Mayıs 2001’de 34 seçme aslanımız da Casa tipi uçaklarının “kazayla” düşmesi nedeniyle şehit olmuştu. Cumartesi de yine 17 seçme aslanımız helikopterleri “kaza” yapınca düştü, şehit oldular. Tabii Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in de uçağı “kaza” sonucu düştü ve Eşref Bitlis Paşa şehit oldu.
Hep kaza…
Ya “buzlanma” oluyor ya da “hava soğuk ve sisli”…
Raporlar da böyle yazılacak ve bir iki hafta içinde 17 şehidimiz de helikopter de unutulup gidecek.
Bu “tezgâhı” kuranlar “bizi” bizden iyi biliyorlar, çözmüşler genlerimizi. “Nasılsa” diyorlar “nasılsa bu Türkler artık çılgın mılgın değil, 17 günde unuturlar!”
9 Eylül Gazetesi’ndeki pazartesi yazıma böyle başladım…
Ne 10 Kasım’dı değil mi? Geçen 10 Kasım’da da Van Depremi’ni mi yaşamıştık?
Devleti bir yana bırakıyorum millet harikaydı ama 10 Kasım’da. Konak Belediyesi’nin çağrısı ve organizasyonuyla, yurttaşların omuz omuza Atatürk için birliktelikleri alkışlanmaz da ne yapılır?
Ya Bayraklı Manavkuyu Mahallesi yurttaşları?
Kimse, hiçbir kurum ya da kuruluş değil sadece kendi yürekleriyle, esnafın katkısıyla ne güzel andılar Gazi Paşa’yı!
Tarihe ve talihe bakın ki Gazi Paşa’nın ölüm günü 17 Mehmetçik de şehit düştü. Gerçek olan “gerçekleri” hiçbir zaman öğrenemeyeceğimiz, gerçek peşinde koşarsak da başımıza bela alacağımız 17 şehidimiz…
Tıpkı 2001 Mayısındaki 34 şehidimiz gibi…
Tıpkı koskoca Eşref Paşa’nın şehadeti gibi…
Kurtlar Vadisi senaryosu gibi bir süreç yaşıyoruz son 30 yıldır…
Kasım ayı Atatürk ayıydı ama NTV Tarih dergisi “ABD Başkanları” ayı yaptı.
Bu ne yüzsüzlük bu ne şuursuzluk anlamadım. Uyduruk bir fotoğrafla duygusallık taslayıp andıklarını iddia ettikleri Gazi Paşa’ya karşı ABD Başkanlarının tarihini tercih etmişler. Ne diyeyim Allah ıslah etsin.
Oysa el birliği ile Ata’yı konuşmamız lazım…
İstiklal Harbi ruhunu söyleşmemiz, yaşamımıza yeniden uygulamamız lazım. Atatürk’ün bir masal kahramanı değil bir millet önderi olduğunu, düşüncelerinin bugünü de aydınlattığını sokak sokak, mahalle mahalle, kapı kapı anlatmamız lazım. Memleket dâhilinde siyaset yapanlardan bir şey beklemeden, dıştan kafa karıştıranlara, içte ve dışta Sevr’i hortlatmaya çalışanlara şamar indirircesine sevgiyle bir araya gelmemiz şart.
Sadece AKP’ye “karşı olmak” için Mustafa Kemal düşüncesindenmiş gibi görünenlere de dikkat etmek gerekir ki, örneğin hem Mustafa Kemalci hem de ABD ya da AB severliğin asla örtüşemeyeceğini haykırmak gerekecektir! Milletin yüreğiyle doldurduğu meydanları, sıcak plazalarında tablo TV’lerinden izleyen sözde “halkçı”, bir ayağı bilmem ne konsolosluğundaki medyacılardan sakınmak gerekecektir!
Gelelim bunca edepsizliğe rağmen milletin yüreğinde, yüreğimizde yaşattığımız Atatürk sevgisiyle bağdaşmayan bir olaya…
İzmir CHP belediyelerince idare ediliyor…
CHP eğer gerçekten CHP ise, Yeşildere’deki kepazeliğe derhal son vermek zorundadır. Dün ve son 30 yıldır canlarını gencecik yaşlarda feda edenlerin derdi Atatürk önderliğinde verilen İstiklal Harbi ve sonrasında kurulan Cumhuriyet’in bekasıydı. Ne ABD’ye ne de AB’ye muhtaç ve mahkûm kalmadan dimdik durması, Türkiye Cumhuriyeti’nin iki bin yıllık Türk tarihinden aldığı ışığın sönmemesiydi onca şehidin amacı…
Yeşildere’deki “Şehit Mehmetçik Anıtı’nın” iç karartan halini daha önce yazmıştım. Birkaç gazetecinin ilgi gösterdiği bu akla ziyan duruma Büyükşehir Belediyesi doyurucu bir cevap vermemiş, o güzelim anıtın geride kalan parçalarını da, yangından mal kaçırır gibi kaldırmıştı.
![]() |
Ne yazık ki İzmir Büyükşehir Belediyesi 1999 seçimlerinden bu yana bazı konularda aklımı karıştırıyor. Çaka Bey’in büstünün yok olması, Fuar’daki Türk Büyüklerinin büstlerinin, bir iddiaya göre İzelman bodrumuna atılması ve son olarak da Yeşildere’deki Şehit Mehmetçik Anıtı’nın “yok edilmesi”!
Konak ya da Büyükşehir, fark etmez…
Hangisi ne yapacaksa yapsın…
İşte yer önerim. Şehit Mehmetçik anıtını Kordon’a koyalım!
ŞEHİT MEHMETÇİK ANITI’NIN ONARILARAK KORDON’A KONMASI anlamlı olmaz mı? Bence kampanya bile açabiliriz.
Ne dersiniz?
SES LÜTFEN!


Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.