Yaşar Müzesi’nde “Göz Hizası” turları başladı

Saadet Erciyas – Alsancak’ta Ocak ayından bu yana İzmir’in yeni kültür sanat noktası olarak kapılarını açan Yaşar Müzesi’nde “Göz Hizası” temasıyla rehberli ve etkileşimli turlar başladı. Müze Müdürü Rıdvan Gölcük, hafta ortasında gerçekleştirilen ve yeni bir geleneğin ilk adımı olan turlarla, eserlerin arka planda kalmış bilinmeyen yönlerinin, hikayelerinin keşfedileceğini söyledi. Gölcük, “Sanata ilgi duyan tüm İzmirlileri turlara katılmaya davet ediyoruz” dedi.

Yaşar Müzesi’nde her çarşamba sanata zaman ayırmak isteyen sanatseverler için rehberli turlar düzenleniyor. Öğle arasında gerçekleştirilen turlar saat 12.30’da başlıyor. Ortalama 45 dakika olarak belirlenen ve ücretsiz olarak gerçekleştirilen turda ziyaretçiler müzedeki DYO Retrospektif Resim Sergisi’ni, Halı Kilim Koleksiyonu’nu ve Arkeolojik Eserler Salonu’nu ziyaret edebiliyor. 

Geçtiğimiz hafta müzede rehber eşliğinde gerçekleştirilen ilk “Göz Hizası” turuna katılanlar arasında ben de yer aldım. Tur her ne kadar 45 dakika olarak duyurulsa da, yaklaşık üç saat süren harika bir müze gezisinin içinde bir zaman yolculuğu yaşadım. Yaşar Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük ve Müze Uzmanı Özden Seda Akçay‘ın keyifli anlatımları eşliğinde küçük bir ziyaretçi grubuyla müzeyi gezdim, bilgilendim. 17 Haziran 2026 Çarşamba günü tekrarlanacak ziyarete gidecekler için izlenimlerimi paylaşmak istedim.

Kentin merkezinde bir müze

Kentin merkezindeki Yaşar Müzesi İzmir’de erişimi en kolay müzelerden biri. Tramvaya binip “Üniversite” durağında inerseniz, Konak Modern Sanat Merkezi’nin de bulunduğu sokaktaki müzeye rahatça ulaşabiliyorsunuz. Ocak ayında kapılarını açan ve hala ücretsiz gezilebilen müze dışarıdan tek bir bina olarak görünse de aslında beş katlı bir yapı.

Müze 6 bin metrekare kapalı alan, 2 bin 600 metrekare geçici ve kalıcı sergi alanlarından oluşuyor. 350 kişilik konferans salonu ile bir kütüphanenin de yer aldığı müzede konukların dinlenmesi için bir kafeterya ile henüz hazırlık aşamasında bulunan hediyelik eşya bölümü de bulunuyor. 

1895 yılında un fabrikası olarak inşa edilen, “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı” olarak tescilli bina müze olarak işlevlendirilirken engelli dostu olarak tasarlanmış. Bina içinde üst katlara tatlı bir eğimi olan rampaların yanı sıra asansörle de çıkabiliyorsunuz. 

Yaşar Müzesi’nde beni en çok etkileyen noktalardan biri bu tarihi binanın neredeyse her katında yer alan bilgilendirme panoları oldu. Bu panolarla bina ziyaretçilerle adeta konuşuyor, un fabrikası olarak kullanıldığı dönemde yapılan volta döşemeler, tesisat şaftları gibi mimari unsurlar nedir, ne amaçla kullanılmış, ziyaretçilere anlatıyor.

Göz Hizası turu

Müzenin girişindeki kafeterya alanında saat 12.30’daki “Göz Hizası” turu için gelmiş konukları Yaşar Müzesi görevlisi Müze Uzmanı, Restoratör Özden Seda Akçay karşılıyor. Müzenin kuruluşundan bu yana kurumda görevli olduğunu söyleyen genç arkadaşımız son derece melodik bir ses tonu ve içtenlikli bir anlatımla bilgilendiriyor konukları. 

Müzenin ilk katında Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı’nın kuruluşunu, kültür sanat çalışmalarını anlatan bilgilendirme panoları yerleştirilmiş. Bu bölümün ardından Türkiye’nin özel sektör tarafından düzenlenen ilk resim yarışması olan ve 1967 yılında düzenlenmeye başlanan DYO Resim Ödülleri Yarışması’nda dereceye giren eserler sergileniyor. “DYO Retrospektif 1967-2024” başlıklı bölüm Türk resim sanatının 57 yıllık süreçteki gelişimini de anlatıyor. 

Bu bölüme girerken tabandaki mavi renk ışıklı, cam korumalı bir alanın üzerinden geçiyorsunuz. Zemindeki taşlar 1895 yılında un fabrikası inşa edilirken kullanılmış ve korumaya alınmış.

DYO Resim Yarışması iş insanı, sanayici Selçuk Yaşar tarafından ülkemizde resim sanatının gelişimine katkıda bulunmak sanatçılara destek olmak amacıyla düzenlenmiş. Kısa sürede ülkede ses getiren önemli bir yarışmaya dönmüş. Yarışma jürisinde ilk yıldan itibaren dönemin önde gelen sanat otoriteleri görev almış. Başlangıçta Ege Bölgesi ile sınırlı tutulan yarışma, artan talep karşısında Cumhuriyetin 50. yılının kutlandığı 1973 yılında ülke çapında düzenlenmeye başlamış, kurumsallaşmış. 

DYO Retrospektif Sergisi’nin girişine, yarışmanın sürecini anlatan kronolojik bir pano yerleştirilmiş. Panoda 1967’de başlayan yarışmaya 2022 yılına kadar kaç kişi katılmış görebiliyorsunuz. Sergi alanının devamında ödül alan eserlerin yanında o yıl yarışmaya kaç sanatçı, kaç eser katıldı, Türkiye’nin en önemli ressamlarından oluşan seçici kurulda kimler vardı, detaylı olarak aktarılıyor. 

Örneğin, yarışmaya 1967 yılında 91 sanatçı, 271 eser katılmış, 44 eser sergilenmiş. Dönemin ünlü sanatçıları Turgay Gönenç, Turgut Pura, Güven Zeyrek ve Vedat Mavitan seçici kurulda yer almış. O yıl yarışmanın birincisi henüz üniversitede genç bir akademisyen olan Metin Eroğlu’nun “Horoz Dövüşü” olmuş. Müze Uzmanı Özden Seda Akçay, şu bilgileri paylaşıyor:

“Yarışmayı kazanan Metin Eroğlu çok genç o yıllarda ve nasıl bir kariyeri olacak kimse bilmiyor. Metin Eroğlu yıllar sonra karşımıza aynı zamanda bir şair olarak çıkıyor. Aslında yarışma Türkiye’nin yeni sanatçıları keşfetmesini de sağlıyor. Aynı zamanda Türk resim sanatını ve sanatçıları destekliyor. Ülkemizde resim sanatının yıllar içindeki gelişimini, siyasi ve ekonomik olaylardan sanatın nasıl etkilendiğini yarışmada sergilenen eserlerde görebiliyoruz.” 

Bu bölümde yarışmaya ilişkin kitapçıklar da sergileniyor.

Müzenin ilk katında bu kez 1980’lerden günümüze yarışmada yer alan resimleri izliyoruz. 1981 yılında 15. kez düzenlenen yarışmada Atatürk’ün doğumunun 100. yılı nedeniyle konu sınırlaması yapıldığını öğreniyoruz. O yıl yarışma için belirlenen konu başlıkları “Atatürk İlkeleri, İnkılapları, İstiklal Savaşı ve Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Yeri” olmuş. Yarışmaya 179 sanatçı, 232 eserle katılmış, 62 eser sergilenmiş.

Arkeolojik Eserler Bölümü

Müzenin ikinci katındaki Arkeolojik Eserler Salonu’nda Anadolu’da Paleolotik Çağ, Neolitik Çağ, Kalkolitik Çağ, Erken Tunç Çağı, Orta Tunç Çağı, Son Tunç Çağı, Erken Demir Çağı, Arkaik dönem, Klasik dönem, Helenistik dönem, Roma İmparatorluğu, Doğu Roma İmparatorluğu, Anadolu Selçuklu Dönemi, Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinden eserler sergileniyor. Keramikler, mühürler, şifa tasları, seramik ve bakır, bronz kaplar, figürinler, cam eşyalar, ziynet eşyaları, hayvan figürleri, pişmiş topraktan oyuncaklar, pişmiş topraktan kadın ve erkek başları, Bizans döneminden tören haçları, seramik kaplar gibi eserler 

görülebiliyor. 

Arkeolojik Eserler Salonu’nda ekonomi hukukçusu Prof. Dr. Münir Ekonomi’nin koleksiyonu sergileniyor. “Göz Hizası” turunun ilkinde ziyaretçileri Yaşar Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük bilgilendiriyor. Gölcük, konuklarla etkileşimli olarak yaptığı, renkli anlatımlarla gerçekleştirdiği sunumda “Biz bu topraklara 1071 yılında gelmedik, biz burada Anadolu’da hep vardık. Bu toprağın hikayesinden ayrılamayız. Homeros’un eserlerini okuduğunuzda bunu zaten anlıyorsunuz” diyor. 

Müzenin üçüncü katında Yaşar Müzesi Halı ve Kilim Koleksiyonu yer alıyor. Sergi alanındaki camlı bölümlerde dokuma aletlerinin yanı sıra, Yörükler tarafından dokunan, ip halat ya da urgan yerine kullanılan, “kolan ve kaytan” olarak adlandırılmış dayanıklı dokumalar da sergileniyor.

Bölge endüstri miras alanı

Yaşar Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük, Tarihi Havagazı Fabrikası’ndan itibaren müzenin de bulunduğu Darağacı bölgesinin İzmir’in endüstri miras alanı olduğuna dikkat çekiyor. “Kültürel gelişim açısından burası adeta bir vaha. Darağacı Bölgesi’nde sanat adına güzel gelişmeler yaşanıyor. Şark Sanayi, Tarihi Elektrik Fabrikası, Tariş binalarını içeren Darağacı bölgesi İzmir’in kültürel miras alanına dönüşebilir. Hemen yanıbaşımızda Meles var, Meles deyince Homeros diyoruz. Bu konuda Yaşar Müzesi olarak yapmayı planladığımız çalışmalar var” bilgisini paylaşıyor. 

Gölcük, Yaşar Müzesi’ni açıldığı Ocak ayından itibaren 8 bin 123 kişinin gezdiğini belirtirken çok yakında müzenin en üst katı olan beşinci katında dönüşümlü sergiler düzenleneceğini söylüyor. Rehberli olarak düzenlenen “Göz Hizası” çalışmasının gelenekselleşmesini hedeflediklerini anlatan Gölcük, İzmir kültür sanat yaşamına bir hareket getiren Yaşar Müzesi’nde çocuk atölyelerinin yanı sıra geleneksel sanatlarla ilgili yeni çalışmaların da yapılacağını belirtiyor.

Related Images: