Ercüment Uysal’a vefa borcumuz var

SAADET ERCİYAS – Balçova’nın ilk Belediye Başkanı Ercüment Uysal, beldesine kazandırdığı üç önemli eserle vefayı ve saygıyla anılmayı hak ediyor. Bu eserlerden ilki, ülkemizin Bursa Uludağ’dan sonra yapılan ikinci teleferik tesisleri. İkincisi, adı sonradan Cengiz Saran olacak ve Balçova’nın susuzluk sorununu çözecek Balçova Barajı. Üçüncüsü de günümüzde İzmir Ekonomi Üniversitesi’ne ev sahipliği yapan, o dönemdeki adıyla Büyük Balçova Oteli.

34 yaşındaki Ercüment Uysal, 1963 yılında belde statüsüne kavuşan Balçova’nın ilk Belediye Başkanı oldu. Balçova’da 14 yıl 7 ay başkanlık yapan Uysal, başarılı vizyonu ile beldesine önemli eserler kazandırdı. 22 yıl önce, 3 Ağustos 2004 günü, 75 yaşında sessiz sedasız yaşama veda eden Ercüment Uysal’ın oğlu Tevfik Uysal ile yaşadığı Urla’da buluşarak söyleştim. Babasının yaşamını, tasarılarını, geride bıraktığı üç önemli eserin yapılış öyküsünü dinledim.

Balkanlardan gelen bir aile

Tevfik Uysal dedesiyle aynı ismi taşıyor. Milletvekili ve Dahiliye uzmanı olan dedesi Dr. Tevfik Uysal, İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya’nın Yugoslavya’yı işgali üzerine önce ailesini Türkiye’ye göndermiş, ardından kendi de gelmiş. Priştine’den İzmir’e gelen aile Kestelli Caddesi üzerinde bir eve yerleşmiş. Yöresinde çok sevilen, yoksul hastalara yardımlarıyla tanınan Dr. Tevfik Uysal, 52 yaşında sirozdan yaşama veda etmiş.

Ercüment Uysal, 1929 yılında bugün Kosova’nın başkenti olan Priştine’de doğmuş. Namık Kemal Lisesi’ndeki öğrenim yaşamını ikinci sınıfta bırakmak zorunda kalmış. Aile 1956 yılında Balçova’ya yerleşmiş. Karşıyakalı Perihan Hanım ile evlenen Ercüment Uysal’ın ikisi kız, biri erkek üç evladı dünyaya gelmiş. Akrabaları olan Tanık ailesinin işyerinde katip olarak çalışan Ercüment Uysal’ı oğlu şu sözcüklerle anlatıyor:

“Babam 1963 yılında belediye başkanı seçildiğinde 34 yaşındaydı. Ben ilkokula yeni başlamıştım. Babamın belediye başkanlığı sırasında annem en büyük destekçisiydi. Çok atak, gözü kara bir insandı babam. Gariban dostuydu ve doğru bildiğinden asla vazgeçmezdi. Halk arasında çok sevilirdi. Babam lise ikiden terkti, ama çok zeki adamdı. Parayla işi olmazdı. Hep söylediği bir söz vardı, çocukluğumuzdan beri kulağımdadır: Haysiyet, şeref, namus…”

Balçova’da bugün İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin bulunduğu, yörede, Yeşiloğlu Tepesi’nin hemen arkasında bir evde oturduklarını belirten Tevfik Uysal, “Sokağın girişinde, sarı boyalı binaydı evimiz. Babam başkanlıktan ayrıldıktan sonra da o evde oturduk. Sonradan Uysal Apartmanı oldu, hala da durur o apartman” diyor. Tevfik Uysal, babası Ercüment Uysal’ın başkanlıktaki ilk yıllarını, Balçova’nın çehresini nasıl değiştirdiğini şöyle anlatıyor: 

“Babam belediye başkanı seçildiğinde Balçova tam anlamıyla bir köydü. Balçova bugünkü halinden tamamen farklı, zeytin ağaçlarıyla dolu adeta bir ormanlık alandı. Minibüsün, belediye otobüsünün işlemediği yıllarda faytonla gidilip geliniyordu. Balçova’da doğru dürüst yol yoktu. Önce Ertuğrul Gazi İlkokulu’nda, sonra Orhan Gazi İlkokulu’nda okudum. Her gün bir buçuk kilometre yürüyerek okula gidip geliyordum. Babam Ata Caddesi’ni açtığında olay olmuştu. ‘Bu kadar geniş yol olmaz’ diye halk tepki göstermişti.’

Balçova’nın imarını, parselasyonlarını Ercüment Uysal yapmış. Balçova’nın ilk belediye binası da şimdiki belediye hizmet binasının bulunduğu yerdeymiş. Avcılar Kulübü’nün yanındaki belediye binasının yerinde çok eskiden bir ilkokul binası varmış, sonradan muhtarlık olmuş. Bina daha sonra belediye binası olarak kullanılmaya başlanmış. Altı yağ fabrikasıymış. Oraya yazın koyun bağlarlarmış, kışın da arkasındaki kapalı alan sinema olarak kullanılırmış.

Geride kalan üç eser

Ercüment Uysal’ın belediye başkanlığı sırasında Balçova’ya üç önemli eser kazandırdığının altını çiziyor Tevfik Uysal. Bu eserlerden birinin 1970’li yıllarda bahar zamanı piknik yapılan Yeşiloğlu Tepesi’nde turistik otel inşaatı olduğunu belirtiyor. Balçova Oteli’nin yapımı sırasında, karşısındaki Dede Dağı’na teleferik yapma fikrini uyandıran süreci şöyle anlatıyor:

“Babam bugün İzmir Ekonomi Üniversitesi olarak kullanılan yerde otel yapmayı planlamıştı. Proje hazırlandı, otelin temeli atıldı, inşaat yükseldi. Otelin kaba inşaatı bitmek üzereydi. Sabahattin Tanık o sıra Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi. Federasyon, Romanya’ya bir gezi düzenleniyor. Geziye babamı da davet ediyor. Sanırım 1970 yılının Ağustos ayı. İşte babam orada kendisine ilham veren teleferikle karşılaşıyor. Turistik Braşov şehrinde kış ve dağ turizmi için yapılan tesisleri gezerken gördüğü teleferikten çok etkileniyor. Yeşiloğlu Tepesi ile Dede Dağı arasına teleferik yapmayı kafasına koyuyor.”

Teleferiğin yapımına giden süreç

Ülkeye dönüşünde teleferiği yapacak firma arayışa giren Ercüment Uysal’ın karşısına bir Alman ve bir İngiliz firma çıkmış. Merkezi Almanya’nın Köln kentinde bulunan P.H.B. (Pohlig-Heckel-Bleichert) firmasının teklifi kabul görmüş ve sözleşme imzalanmış. Sözleşme yapıldıktan sonra dağda yol açılması için çalışmalar başlamış. Tevfik Uysal, belediye bütçesiyle Devlet Malzeme Ofisi’nden ancak hurda denilecek bir dozer alınabildiğini belirtiyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Yol açmak için ilginç bir yöntem bulunmuştu. Eşekler yüklüyken eğimi en iyi bilip yolu bulan hayvanlardır. Babam da bu yönteme başvurdu. Yüklü bir eşeğin izinde teleferiğin servis yolu açıldı. Önden bir Yörüğün yüklü eşeği gidiyor, arkasından topograf işaretliyor. Böylece servis yolu tespit edildi. Ondan sonra dozer çalışmaya başladı. Babam inşaatı da servis yolu açılışını da akşamları evimizin penceresinden izlerdi. Bu seyirler sırasında iki kez kalp krizi geçirmişti.”

Teleferiğin çelik halatlarının gerileceği direkler Ereğli Demir Çelik Fabrikası’nda yapılmış. Sarp dağ yolu çalışmayı güçleştiriyormuş. Direklerin orman içinden geçirilip dikilmesi gerekiyormuş. Sorun, gayri resmî sempatik yolla, Ulaştırma Okulu Komutanlığı’ndan gelen destekle çözülmüş. Her gün GMC araçla gelen bir manga asker günlerce çalışmış, kanallar açılarak beton dökülmüş ve direkler dikilmiş. Montaj işlemlerinin, alt ve üst istasyonlarda çalışmaların tamamlanmasının ardından Balçova Teleferik Tesisleri 24 Mart 1974’de hizmete açılmış.

Teleferik açılıyor

Ülkemizin ikinci, İzmir’in ilk teleferik tesisi, İzmir Belediye Başkanı Osman Kibar’ın ve kentin ileri gelenlerinin katıldığı törende Balçova’da yaşayan 70 yaşında Pakize Korum adlı vatandaş tarafından hizmete açılmış. Yan tesisleriyle birlikte 6 milyon liraya mal olan teleferik hattı 1000 metre olarak inşa edilmiş. Yolcuları muhteşem manzaralı Dede Dağı’na çıkartan teleferikle yolculuk 5 dakika sürüyormuş. 

Atatepe’deki tesiste geçici olarak bir kafeterya, bir diskotek, üç restoran, bir bakkal ve bir kasap dükkanı ile piknik alanları hazırlanmış. Dönemin basını tarafından “altın yumurtlayan tavuk” olarak tanımlanan teleferik, ilçenin turizmine müthiş canlılık getirmiş. Teleferik yaz ayları İzmir’e gelen konuklar için Uluslararası İzmir Fuarı’nın ardından ziyaret edilecek yerlerin başında geliyormuş. 

Tevfik Uysal, Teleferik açıldıktan sonra başta Süleyman Demirel, Vehbi Koç olmak üzere çok sayıda ziyaretçinin geldiğini anlatıyor. Teleferik tesislerinde Atalay Noyaner‘in işlettiği “Dağ Diskosu”nun popüler mekanlardan olduğunu, kasap Mehmet Elmaslı‘nın mangal tesisinin yanı sıra sulu yemek yapan bir işletme bulunduğunu söylüyor.

Teleferik tesislerinde babasının en büyük hayalinin 360 derece dönen bir restoran ile üst istasyonun bulunduğu Atatepe’de 50 yataklı otel projesi olduğuna değiniyor Tevfik Uysal. “Ne yazık ki bu hayali gerçekleşmedi. Babam tesis için gereken tüm malzemeleri almıştı. 1977 yılında belediye başkanlığından ayrılınca o iş kaldı, yıllarca o malzemeler tesisin depolarında çürümeye terk edildi” diyor. 

Yüksel Çakmur‘un İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde babasına hayalini gerçekleştirme fırsatı verdiğini kaydediyor Uysal. Yaşananları, “Farklı siyasi partiden olmasına karşın İzmir’e bu harika tesisi kazandırabilmek için Çakmur babamı işin başına getirdi. Emekli olan mimarı buldular. İnanın çatal bıçak takımları bile alınmıştı. Ancak Çakmur seçimleri kaybetti. Göreve gelen Ahmet Piriştina, babamın memleketlisiydi ama konuyla ilgilenmedi. 1994 yılında babamın işine son verildi” diye anlatıyor.

“Bugün Balçova’da babanızın adının verildiği bir tesis ya da yer var mı?” diye sorduğumda Tevfik Uysal üzüntüyle yanıt veriyor:

“Teleferik tesislerinin işletmesi Balçova Belediyesi’nden alındı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne verildi. Babamın ismi ne yazık ki hiçbir yere verilmedi. Babam başkanlıktan ayrıldıktan bir süre sonra Büyükşehir Belediyesi Meclis kararıyla teleferik tesislerine isminin verilmesi kararlaştırıldı. Evde duvarımızda asılı duruyordu karar. Tabelalar asıldı. Ancak tesisteki yenileme çalışmaları sırasında o tabelalar ortadan kaldırıldı, bir daha da hiç asılmadı. Birkaç kez dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu‘na söz ettim konudan. Ancak hiçbir gelişme olmadı. Sonradan gördük ki, otopark tarafına bir küçük levha asılmış. Hala duruyor mu bilmiyorum. Ama ‘Vefa bu mudur?’ diye kimseye soramadım.”

Tevfik Uysal ile Urla’da yaptığımız görüşmeden ayrılırken ben de aynı şeyi düşündüm. Beldesine turistik teleferik tesislerini, oteli, Cengiz Saran Barajı adını alan barajı, ilk ana çocuk sağlığı merkezini, polis karakolunu ve kütüphaneyi kazandıran, ilçenin altyapısını tamamlayan, ilçeye dönüşen beldesinin yaşamına bambaşka kapılar açan Uysal’a bu kentin bir vefa borcu var…

(Fotoğraflar: Tevfik Uysal arşivi – © Copyright)

Related Images: