Cemal de 10 yaşındaydı. Kerem ile aynı sınıfta okuyorlardı. Onun da notları iyiydi. Ama derslerinde başarılı olduğu kadar bazı olumsuz özellikleri de vardı. Sürekli abur cubur yerdi. Ellerini pek yıkamazdı. Ailesinin ve öğretmeninin de Cemalde en beğenmedikleri yön buydu. Sürekli hasta olurdu.
Kerem ve Cemalin günleri ödev ve derslerle geçiyordu. Ancak bu yıl başka bir sorun daha vardı. Bütün dünyada salgın halinde olan domuz gribi onların ülkesinde de ortaya çıkmıştı. Her gün gazetelerde, televizyonlarda bu hastalıktan ölenlerin sayısı duyuruluyordu. Evlerde hep bu salgın hastalık konuşuluyordu. Okulun her yerine afişler, broşürler asılmıştı.
Hafta sonu ailesiyle birlikte alışveriş merkezine giden Cemal, çok eğlenceli ve keyifli bir gün geçirmişti. Annesi babası alışveriş yaparken o da kalabalık salonlarda oyunlar oynamış, bu arada kocaman da bir hamburger ve patates cipsi yemişti. Yanında da soğuk bir kola içmişti. Akşam eve geldiğinde oradan oraya koşturmaktan yorgun düşmüştü ama yine de geç saate kadar televizyon izlemeyi ihmal etmemişti. O gece uyumadan önce yine canı süt içmeyi istememiş, dişlerini bile fırçalamadan uyuyakalmıştı.
Gece birden uyandığında kendini kötü hissediyordu. Zorlukla annesine seslendi. Tir tir titriyordu. Annesi ateşi olduğunu söyledi. İlaç vermiş, ıslak bezler koymuş ama Cemalin ateşi bir türlü düşmemişti. Sonunda babası onu hızla Acil Servise götürdü. Doktorlar hemen müdahale etti akşam geç vakitte ateşi biraz olsun düşmüştü. Ama çok halsizdi. Canı çok sevdiği çikolatalardan bile yemek istemiyordu.
Ertesi günü okula gidemedi. Annesi Cemalin sınıf arkadaşı Keremle öğretmenlerine haber gönderdi:
Ne yazık ki Cemal hasta oldu. Doktorlar grip dedi. Virüs kapmış. Bir süre okula gelemeyecek.
O gün, onları her konuda aydınlatan öğretmenleri de, derste Gripten korunmak için neler yapmalıyız? konusunu işleyecekti zaten. Cemalin hastalığını da arkadaşlarına anlatarak konuşmaya başladı:
– Çocuklar biliyorsunuz ki yurdumuzda bir grip salgını var! Bu gribe herkes yakalanabilir ama yakalanmama şansımız da var. Gripten korunmalıyız. Bunun nasıl olduğunu biliyor musunuz? Televizyonlarda, gazetelerde hiç gördünüz mü? Ne tedbirleri alınır? Şimdi siz söyleyin, ben de eksiklerinizi tamamlayayım. Tabii kalırsa, demiş.
Canan:
Öğretmenim ben televizyonda izledim. Gripten birçok kişi ölmüş. Çünkü kimse bu gribe karşı tedbir almıyormuş. Halbuki sadece ellerimizi sık sık yıkayarak bile korunabilirmişiz. Hem bu hastalıktan hem de başka bulaşıcı hastalıklardan
Kemal:
Öğretmenim, hasta olduğumuz zaman veya hastaların olduğu yerlerde maske takmalıyız.
Ayşe:
Öğretmenim sadece hasta olduğumuz zaman ve hastaların olduğu yerlerde değil, kalabalık ve kapalı alanlarda da maske takmalıyız. Örneğin alışveriş mağazası veya otobüslerde dikkat etmeliyiz.
Elif:
Öğretmenim aşı da olmalıyız. Tıp uzmanları aşı en iyi korunma yöntemi diyorlar.
Tolga:
Öğretmenim hapşırırken ya da öksürürken mendile veya kolumuza hapşırmalıyız.
Öğretmen:
Evet, çocuklar ne kadar çok bilginiz var. Peki, bu mikrop ve virüsler kimlere bulaşır? Bunu da Hazal söylesin.
Hazal:
Öğretmenim, bu virüsler, bulundukları yerde saatlerce yaşayabilirler ve temas eden herkese bulaşabilir. Özellikle de ağzımızdan, burnumuzdan vücudumuza girerler. Ellerini sık sık yıkamayanlar, pis yerlerde dolaşanlar, sağlıklı beslenmeyenler kolaylıkla hasta olurlar.
Öğretmenleri öğrencilerinin böyle bilgili olmasından çok memnun olmuştu.
Teşekkürler Hazal. Aferin çocuklar. Neredeyse her şeyi biliyorsunuz bu konuda. Sizinle gurur duyuyorum. Lütfen sağlığınıza dikkat edin. Eğer kendinize dikkat etmiyorsanız derslerinizde de başarılı olamazsınız. Cemal bir süre okula gelemeyecek ne yazık ki. Umarım o da dersini almıştır. Eğer bu kış aylarında kapalı yerlerde maske takmış olsaydı, yemekten önce ellerini yıkasaydı ve sağlıklı beslenseydi Cemal de hasta olmazdı.
Hijyen üzerine yapılan ders böylelikle sona ermişti. Zaten dikkat ediyorlarmış ama öğretmenlerinin uyarısından sonra daha çok dikkat etmeye başlamışlar.
Cemal okula iki hafta gidemedi. Arkadaşları onu özlemle karşıladılar, Geçmiş olsun dediler. Daha iyi görünüyordu ve bazı kararlar almıştı:
Öğretmenim hasta olduğumda çok korktum. Artık bir karar aldım Artık ben de bir takıma girip spor yapacağım. Abur cubur yemeyeceğim, temizliğe çok dikkat edeceğim.
Bu hastalık Cemale iyi bir ders olmuştu. Çok küçük önlemlerle hasta olunmayacağını öğrenmişti. Kısa sürede futbol takımının gözdesi oldu. Sağlıklı besleniyordu artık. Sık sık hasta olmadığı için okula da düzenli devam edebiliyor, derslerindeki başarısı da yükseliyordu. Keşke anne-babasını dinleseydi de başına bunlar gelmeseydi. Ama olsun; bundan sonraki yaşamı hem daha sağlıklı hem de daha güzel olacaktı. Anneannesinin dediği gibi: Dünyada sağlık, en büyük varlık!
Editörün notu: Konak Salih İşgören İlköğretim Okulu 5 / C sınıfı öğrencisi yazarımız Öykü Bolulu, bu yazısıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü, Bulaşıcı Hastalıkları Önleme Derneği, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Konak Belediyesi ve Dalan Kimya Endüstri AŞ işbirliğiyle düzenlenen “Hijyen” konulu kompozisyon yarışmasında üçüncülük ödülü kazandı. Kutluyor, başarılarının sürmesini diliyoruz…

Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.