levent Köstem, dize enjekte edilen iğneler arasında “ozon”, “kortizon”, hyaluronik asit, trombositten zengin plazma (PRP), kemik iliği aspirat konsantresi (BMAC), insan yağ dokusundan alınan, onarıcı gücü yüksek kök hücre (AD-MSC) gibi pek çok ürün bulunduğunu söylüyor. “Araştırmalar durmadan sürüyor amaç sorunlu eklemi iyi hale getirmek, kısıtlılığı gidermek ama sınırlı kanıt olduğu için ben kullanmıyorum” diyor Doç. Dr. Köstem.
Sporun da zararı olabilir
Uzun yıllar spor hekimliği yapan, Altay ve Ümit Milli Futbol Takımı’nın doktorluğunu üstlenen, spor yaralanmaları ve diz cerrahisi alanında otorite isimlerden Doç. Dr. Levent Köstem, spor konusunda yapılan hatalara da dikkat çekiyor. Bu konuda sosyal medya hesabından da hastalarını uyaran Doç. Dr. Köstem, alt vücut kaslarını güçlendirmek amacıyla yaygın olarak yapılan “squat” konusuna da değinerek önerilerde bulunuyor, “Squat yapmaya başlarken iyi düşünüp taşının” diyor…
“Son yıllarda diz ve bel ağrısı ile gelen hastaların önemli bir kısmında temel nedenin hastanın iyice incelenmeden squat programlarına alınmasından kaynaklandığını görüyoruz. Diz kapağı altında kıkırdak sorunu olanlarda sıkıntıya yol açıyor. Her gün en az bir hasta ciddi diz ve bel ağrısı şikayeti ile geliyor. Hastanın öyküsünü dinlediğimde bir çoğunun squat yapmaya bağlı olduğunu görüyoruz. Aslında insanlara idman programı verirken squat idmanlarını çok düşünüp vermek lazım.”
Ne yapmalı?
Çoğu vakada hastaların doğru ayakkabı kullanarak, egzersiz yaparak, sigara içmeyerek, özellikle de kilo vererek rahatladığını vurguluyor Doç. Dr. Levent Köstem. Artrozda kesinlikle ilaç taraftarı olmadığını belirtiyor Doç. Dr. Köstem, “Dediğim gibi, kilo vererek, varsa şekerini kontrol ederek, belirttiğimiz egzersizleri, doğru yürüyüşleri düzenli olarak yaparak hastanın yaşam kalitesi iyileşebiliyor” diyor.
Günümüzde hareketsizlik nedeniyle obezitenin yaygınlaştığını bunun da eklem kıkırdağını bozduğunu anlatan Doç. Dr. Levent Köstem, “Tüm bunların yanı sıra sağlıklı gıdaya erişmek de zorlaştı. Başımızda pestisit denilen bir dert var, mikroplastik de öyle. Yavaş yavaş sağlığımızı bozuyor. İnsanlar İstanbul’da domatesi altıncı gün yiyor. Bunu söyleyince şaşırıyor herkes. Tarladan sofraya gelene kadar altı gün geçiyor, domates besin değerini yitiriyor. Besinlerdeki ilaç kalıntıları vücut için büyük yük” diye konuşuyor.
Kiloya çok dikkat etmek gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Köstem herkese aynı reçetenin yazılamayacağından söz ediyor. “70 yaşındaki insana 10 bin adım olmaz. 10 dakika ile başla, artır. Vücut için en iyi dakikayı kendin bulacaksın. Yaşam tarzını düzelterek yol almak gerekiyor. Sporun zararları denen kavramı da bilerek doğru spor, yeterli spor yapacağız. Bu arada doğru beslenmeye çalışacağız. Tanrı insanı hareketli yaratmış. Az hareket de çok hareket de sorun yaratıyor, abartmadan dengeyi bulmamız gerekiyor” diyor. Doç. Dr. Levent Köstem, kendisinin spor olarak “bahçe hareketi” uyguladığını söylerken kurucusu olduğu Urla’daki Köstem Zeytinyağı Müzesi çevresinde iki tur attığında hareketini tamamlamış olduğunu kaydediyor.
MR da çeksek mi?
Yüksel Çakmur’un belediye başkanlığı döneminde İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nde uzun yıllar başhekimlik yapan, spor mesleğinde 50 yılı geride bıraktığını anlatan Doç. Dr. Köstem hastalara ilişkin de bir değerlendirmede bulunuyor:
“50 yıldır bu işteyim, röntgen gördüğümde hastanın sorunu ne anlıyorum. Ancak hastalar da artık sistemin dayattığı şeylere öyle şartlandırıldılar ki, ‘Doktor Bey, MR istemiyor musun?’ diye soruyorlar. Ne diyeyim? Çok fazla ameliyat yapılıyor, çok fazla iğne öneriliyor, iğneden uçanla kaçan kurtuluyor adeta, hasta fayda göremiyor. İğnelerin ardından ameliyat önerisi geliyor. Pek çok dayatma yapılıyor. Özel hastanelerin artışıyla bu iş iyice büyüdü. Çok fazla ticarileştik. Mesleğim adına bu yaşananlar beni üzüyor.”
Kantaron öneriyorum
Hastalarına yaklaşık on yıldır Anadolu’nun kadim bilgileriyle hazırlanan doğal ilaçlardan kantaronu önerdiğini anlatıyor Doç. Dr. Levent Köstem. “Ancak güneşte değil, karanlıkta hazırlanacak. Bu mucizevi ilacı özellikle cerrahi sonrası öneririm. Artık Avrupa da keşfetti kantaronu ve yaygın olarak kullanılıyor. Sorunlu bölgeye bolca sürüp hafif masajla emmesini sağlayacaksınız. Sonra birkaç kez daha süreceksiniz” önerisinde bulunuyor.
Doç. Dr. Köstem, söyleşimizin sonunda parklardaki spor aletleri konusunda da bir uyarıda bulunuyor. “Pek çok parkta vatandaşların spor yapması için aletler konuldu. Bu çalışmanın projesi hazırlanırken ben karşı çıkmıştım, hâlâ da onaylamıyorum. Bu aletlerin kontrolsüz bir şekilde kullanımı sıkıntılı. Yanlış hareketler vücudunuza zarar verebilir. O nedenle kullanımını önermiyorum. Önerdiğim en önemli şey bol bol yürümek, germe egzersizleri yapmak. Kiloya dikkat edip, sigara kullanmamak” görüşünü paylaşıyor.








