Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) Başkanı Emre Uygun sahadan ve üretim bölgelerinden aldıkları verilere göre önümüzdeki yıl tarihin en güçlü ve yüksek rekoltelerinden birine şahitlik edeceklerini söyledi. Uygun “Ancak bu ürün bolluğu, doğru politikalarla yönetilmediği takdirde üretici için bir fiyat krizine, ihracatçı için ise stok yüküne dönüşebilir” dedi.
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu üyeleri, Ege İhracatçı Birlikleri’nde gerçekleştirdikleri basın buluşmasında sektörün mevcut durumunu anlattı, beklentiler ve sorunlara ilişkin bilgi verdi. EZZİB Yönetim Kurulu Başkanı Emre Uygun, ülkemizin sofralık zeytinde birinci, zeytinyağında ise ikinci sıraya yükselerek küresel ölçekte devasa bir güce ulaştığına dikkat çekti.
Uygun “Ancak bu büyük üretim gücüne rağmen, ihracat politikalarımızda ve uluslararası pazarlarda karşılaştığımız tablo; maliyet baskıları, kur politikaları ve idari kararlar açısından dikkatle, öngörüyle ve özeleştiriyle değerlendirmemiz gereken yapısal bir süreçten geçmektedir” dedi.
Sektör ihracatının 31 Mayıs 2026 sonu itibarıyla netleşen sezon verilerine göre 260 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini anlatan Uygun, geçtiğimiz sezonun aynı dönemiyle kıyaslandığında ihracat gelirlerinde yaklaşık yüzde 34 oranında bir düşüş yaşandığına dikkat çekti. Uygun “Bu süreçte sofralık zeytin ihracatımız 172,5 milyon dolarla güçlü seyrini korurken, zeytinyağı ihracatımız değer bazında yüzde 62’lik bir düşüşle 69 milyon dolara gerileyerek hem miktar hem de değer bazında ciddi bir daralma ile karşı karşıya kalmıştır” diye konuştu.
Öngörülebilir kur politikası şart
Önümüzdeki sezon rekoltede büyük bir verim göründüğüne dikkat çeken Emre Uygun “Ancak bu ürün bolluğu, doğru politikalarla yönetilmediği takdirde üretici için bir fiyat krizine, ihracatçı için ise stok yüküne dönüşebilir. Bu devasa rekolteyi katma değere dönüştürebilmemiz için dökme, varilli veya ambalajlı ayrımı yapılmaksızın tüm ihracat kanallarının açık kalması sektörümüzün geleceği için çok önemlidir” dedi.
Öngörülebilir kur politikasına acil ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Uygun, finansmana erişimin kolaylaşmasının kendilerine en çok ulaşan talep olduğunu kaydetti. Uygun “Çok güçlü bir rekolteye doğru ilerlerken, göğüslemek zorunda kaldığımız maliyet artışlarını da göz ardı edemeyiz. Enerji, işçilik, sulama, hasat, ambalaj, lojistik ve finansman giderlerindeki durdurulamaz yükseliş; üreticilerimiz, sanayicilerimiz ve ihracatçılarımız üzerinde ağır bir maliyet baskısı oluşturmaktadır. Bu maliyet artışlarının döviz kuru gelişmeleriyle dengelenemediği dönemlerde, ihracatçılarımızın uluslararası pazarlarda rekabetçi fiyat sunabilmesi imkânsız hale gelmektedir. Özellikle önümüzdeki büyük rekolteyi dünyaya pazarlarken rakiplerimizle fiyat savaşına girebilmemiz için öngörülebilir bir kur politikası şarttır” görüşünü paylaştı.
Sektörün önünün görebilmesi için “Tarımda tahminlerle değil verilerle konuştuğumuz bir döneme geçmek zorundayız” diyen Emre Uygun zeytinyağında dijital takip sisteminin sektör için bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirtti. Bu amaçla Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü ile çalışma başlattıklarını belirten Emre Uygun “Dijital altyapı ve teknoloji odaklı rekolte tahmin çalışmaları hayata geçirilebildiğinde kayıt dışılığın önüne geçilecek, gerçek stok miktarları anlık izlenebilecek” diye konuştu.
Konuşmasında Avrupa Birliği kotalarına da değinen Emre Uygun, ülkemize yıllık yalnızca sembolik 100 tonluk bir kota uygulandığını anımsattı. Uygun “Bu açık negatif ayrımcılığın ortadan kaldırılması için, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi süreçlerinde bu kotanın en az 60 bin tona çıkarılması yönünde devlet düzeyinde kararlı bir ticaret diplomasisi yürütülmelidir” dedi.
Ülke tanıtımında zeytinyağı da kullanılmalı
EZZİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Kadri Gündeş İspanya, İtalya, Yunanistan ve Tunus gibi ülkelerin tanıtımlarında turizmin yanı sıra lider oldukları zeytin ve zeytinyağı sektöründen de yararlandıklarına dikkat çekti. Gündeş Türkiye’nin tanıtımlarında sadece turizmi değil, zeytin ve zeytinyağı sektörünü öne çıkartan kampanyalar yapmasının iki sektöre de güç vereceğini söyledi.
Gıda güvenliği standartları
Konuşmasında uluslararası gıda güvenliği standartları konusuna değinen Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı sektörün küresel pazarda kalıcı olabilmesinin sadece miktarsal üretim gücüyle değil, uluslararası gıda güvenliği standartlarına uyumla mümkün olacağını belirtti. Son dönemde, özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde mineral yağ kalıntıları (kısaca MOSH ve MOAH) üzerine yeni standartlar/metotlar geliştirildiğini vurgulayan Balsarı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu bulaşanlara karşı bitkisel yağlarda ve zeytinyağında toleransın neredeyse sıfıra indirilmesi, diğer zeytinyağı üretici ülkeler gibi ülkemiz üretimi ihracatı üzerinde bir risk oluşturmaktadır. Bu riskin önüne geçebilmek adına, tarladan sofraya kadar uzanan zincirin tüm halkalarında farkındalık yaratmak zorundayız. MOSH ve MOAH kontaminasyonu; mekanik zeytin toplama makinelerinin yağlarından, taşımada kullanılan uygunsuz çuvallardan, sıkım tesislerindeki endüstriyel makine yağlarından ve hatta lojistik süreçlerdeki egzoz gazlarından dahi ürüne bulaşabilmektedir. Önümüzdeki rekolte döneminde bu kalıntılar sebebiyle zorluklar yaşamamak adına, üreticimizden ambalaj tesislerimize kadar tüm paydaşlarımızın çok daha hassas ve dikkatli olması gerekmektedir.”
Taklit ve tağsişte e-ticarete dikkat
Sektörde taklit ve tağsişin önüne geçmek amacıyla EZZİB bünyesinde bir alt komisyon kurduklarını anlatan EZZİB Yönetim Kurulu Üyesi Vural Gözgeç, tağsişte online satıştaki sorunların büyüdüğüne dikkat çekti.
Kendi firmasının yaptığı çalışmadan örnek veren Gözgeç “Taklit ve tağşiş artık geleneksel perakende satış noktalarından ziyade online satış noktalarını internet üzerinden yapılan satışlarda çok farklı bir boyut kazandı, işin maddi boyutunda hem vergi kaybı hem tüketicinin kandırılması hem de sağlık boyutuyla sorunlar yaşanıyor. Sosyal medya platformlarında görüyorsunuz 750 liraya 5 litrelik zeytinyağı reklamlarını. Biz firma olarak kendi laboratuvarımız olması sebebiyle zaman zaman parayla bu ürünleri satın alıp laboratuvarımızı analiz ediyoruz. Şu ana kadar hiç şaşmadı yüzde 99’u pamuk yağı çıkıyor” dedi.
Vural Gözgeç e-ticaret siteleri üzerinden yapılacak olan denetimlerin geleneksel satış noktalarındaki yapıldığı kadar sık ve düzenli yapılmasını ve ciddi cezalar uygulanmasının gerektiğini söyledi. “Ticaret Bakanlığı yaptığı denetimler sonucunda uygun olmayan ürünlerin reklamlarını kaldırılıyor. Şu anda reklam yasağı getiriliyor. Burada önemli olan konu satış yapan firmaya ceza verilmesi gerekiyor. Müteselsil sorumluluk kavramının burada gelmesi gerekiyor” diye konuştu.
Gözgeç Rusya’nın ithalat işlemlerinde QR kod uygulamasına geçtiğini belirterek, bunun Türkçe karşılığının “Dürüst işaret” anlamına geldiğini söyledi. Ticaret Bakanlığı’nın kuracağı bir online kayıt bürosu üzerinden bu sistemi Türkiye’nin de uygulayabileceği görüşünü paylaştı.
