Su mirastır…

IŞIK TEOMAN – Yıllar öncesine, çocukluğumuza dönersek, sokak aralarında kiremit parçalarından yaptığımız uyduruk kaleler kurup futbol topunun peşine koşturur, çember çevirir, saklambaç oynar, kan ter içinde kalırdık. Yorulduğumuzda ise hemen her sokağın başında bulunan çeşmeye ağzımızı yapıştırır, kana kana su içerdik.

O günlerde su sadece susuzluğumuzu gideren bir ihtiyaç değil, mahallenin ortak buluşma noktasıydı. Çeşmenin başında çocukların neşesi, büyüklerin sohbeti, kovaların şakırtısı ve akan suyun sesi birbirine karışır, sokak adeta yaşayan bir meydana dönüşürdü.

Halkapınar kaynak suyunun tadına doyulmazdı

Yine sokak çeşmelerinin başında beyaz formalarımızı kendimizce kurduğumuz kulübün renklerine boyardık, kuruması için de ağaç dallarına asardık. Formaların numaralarını ise annelerimiz sırt tarafına büyük bir özenle dikerdi. Çocukluğumuzun neredeyse ayrılmaz bir parçasıydı sokak çeşmeleri. Özellikle İzmir’de Halkapınar’dan gelen kaynak suyunun tadına ise doyum olmazdı.

İçmeye doyamazdık. Evlerde tulumba kullanılırken sokak çeşmelerinin önünde uzun kuyruklar oluşurdu. Belki de kadınlar için bu kuyruklar sohbet etmenin, günlük hayatı paylaşmanın ve biraz da dedikodu yapmanın en keyifli bahanesiydi.

Bizim Tepecik’teki evimizde de bir kuyu vardı ama kullanılmazdı. Tulumbadan sonra evimize Halkapınar suyu bağlandığında o kadar mutlu olmuştuk ki… Evimizin biri bahçeye, diğeri sofaya açılan iki girişi vardı. Alt katta açık mutfak ve küçük bir oda, ahşap merdivenlerle çıkılan üst katta ise dar bir oturma alanı ile geniş bir oda bulunurdu. Gündelik yaşamımız bu mütevazı evin içinde akıp giderdi.

Arkadaşlık, paylaşım ve mahalle kültürü akardı 

Ama hiçbir zaman yemeğimizi oturma odasında yemezdik. Yemekler alt katta yenir, uyumak için üst kata çıkılırdı. Sonra babam bahçedeki çeşmenin bir bağlantısını evin içine de taşıdı. O yıllar için bu gerçekten büyük bir konfordu. Yine de fırsat buldukça soluğu sokak çeşmesinde alırdık. Çünkü orada sadece su değil, arkadaşlık, paylaşım ve mahalle kültürü akardı.

Bugün geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki, sokak çeşmeleri bir kentin hafızasının da parçasıymış. Nice dostluklar onların başında kurulmuş, nice çocukluk anıları akan suyun sesiyle birlikte zamana karışmış.

Aslında sokak çeşmeleri, insanların temiz suya eşit şekilde ulaşmasını sağlamak amacıyla yüzyıllar önce ortaya çıktı. Antik dönemlerden Osmanlı’ya kadar su kemerleri, künkler ve çeşmeler aracılığıyla kaynak suları kentlere taşındı. Türk-İslam geleneğinde ise çeşme yaptırmak en değerli hayır işlerinden biri kabul edildi.

Kentin can damarı olarak hizmet verdi

8 bin 500 yıllık geçmişe sahip İzmir de tarih boyunca su kaynaklarıyla büyüyen ve gelişen bir kent oldu. Halkapınar, Kızılçullu ve çevredeki pınarlar yaşamı besledi. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde inşa edilen suyolları ve kemerler uzun yıllar boyunca kentin can damarı olarak hizmet verdi.

Osmanlı döneminde Köprülü Fazıl Ahmet Paşa’nın yaptırdığı Vezir Suyolu ve çok sayıdaki çeşme, kentin su ihtiyacını karşılayan önemli yatırımlar arasında yer aldı. 19. yüzyılın sonlarında ise Halkapınar kaynakları modern tesislerle değerlendirilmeye başlandı ve şebeke sistemi geliştirildi.

Menemen, Göksu ve Sarıkız kuyuları önemli rol oynadı

Cumhuriyet döneminde belediye ve ardından ESHOT eliyle su altyapısı büyütülürken, artan nüfus nedeniyle yeni kaynaklar ve depolar devreye alındı. Menemen, Göksu ve Sarıkız kuyuları ile baraj projeleri İzmir’in su ihtiyacını karşılamada önemli rol oynadı.

1987 yılında kurulan İZSU Genel Müdürlüğü ise su ve kanalizasyon hizmetlerini tek çatı altında toplayarak büyük yatırımlara imza attı. Tahtalı Barajı’nın devreye alınması ve Büyük Kanal Projesi’nin tamamlanmasıyla İzmir modern içme suyu ve atık su altyapısına kavuştu.

Serin suyun tadı hafızalarda

Bugün musluğu açtığımızda kolayca ulaştığımız suyun arkasında, yüzyılları aşan bir mühendislik birikimi ve büyük bir emek bulunuyor. Belki de bu yüzden çocukluğumuzun sokak çeşmelerinden akan o serin suyun tadı hâlâ hafızalarımızda yaşamaya devam ediyor. Çünkü bazı tatlar sadece damakta değil, yaşanmışlıkların en güzel köşesinde saklanıyor, akan su gibi yıllar geçse de unutulmuyor. 

Ayvalık’ta çeşmelerden “ekşi” tabir edilen su akıyor

Tabii yaşamımı sürdürdüğüm Ayvalık’tan da söz etmek istiyorum. Ayvalık sokaklarındaki onlarca tarihi çeşmenin hepsinin suları kaynaktan su taşıyan kanalların geçmiş yıllarda yıkılması ya da arızalanmasından dolayı kesikti. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, yer aldıkları tarihi sokaklar ve evler önünde yeniden akması için bu çeşmelere el attı.

Kaynak suyu yollarının bakım ve onarım yaptırarak çeşmelerin yeniden akmasını sağladı. Ayvalık merkezi ve yakın zeytinliklerinde yer alan 87 tarihi çeşmeden 45’inde kaynak suyu akmaya başladı. Ayvalıklılar bu çeşmeleri “Gavur Çeşmesi” olarak adlandırıyor, akan sulara da “ekşi su” adını veriyorlar. Bugünlerde Ayvalık su mirasıyla ilgili önemli çalışmalar yapılıyor. Çalıştaylar gerçekleştiriliyor, tarihi çeşmelerle ilgili rotalar oluşturuluyor. Yazımızı “su hayattır” diye bitirelim.

Related Images: