Lesbos Adası gezi izlenimleri – 2. Bölüm
HEDİYE SELDA YILMAZ – Tarih boyunca Lesbos Adası şairlerin yazarların, tarihçilerin, müzisyenlerin, filozofların, bilginlerin doğduğu ve yetiştiği bir ada olmuş. Adadan çıkmış şairlerin çokluğu nedeniyle Ada’ya “Şairler Adası” unvanını yakıştırdım. Ada’da doğmuş ve yetişmiş yazar, düşünür ve sanat insanlarını da kısa kısa anmak isterim.
Pittakos, Antik Yunan döneminin “yedi bilge”sinden biriydi. Klasik zamanlarda, yaşamış Hellanicus tarihçiydi. Botanik biliminin babası Theophrastus Lesbos doğumludur ve Aristoteles’in ardından Lyceum’un başına geçti.
Tarihçi Theophanes de Lesbosludur. MÖ 1. yüzyılın ortalarında yaşamış bir entelektüel ve tarihçiydi. Osmanlı döneminde denizcilik ile ilgili büyük atılımlar gerçekleştirmiş Barbaros Hayrettin Paşa Lesbos doğumludur. Antik Yunan romanı Daphnis ve Chloe Lesbos’da geçtiğinden, yazarı Longus’un Lesboslu olduğu varsayılır.
Lesboslu şair ve yazarlar ile ilgili kısa bilgiler
Alkaios (İÖ 600): Aristokrat olan Alkaios önce Pittakos’un yanında yer almış, Pittakos ona yüz çevirince şiirlerinde diktatörü amansızca eleştirmiştir. Bir kaç kez sürgüne gönderildiği bilinmektedir. Şiirlerinde yalın bir dil kullanır. Dionizyak yaşam tarzıyla ün salmıştır. Sappho ile birlikte Bireysel Lirik’in ustaları sayılmaktadır.
Alpheios, Arkhias ve Addeos: Söz konusu şairlerin bugüne ulaşmış birkaç şiiri Yunan Antologyaları’ndan okunabilir. Haklarında bilgi bulunmamaktadır.
Terpandros (İÖ 680-650): “Şiiri müziğe uyarlayan ilk kişi Antissalı (Lesbos’da bir köy) Terpandros’du.” (İskenderiyeli Klementos, Derlemeler) Ayrıca kithara denilen büyük lir eşliğinde söylenen şiirleri yorumlayan ustalardan biriydi.
Krinagoras (İÖ 1. yüzyıl – İS 1. yüzyıl): Yunan Antologyası’ndaki epigrammalarıyla tanınır. Yaşamı üzerine bilgi yoktur.
Sappho (İÖ 600): Tam doğum ve ölüm tarihi bilinmemektedir. Ancak günümüze ulaşmış çeşitli belgelerden İÖ 600’lü yıllarda yaşadığı belirlenmiştir. Sappho ile ilgili söylenecek, irdelenecek çok şey var.
Bu yazımın konusundan çok uzaklaşmamak adına kısaca değiniyorum. Sappho epik şiirden lirik-bireysel şiire geçişi simgeler. Alkaios ile birlikte Yunan lirik şiirinin temelini atmıştır. Sappho’nun şiirinde betimleme, öyküleme yok, duyarlık vardır.
Ayrıca çalgıcı, besteci, öğretmendir. Çağını çok ilerisinde bir dünya görüşüne sahip, “aşka âşık” bir kadındır. İlerleyen zamanlarda Sappho’yu daha ayrıntılı anlatabileceğim bir yazı yazmayı düşünüyorum.
Antik dönemlerden günümüze gelirsek benim bildiğim iki kişiden söz edebilirim:
Odysseus Elytis (1911 Girit-Yunanistan / 1996 Atina-Yunanistan): 1979 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı. Lesbos’un köklü bir ailesinin torunu olan şairin dilimize çevrilmiş şiirleri bulunmaktadır.
Stratis Mirivilis: 1890’da Midilli’de doğdu. Balkan Savaşı sonrası Lesbos’ta Kampana ve Tahidromos gazetelerini çıkardı. 1932’de yerleştiği Atina’da bir süre gazetecilik yaptı, 1938’den 1955’e kadar Millet Meclisi Kütüphanesi’nde memur olarak çalıştı. Yaşamının sonuna kadar çeşitli gazetelerde öyküleri, gezi anıları, çocuk romanları, eleştiri ve denemeleri yayımlandı. 1956’da Atina Akademisi’ne kabul edildi ve bir süre Yazarlar Birliği başkanlığını yaptı.
Cephede yazmaya başladığı “Mezarda Hayat” adlı romanı, 1924’te Midilli’de Kampana gazetesinde tefrika edildikten sonra, 1930’da Atina’da kitap olarak basıldı. Dünya edebiyatının en güçlü savaş karşıtı yapıtlarından biri sayılan “Mezarda Hayat” yerleşik değerleri gözü pek bir biçimde sorgulaması yüzünden tutucu çevrelerin tepkisiyle karşılaştı. Mirivilis, 1969’da Atina’da zatürreeden öldü. En bilinen yapıtlarından “Mezarda Hayat”, “Arnavut Vasil” ve “Post Avcısı” Türkçe’ye çevrilmiştir. Üç kez Nobel edebiyat ödülüne aday gösterildi.
Benim bildiğim, haklarında bilgilere ulaşabildiğim şair ve yazarlar ile ilgili bilgiler bunlar.
Sappho’nun köyü Eresos
Eresos köyü yemyeşil doğası, kırmızı kiremitli tek veya iki katlı geleneksel ve yalın evleri ile beni büyüledi. Sahilde bulunan şirin bir lokantada dinlenip, lezzetli yemeklerini tattık. Kısa bir deniz keyfinden sonra kendimi köyün sokaklarına attım. Amacım hem fotoğraf çekmek hem de Sappho ile ilgili izler bulmaktı.
Köyün meydanında yapılmış Sappho heykeliyle karşılaşınca mutlu oldum. Heykelde betimlenen Sappho’nun kararlı ve özgüvenli duruşu, bir eliyle sırtındaki ağırlığı kaldırırken öteki koluna tünemiş baykuştan güç alması beni oldukça etkiledi. Baykuş; Yunan mitolojisinde “kişileşmiş akıl” olarak kabul edilen bilgelik tanrıçası Athena’nın simgesidir.
Ara sokakların birinde her yıl düzenlenen “Uluslararası Sappho Kadın Festivali” irtibat bürosunu gördüm. Festival her yıl Eylül ayında düzenleniyormuş. Çeşitli kültür, sanat ve spor dallarında etkinlikler düzenlenen festival oldukça ilgi görüyormuş.
Eresos’ta Sappho 2600 yıldır yaşıyor. Her ne kadar şiirlerinin büyük bir kısmı kayıp ve yok edilmişse de O’nun bıraktığı özgürlükçü ve devrimci ruh Lesbos sokaklarında dolaşıyor.
Sabahattin Ali ve Sappho
Toprağı gibi kültür ve sanat üretimi de verimli olan Lesbos Adası ve Sappho, Sabahattin Ali’nin de dikkatini çekmiş. Sabahattin Ali, Ayşe Sıtkı İlhan’a 26.11.1934 tarihinde yazdığı mektupta şöyle der:
“… İnsan Bayraklı arkasındaki sırtlara bir çıksa, yüzünü çiğdem soğanlarıyla dolu toprağa bir dayasa muhakkak bir zamanlar orada koşuşmuş olan güzel Yunan kızlarının ayak kokularını duyar. Muhakkak Midilli’den doğru gelen rüzgâr Safo’nun şarkılarından parçalar getirir. O topraklarda, unutmamalısın ki, çok eski zamanlarda da olsa, güzelliği her şeyden üstün tutan insanlar yaşamıştır; musikiden, şiirden, güzel heykellerden, güzel insanlardan, güzel fikirlerden başka hiçbir şeyi ciddiye almayan insanlar yaşamıştır…”
Bu mektupta Sabahattin Ali, Sappho’nun şarkılarına dikkat çekmekte ve her tür güzelliğe değer veren ada halkını anlatmaktadır. Sanki orada yaşamış gibidir. Sabahattin Ali’nin Lesbos Adası’na gidip gitmediği ile ilgili bilgi yok.1918-1921 yıllarında Edremit’te yaşamış Yazar, Lesbos Adası ile ilgili elbette bilgilere sahipti. Ada ile Edremit arasında gidip gelen insanlardan Sappho ile ilgili hikâyeler de kulağına çalınmış olabilir.
Bir başka olasılık ise şu olabilir: Reşad Ekrem Koçu “Haşmetli Yosmalar/Osmanlı Tarihinde Yasaklar” adlı eserinde Sappho’dan da söz eder. Son paragrafta şöyle bir cümle var:
“…Sappho’nun şiirlerinin en güzel ve en doğru baskısı Bergks’in 1867 yılında neşredilmiş Yunan Lirik Şairleri adlı eserinin üçüncü cildindedir.”
Koçu’nun sözünü ettiği yazar Theodor Bergk’tir. 1812 Leipzig doğumlu olan yazar, 1881 yılında İsviçre’de ölmüştür. Alman filolog Bergk, klasik Yunan şiiri konusunda otoriteydi. Yazarın eserleri halen dilimize çevrilmemiştir. Sabahattin Ali büyük olasılıkla Almanya’da eğitim gördüğü yıllarda (1928-1930) Bergk’in “Yunan Lirik Şairleri” adlı eserini Almanca orijinalinden okumuş olabilir.
Sappho ile ilgili çok şey söylenmiş, resimler çizilmiş, heykeller yapılmış. Şimdiye kadar Sappho’ya yazılmış hiç şiir duymadım. Sabahattin Ali “Safo” adlı şiiri 1928 yılında yazmış. Hiç bir dergi ya da gazetede basılmamış. “Postam Defteri’ndeki Şiirler” olarak da anılan defterde bulunan şiirleri arasında bu şiir de vardır. Söz konusu defterdeki şiirlerle birlikte “Safo” adlı şiir de Asım Bezirci’nin çabası ile ancak 1973 yılında okurla buluşmuş. Ne acı, uzun yıllar defterde gizli kalmış.
SAFO
Bir abanoz şamdanı andırırken zeytinler,
Yürüyen cariyelerle oynaştı güvercinler;
Mermer basamaklardan bahçeye indi Safo
Akşam düştü havuza bir kuru yaprak gibi,
Bir genç kız yanağında dolaşan dudak gibi,
Yumuşak çimenlerde bir an gezindi Safo…
Nemli yapraklariyle mandarin ağaçları,
Bir kadının güneşte kuruttuğu şaçları…
Meyveler tütsü gibi dağıttı kokusunu…
Bahçenin granitten duvarları bile surdu
Birçok ümitsiz adam orada dolaştı durdu…
Duvarların dibine defnetti uykusunu…
Ve onlar ağlarken tunç kapıların dışında,
Safo’nun ihtiraslar parlardı bakışında,
Cariyelerin ince beline el attı:
İlahların verdiği kusursuz güzellikle,
Erkekler ellerini uzatmasınlar diye;
Safo âşıklarını kadınlarla aldattı…
Ben Sappho’yu gençlik yıllarımda bu şiirle öğrendim. Bence bu şiir Sappho için yazılmış en güzel şiirdir. Sabahattin Ali, şiirinde Sappho’yu fotoğrafik bir anlatımla gözlerimizin önünde canlandırmaktadır. Zeytin, mandalina ve çimenlerle donanmış havuzlu bir bahçede Sappho gezinmektedir. Mermer basamaklar, granit duvarlar ve cariyeler varsıllığını imler. Bahçeyi çevreleyen duvarın dışında Sappho’ya hayran ya da âşık birçok erkek dolanmaktaysa da hiç biri muradına eremez.
Şiirin son mısrası cesur bir anlatım içerir. Yazıldığı yılları düşünürsek o yıllarda eşcinsel bir şaire böyle bir şiir yazmak cesaret işidir. Sabahattin Ali’nin ne kadar entelektüel, ileri görüşlü, şiiriyle tabuları yıkan, şair ve yazar olduğunu bu şiir açık seçik anlatır.
Sappho ile Sabahattin Ali’nin çok önemli bir ortak yönü vardır: Her ikisi de aşk insanıdır. Hayata, güzel olan her şeye, doğaya âşık iki şair yüzlerce yıl sonra bu yazı ile buluştular. Ne mutlu bana her ikisini de bildiğim ve okuduğum için.
Ayasos Köyünde Santur Dinletisi
Ayasos köyü Olimpos Dağı eteklerine kurulmuş oldukça büyük bir köy. Köyde bulunan Meryem Ana Kilisesi, Hristiyanlar için önemli bir hac merkezi konumundadır. Kilise’ye giderken 1894 yılında kurulmuş Kültür ve Sanat Derneği’ni de ziyaret ettik.
Merkezde, 25 bin ciltten fazla kitaptan oluşmuş bir kütüphane bulunuyor. Kültür merkezinde tiyatro oyunları, müzik, dans etkinliklerine ev sahipliği yapan 300 kişilik bir sinema salonunun yanı sıra folklor müzesi bulunmaktadır. Merkez’de aynı zamanda tiyatro, halk oyunları, halk müziği ve çalgı aletiyle ilgili kurslar, konferanslar gerçekleştiriliyor.
Lesbos’da “Dağın başında” böyle etkin bir kültür sanat merkezi beklemiyordum. Hem şaşardım, hem de gıpta ettim. Merkezin ikinci katında bulunan kütüphane salonuna ulaştığımızda santurlar ve buzukilerle dolu bir ortama girince hepten şaşırdım. Salonda köşede bulunan santurun başında yaşlı bir bey oturuyordu. Atina Üniversitesi konservatuvarında öğretim görevlisi olan Prof. Zafirıou Kostas yaz tatillerini köyünde geçirirken boş durmuyormuş. Çocuk ve gençlere müzik öğretiyor, konserler düzenliyormuş. Merkeze gelen gezginlere de kısa müzik dinletileri gerçekleştiriyormuş. Kendisi bize santur ile Mozart’tan bir eser ile Kâtibim adlı şarkıyı seslendirdi. Ben o salondan bir türlü çıkamadım, çıkmak istemedim doğrusu. O kısa ama keyifli müzik ziyafetini nasıl unutabilirim?
Lesbos bir adadan çok daha fazlasıdır. Egenin mavi sularıyla çevrilmiş, şairli, şiirli, müzikli, tadı damağımda, dimağımda, kulağımda kalan bir ada…
Kaynaklar:
1. Sabahattin Ali, Bütün Şiirleri, Yapı Kredi Yayınları, 22.baskı
3. Antikçağ Anadolu Şiiri Antolojisi, Derleyen ve Çeviren: Alova, Can Yayınları, 2008
4. Haşmetli Yosmalar / Osmanlı Tarihinde Yasaklar, Reşad Ekrem Koçu, Doğan Kitap, 2. Baskı, 2024
5. İki Gözüm Ayşe / Sabahattin Ali’nin Özel Mektupları, Hazırlayan: Ayşe Sıtkı ilhan, Doğan Akın, Bilgi Yayınevi, 1997
6. www.canyayinlari.com
7. www.wikipedia.com
8. www.visitlesvos.gr
