Siyaset ve belediyeler

Bir süre önce Yeni Asır Gazetesi’nde yer alan bir haberde, Uşak Belediye Başkanı sayın Mesut Apaydın, “Belediye Başkanı olacak insanın, özel eğitim alması gerekmektedir.(…) Bu konuda hiçbir eğitimi olmayan birinin tesadüfen gelip belediye başkanlığına oturması çok yanlıştır. İnsanlarla iletişim çok önemli. Neyi, ne zaman ve nasıl söyleyeceğinizi bilmeniz lazım. Başkanın ağzından çıkacak her söz, o ildeki tüm vatandaşları ilgilendirir. Bu yüzden belediyeler, daha fazla profesyonel olmuş, siyasetten uzaklaştırılmış kurumlar haline getirilmeli” dediği belirtiliyordu.

İlk okunduğunda doğru gibi gelen bu görüşler üzerinde biraz durmak gerektiğini düşünüyorum; çünkü sayın başkanın, kendisine “yönetme erki” emanet edilen kişi ile uzmanlık gerektiren konularda projeler üretecek ve bu projeleri uygulayacak kişiler arasındaki ayrımı gözden kaçırdığı anlaşılıyor. Uşak Belediye Başkanı?nın görüşleri doğruysa, bakanlıklarda da ancak bakanlığın görev alanına göre uzmanlaşmış kişilerin bakan olması gerektiğini savunmak gerekecektir. Örneğin, sağlık bakanının doktor, bayındırlık bakanının inşaat mühendisi, tarım bakanının ziraat mühendisi olmasını zorunlu hale getirmek gibi… Peki, başbakan kaç fakülte bitirmiş olmalıdır?

“Belediye Başkanı olacak insanın, özel eğitim alması gerekmektedir” diyen Uşak Belediye Başkanı acaba bu görüşleri başkan olmadan önce mi yoksa seçildikten sonra mı edinmiştir? Eğer eskiden beri bu görüşte ise sayın başkan aday olmadan önce bu tür bir özel eğitim almış mıdır? Başkan seçildikten sonra bu görüşlere vardıysa zaman zaman kendi çalışma ve yönetim tarzını içtenlikle sorgulamakta mıdır?

Belediye başkanlığı “tesadüfen” gelinip oturulan bir makam değildir. Belediye başkanı, kent halkının, kentsel yaşamı yönlendiren yatırımları gerçekleştiren belediyeyi belirli bir süre için yönetmek üzere görev verdiği kişidir. Başkan adayları seçim öncesinde, -savundukları dünya görüşüne dayalı olarak; yani siyaset yaparak- kente ilişkin görüş, düşünce ve önerilerini açıklarlar ve kendisini en iyi anlatan aday seçmenden aldığı destekle seçilir. Başkanın seçildiği dönem içinde yaptıkları, başarısı ya da başarısızlığı bir sonraki seçimdeki kaderini belirler. Her zaman ve her yerde olduğu gibi bir yönetici olarak belediye başkanlığındaki başarı da başkanın uzmanlığına ve ne kadar çok çalıştığına değil, çalıştıracak doğru kişileri bulmasına ve belediyedeki görevlileri nasıl çalıştırdığına bağlıdır. Başarılı yönetici çok çalışan değil, iyi çalıştırandır.

Uşak Belediye Başkanı “belediyeler, daha fazla profesyonel olmuş, siyasetten uzaklaştırılmış kurumlar haline getirilmeli” diyor. Yüz yıllık dünya belediyecilik tarihinin başlangıcına dönüş özlemi gibi görünen bu görüşlere katılmak mümkün değildir. Bunun bir adım sonrası belediye başkanlarının merkezi yönetimce atanmasını savunmaktır. Valilerin de artık halk tarafından seçilmesinin savunulmaya başlandığı bir dönemde “belediyelerin siyasetten uzaklaştırılmış kurumlar haline” getirilmesini savunmak, “siyaset” kurumuna duyulan güvensizliğin yansıması değilse, demokrasiden vazgeçmek demektir. Tümüyle siyasal bir süreç içinde oluşan belediye yönetimlerinin seçildikten sonra a-politik bir kimlik kazanması seçilenlerin kaynağının kurutulmasıyla eş anlamlıdır. Siyaset, sorun çözme sanatıdır. Ülkemizde siyaset bu niteliğini yitirmiş ve kimilerinin çıkarları için çalışan “sorun üretim makinesi” haline gelmişse, çözüm siyasetten vazgeçmek değil, yozlaşan siyasal yaşamı değiştirmektir.

Related Images:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın