Kocakapı Mahallesi’nde yok olan bir tekke ve mescit

METİN ÖZER – İzmir’de kayıtlara geçmiş yapılar ve tarihi eserler kadar hiç bilinmeyenler de çoktur. Bunlardan iki tanesi Kocakapı Mahallesi’ndeydi. Bu mahallede bir Acem Tekkesi ve 954 Sokak üzerinde hiç kayıtlara geçmemiş bir mescit vardı. Bu mahalle Kapılar Semti civarındaki Asarı Atika Müzesi’nin (Aya Vukla Kilisesi) üst kısmında bulunan ve bir cadde kadar geniş olan 954 Sokak’ın alt ve üst kısımlarında yer alır. 

1800’lü yıllarda Kocakapı’nın dış kısmında “Karakapı Mezarlığı” yer alırmış. Bu alanın bir bölümüne Cumhuriyetin ilk yıllarında Vali Kazım Paşa İlkokulu, Tepecik Ortaokulu (27 Mayıs veya İbni Sina) ve Mehmetçik İlkokulu inşa edilmiş. 1940’lı yıllarda 27 Mayıs Ortaokulu’nun üst kısımlarından, Polis Şehitliği’nden itibaren Hacı Ali Efendi Caddesi’nin alt kısımlarında kalan bomboş alan “Abbas Ağa Tarlası” adını alırmış. Buradaki Acem Tekkesi, daha o yıllarda da kaderine terk edilmiş durumdaymış. 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapılmasına dair kanun uyarınca burasının kapısına kilit vurulmuş olmalıdır. Acem Han ve Acem Konsoloshanesi de zamanla aynı kaderi paylaşmışlardır. 

Osmanlı arşiv belgelerinde, İzmir’de 1917 yılında, kabristanı ve gusülhanesi olan bir “Acem Tekkesi” inşa edildiğinden bahsedilmektedir. Bu tekke İran kökenli esnaf, tüccar, seyyah ve Şii dervişlerin uğrak yeri ve misafirhanesiymiş. Bugün tekkenin yerinde belediyenin tesisleri bulunuyor. Buradaki araziye “Abbas Ağa Tarlası” denmesi tapusunun İran devleti yerine, İran vatandaşı birine ait olmasından kaynaklanabilir. Bu durum, o yıllarda yöneticilerin İran devletinin Osmanlı topraklarında mal mülk edinmesinden rahatsız olmalarına bağlanabilir. 1940’lı yıllarda burası gençlerin futbol oynadığı bir alan haline gelmiş. Bizler de 1960’lı yıllarda burada futbol oynamıştık. Bayramyeri olarak da kullanılmaktaydı.

Dedem, 1935 yılında Evkaf (Vakıf) Müdürlüğü’nden Kocakapı Mahallesinde, 954 Sokak üzerinde yıkık bir mescidi satın almış. Ailece çalışıp bu küçük, bahçeli, kagir binayı eve çevirmişler. Bahçesinde üzeri Osmanlıca yazılı birkaç mezar taşı ve sarık şeklinde başlıkları vardı. Zaten ciddi şekilde hasar görmüş olan bu taşlar, zaman içinde yitip gitmişti. Bunlardan bir tanesi çok ilgimi çekmiş, yıllar önce fotoğrafını çekmiştim. Fotoğrafı, eski ve arızalı bilgisayarımda saklıyordum. 

Konuyu araştırmacı yazar Orhan Beşikçi’ye açtığım zaman, kalan taşları Agora kazı alanına teslim etmemizi önerdi. 05 Haziran 2026 günü araştırmacı yazar, sahaf İlhan Pınar ve şair Cem Seyhun Ünbay’ın Alsancak Kenar Kitap – Sahaf – Kültürevi’nde düzenlediği “Kenarın ortasından söyleşiler” kapsamındaki, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi ve şair Dr. Ertan Daş’ın “İzmir ve çevresine tarihsel kültürel bakış” adlı söyleşisine katıldım. Ertan Hoca’nın gösterdiği slaytlar arasında elimdeki fotoğraftaki formlara sahip bir sarık görünce, belki de “Aynı ustanın elinden çıkmış” diye düşünmeden edemedim. 

Ertan Hoca ile yaptığımız ayaküstü sohbette Agora kazı alanına teslim ettiğimiz diğer taşları okuduğunu öğrenmem de hoş bir sürpriz oldu. Eski bilgisayarımı profesyonel yardım alarak açtırdıktan sonra, fotoğrafı sanat tarihçi Dr. Ertan Daş’a teslim ettim. Bu aşamadan sonra, Hoca’nın kaleminden çıkmış bir makalede bu kayıp mescidi okuyacağımızı umuyorum.

Related Images: