IŞIK TEOMAN – Üç bine yakın tescilli yapısıyla, tarihi kent sokaklarıyla, yeryüzünde her bölgeye nasip olmayacak 22 adasıyla, tabiat parkıyla, dünyaca ünlü Sarımsaklı plajlarıyla, çam ormanlarıyla kaplı siluetiyle Kuzey Ege’nin yıldızı Ayvalık’ta yıllarca otopark olarak kullanılan tarihi bir meydanın dönüşümünü anlatmak istiyorum.
İzmir’den Ayvalık’a yıllar öncesinden başlayarak çok kez geldim, lise yıllarında da hafta sonları arkadaşlarımla birlikte gelip günübirlik de olsa çok keyif aldığım kasabalardan biriydi Ayvalık. Ancak kalıcı olarak 2020 yılının Mayıs ayında Ayvalık’a geldiğimde, kenti tanımak için günlerce, haftalarca hatta aylarca sokakları deyim yerindeyse arşınladım durdum. Tarihi yapıları inceledim, kapılarına, pencerelerine hayran kaldım. Sarımsak taşıyla bir ahşap malzemenin buluşmasının en güzel örneğini bu kentte gördüm. Farklı sokaklara girdiğimde karşıma çıkan birbirinden ayrı güzellikleri taşıyan Rum mimarisinin izlerini taşıyan evlere hayran kaldım. Kent merkezinde dolaşırken yeni yüzlerle, yeni dostlarla tanıştım. Hala bu güzel dostlukları sürdürüyorum.
Ancak kente geldiğim andan beri canımın sıkan bir konu vardı.
Çok sayıda tarihi kente gittim, sokaklarında dolaştım, meydanların birinden çıkıp birine girdim. Ancak Ayvalık’ın orta göbeğinde bir meydan vardı ki konumu nedeniyle tadına doyulmayacak güzellikler taşıyordu. Eski gümrük binasının önündeki alan kentin belleğinde önemli bir yere sahip. Deniz kıyısındaki bu alandan gelip geçerken içim acıyordu, kültür ve sanat etkinliklerinin yaşanması gereken bu alanda yüzlerce araç park ediliyordu, alan otopark olarak kullanılıyordu. Hemen her gün geçmek zorunda kaldığım bu alanın otopark değil, kültür sanat meydanı olması gerektiğini dile getirdiğimde hemen herkeste bir çekince hissediyordum.
Sanırım otoparkı işletenlerden kaynaklanan bir gerilmeydi bunu daha sonra öğrendim. Yine de her seferinde bu alanın kültür sanat meydanı olmasını dile getirdim. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’e de bu dileğimi çok kez ilettim. Burası, 1880 yılında limanın taranarak gemilerin kıyıya yanaşmasına elverişli hale getirilmesiyle birlikte zeytinyağı, sabun, un gibi tarımsal ürünlerin dış pazarlara ulaştığı, deniz ticaretinin canlandığı, Ayvalık’ın ekonomik ve sosyal hayatına yön veren çok özel bir alanmış.
Gümrük Meydanı yalnızca bir meydan değildir. Denizle kentin buluştuğu, emeğin, ticaretin, yolculuğun ve bekleyişin izlerini taşıyan bir yaşam alanı. Balıkçı teknelerinin kıyıya yanaştığı, denizin kokusunun sokaklara karıştığı, Ayvalık’ın gündelik hayatının nabzının attığı bir merkez ama otopark olarak kullanılıyor. O yıllarda Ayvalık Limanı, yılda ortalama altı yüz buharlı, iki bin yelkenli geminin uğradığı son derece hareketli bir liman haline gelmiş, İzmir’den kalkan gemilerin ticaret ağında önemli bir durak olmuş.
İskenderiye, Suriye, İzmir, Midilli ve İstanbul limanlarından Ayvalık’a mallar gelmiş, kentin uluslararası ticaretin bir parçası olmuş. İthal edilen mallar arasında pamuklu ve yünlü kumaşlar, iplik, demir, kömür, pirinç, kahve, şeker, balık, metal, boya, halat, deri, ilaç, mobilya ve süs eşyaları yer almış. Bu ürünlerin büyük bölümü İngiltere başta olmak üzere Fransa, Avusturya, İtalya ve Rusya’dan gelmiş. İhraç ürünleri arasında ise zeytinyağı, sabun, palamut, pamuk, arpa, buğday, üzüm, balık, tabaklanmış deri ve inşaat kerestesi yer almış. Gümrük binası da gelen malların denetlendiği ve resmi işlemlerin yürütüldüğü önemli bir merkez olarak hizmet vermiş. Bir de böylesine özelliklerini araştırıp öğrendiğimde içim iyice burkuluyordu.
Sanırım otoparkın kültür ve sanat meydanı olarak kullanılmasını öylesine candan ve gönülden istemiş olmalıyım ki, “Bir kent hayalinin yıllar sonra gerçeğe dönüşmesine tanıklık ettim.”
Sözleşmesi biten meydan sahiplerinden geri alındı, otopark kullanımına kapatıldı, usta şehir plancılarının ellerinde yazıldı, çizildi ve ortaya muhteşem bir meydan çıktı. Kent kazandı, Ayvalıklılar kazandı, bu kente gelen konuklar kazandı.
Meydan yenilenirken yalnızca taşları, yolları, ışıkları değiştirilmedi. Ayvalık’ın ruhunu korumayı, geçmişle bugünü buluşturmayı, bu alanın herkes için daha yaşanabilir, daha güvenli, daha nefes alınabilir bir kamusal mekâna dönüştürülmesi hedeflendi.
Bir kent hayalinin yıllar sonra gerçeğe dönüşmesine tanıklık ettim
1880 yılına dönüp baktığımızda, 146 yıl sonra çocukların güvenle oynayabildiği, büyüklerin soluklanabildiği, esnafın, balıkçının, Ayvalıklıların ve ziyaretçilerin bir arada olduğu, Ayvalık’a yakışır bir meydanın hayata geçirilmesinin mutluluğunu yaşadım altı yıl sonra. Kentler meydanlarıyla, sokaklarıyla, insanlarıyla yaşar. Ve otoparktan Tarihi Gümrük Meydanı’na dönüşümün ardından tarihe geçecek ve dört kültür sanat insanının buluştuğu yüzlerce Ayvalıklının da ilgiyle izlediği buluşma gerçekleştirildi.
Ne muhteşem bir buluşmaydı, ilk kültür ve sanat etkinliği
Dünyaca ünlü usta ressamımız Devrim Erbil ve Renk Erbil’in sergisinin açılışı Orhan Peker Sanat Galerisi’nde yapıldı ardından meydanda “Renkler ve Notalarda Ayvalık” konulu söyleşi gerçekleştirildi. Yaklaşık 1,5 saat süren ve güneşin muhteşem batışının ardından sonlandırılan gecede hem ustalar hem de konuklar unutamayacakları bir akşam yaşadılar. Prof. Filiz Ali, Prof. Devrim Erbil, Prof. Kıymet Giray’ın konuşmalarıyla adeta izleyenler geçmişten günümüze Ayvalık’ın kültür ve sanat birikimine tanıklık etti. Tabii böylesine ustaların konuşmacı olarak yer aldığı bu etkinlikte bir usta gazeteci, yazar, televizyon programcısı ve belgesel yönetmeni Nebil Özgentürk’ün moderatörlüğü geceye damgasını vurdu.
Bundan böyle Tarihi Gümrük Meydanı, otoparkın gürültüsünden, egzoz kirliliğinden arındırılmış, insanların nefes aldığı denizle buluştuğu, kültür ve sanat etkinliklerini keyifle takip ettiği bir meydan olarak gelecek kuşaklara da bir armağan olarak sunulmuş olacak. İyi ki dile getirmişim, iyi ki sürekli gündemde tutmuşum. Bu tarihi kente, Kuzey’in yıldızı bu kente Tarihi Gümrük Meydanı çok yakıştı.
Meydanın otopark olarak kullanıldığı yılların izini sürdüm
Tarihi Gümrük Meydanı’nın ne zamandan bu yana otopark olarak kullanıldığını araştırırken, Ayvalık’ta uzun yıllardır yaşayan birçok kişiye danıştım. Ancak meydanın otoparka dönüştürüldüğü tarihe ilişkin kesin bir bilgiye ulaşamadım. Hafızalarda kalan bilgiler farklı tarihlere işaret ederken, yazılı bir belgeye ulaşmak da mümkün olmadı. Bunun üzerine, Ayvalık’ın yakın siyasi ve belediyecilik tarihine tanıklık etmiş isimlerden, eski Belediye Başkanı Ali Nedim Güreli’ye ulaştım.
1989 yılında Ayvalık Belediye Başkanı seçilen Güreli, göreve başladığı dönemde Tarihi Gümrük Meydanı’nın zaten otopark olarak kullanıldığını hatırladığını söyledi. Güreli’nin anlatımına göre meydan, kendisinin belediye başkanlığı görevine gelmesinden çok daha önce de otopark olarak kullanılıyordu. Hatta bu kullanımın en az 10-15 yıl daha geriye gittiğini ifade etti.
Bu tanıklık dikkate alındığında, bugün yeniden kente kazandırılmaya çalışılan Tarihi Gümrük Meydanı’nın yaklaşık yarım asır boyunca otopark olarak kullanıldığı ortaya çıkıyor. Bir başka ifadeyle, Ayvalık’ın geçmişte ticaret hayatının kalbinin attığı, kent yaşamının en canlı noktalarından biri olan bu tarihi meydan, 40 yıldan fazla bir zaman araçların işgal ettiği bir alan olarak kullanılmış.
Şimdi ise yıllar sonra meydanın yeniden kent yaşamının bir parçası haline getirilmesi, yalnızca fiziksel bir dönüşüm değil, Ayvalık’ın tarihi belleğiyle yeniden buluşması açısından da önemli bir adım. Çünkü mesele sadece bir otoparkın kaldırılması değil. Mesele, yıllar boyunca araçların arasında kaybolan tarihi bir alanın yeniden insanlara, kent yaşamına, kültüre ve Ayvalık’ın hafızasına kazandırılması. Ve belki de en önemlisi, bugün meydanda atılan her adım, Ayvalık’ın geçmişteki o canlı günlerine yeniden açılan bir kapı olacak.


