Unutanları fark edelim

SAADET ERCİYAS – Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şubesi, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü’nde “İzmir Alzheimer’ı Masaya Yatırıyor” konulu paneli düzenledi. Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlenen panelde teşhisten güncel tedaviye, ilaç dışı yaklaşımlardan bakım verenlerin ruh sağlığı ve hukuki boyutlara kadar hastalık tüm yönleriyle ele alındı. 

“İzmir Alzheimer’ı Masaya Yatırıyor” panelinin yönlendiriciliğini Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şube Başkanı Prof. Dr. Sevnaz Şahin, İzmir Şube Koordinatörü Belgin Karavaş ile birlikte yaptı. Salonun tamamen dolduğu etkinliğe derneğin üyesi hasta yakınları, hastalar, Karşıyaka Belediyesi Gündüz Yaşam Merkezi çalışanları ve üyeler katıldı. Panel öncesi Rebeteos Dans Akademisi konuklara özel bir gösteri sundu.

Panelde Alzheimer hastalığı konusuyla ilgili hem dernek çalışmalarına katılan hem de sahada çalışan İzmir’in önde gelen uzmanları bilgilerini paylaştı. Prof. Dr. Sevnaz Şahin, Doç.Dr. Didem Öz, Prof. Dr. Özge Yılmaz Küsbeci, Prof. Dr. Yaprak Seçil, Dr. Nurgül Kocakoç, Klinik Psikolog Dr. Duygu Çap Kurşun ve Belgin Karavaş panelin konuşmacıları oldu.

Prof. Dr. Şahin: Demans oranı artıyor

Alzheimer hastalığında risk faktörlerini anlatan Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şube Başkanı Prof. Dr. Sevnaz Şahin, 65 yaşın üzerindeki bireylerde demans (bunama) görülme oranının dünya genelinde ve Türkiye’de ortalama yüzde 8 ile yüzde 10 arasında olduğunu söyledi. 

Erken dönemde en önemli risk faktörünün düşük eğitim olduğunu, hastalığın seyrini yüzde 5 gibi etkilediğini anlatan Prof. Dr. Şahin orta yaşlarda tansiyon, şeker, yüksek kolesterol, işitme kaybı, obezite ve aktif olmayan bir yaşamın riski arttırdığını dile getirdi. İleri dönemde sosyal izolasyonun da çok ciddi olarak risk oluşturduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Şahin, “Eğer bunları düzeltebilirsek demans riskini yüzde 45 oranında azaltma şansımız var” dedi. 

Sosyal izolasyonu azaltmak için 3. Yaş Üniversitesi’nin çok önemli olduğuna değinen Prof. Dr. Şahin, 2026 yılı itibariyle İzmir’de 10 ilçede 3. yaş eğitimi verileceğini söyledi. “Bireyler burada sadece bilgi almıyor. Benzer yaş grubunda benzer ihtiyaçları olan kişiler bir araya geliyor. Yalnızlığa derman oluyor, depresyonu azaltıyor, duygu durumunu düzeltiyor. O nedenle sosyal izolasyonun ilacı 3. Yaş Üniversiteleri. İkinci ilaçsa bir sivil toplum kuruluşuna üye olmak” diye konuştu.

Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şubesi’nin 1999 yılından bu yana Karataş’taki merkezde hizmet verdiğini belirten Prof. Dr. Şahin, salonda bulunan tüm konukları Alzheimer Derneği’ne üye olmaya, derneğin çalışmalarına aktif olarak katılmaya çağırdı.

Her hastada farklı bulgular olabilir

Sunumunu “Alzheimer – Demans Klinik Tanısı, Genel Semptomlar” konu başlığıyla yapan Doç. Dr. Didem Öz, demansın özelliklerinin hastadan hastaya değiştiğini belirtti. Konuyu bir mahalle örneği üzerinden açıklayan Doç. Dr. Öz “Bir mahallede farklı görevleri olan gruplar olduğunu düşünebiliriz. Kimi fotoğraf çeker, kimi navigasyonu belirler, bir başkası bir başka görevi üstlenmiştir. Bu üyelerin hepsi aynı anda görevlerini kaybetmezler, zaman içinde bazılarında hasarlar oluşabilir. O yüzden de hangi grupta hasar varsa kişi de o konuda sorun yaşamaya başlar” dedi.

Doç. Dr. Öz alzheimerda sorunun sadece unutkanlık değil davranışsal problemler de olabileceğini söyledi. Doç. Dr. Öz, “Her hastada farklı bulgular olabilir, konuyu sadece unutkanlık olarak görmemek gerek. Zaman içerisinde ilerleme olabilir hasta farklı bulgularla bize gelebilir, bu da doğal bir süreç. Çünkü beynin farklı yerleri farklı zamanlarda etkileniyor” bilgisini paylaştı.

Yeni tanı yöntemleri

“Alzheimer’da Yeni Tanı Yöntemleri ve Biyobelirteçler” konusunda bilgi veren Prof. Dr. Özge Yılmaz Küsbeci, hastalığın tedavisiyle ilgili çok hızlı bir sürece girildiğini söyledi. Tıp dünyasında yaşanan gelişmeler doğrultusunda kanda bakılan bazı belirteçlerin Alzheimer tanısında hekimlere büyük kolaylık sağladığına dikkat çeken Prof. Dr. Küsbeci, “Ancak her test sonucu tek başına kesin bir tanı anlamına gelmez. Her hastaya istenmesine gerek yoktur. Sonuçların mutlaka doktor tarafından muayene ve görüntüleme tetkikleriyle birlikte değerlendirilmesi gerek” diye konuştu. 

3. Yaş Üniversitesi’nin çok kıymetli bir çalışma olduğuna değinen Prof. Dr. Özge Yılmaz Küsbeci, “Aktif olmak, bir günü yapılan etkinliklerle farklılaştırmak yaşlılıkta çok önemli” dedi. Prof. Dr. Küsbeci, hastalarda iki doz zona aşısının da mutlaka yaptırılması gerektiğine de dikkat çekti.

Yeni tedavi yöntemleri hızla geliyor

Alzheimer’da “Klasik Tedavi ve Yeni Tedavi Yöntemleri” konulu bir sunum yapan Prof. Dr. Yaprak Seçil, “Muhtemelen on yıl sonra bu hastalık kalmayacak, çünkü hummalı bir çalışma başladı” dedi. Alzheimer’a ilişkin ilk tanının 100 yıl önce Almanya’da Auguste Deter isimli bir kadına konulduğunu anlatan Prof. Dr. Seçil, “Aradan 100 yıl geçmiş, neden bu mücadelede başarılı değiliz, tüm dünyada tartışılıyor” diye konuştu.

Türkiye’deki duruma ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Yaprak Seçil, “Türkiye’de şu an hastamıza daha iyi bakalım, hastamız daha uyumlu olsun, toplum içerisine katılsın, sosyal aktivitelerde daha çok olsun… Bütün hedeflerimiz buna yönelik” dedi. Türkiye’de şu an kullanılan iki tane ilaç bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Seçil, hastalarda görülen psikiyatrik durumlar, davranış sorunu, uyku sorunu gibi konularda da tedaviye ihtiyaç duyulabileceğini anlattı. 

Ülkemizde zaman kazanmak üzere çalışmalar yapıldığını anlatan Prof. Dr. Yaprak Seçil, yeni tedavilerin yavaş yavaş geldiğini belirtti. “Bir demans hastasının gideceği yol sadece ilaç tedavisi değil” diyen Prof. Dr. Seçil,” Sporun hayatımızda olması, sağlıklı beslenme özellikle Akdeniz tipi beslenme, dans, topluca yapılan aktiviteler korunma için gerekli, hastalığı öteleyen koruyucu şeyler” diye konuştu. 

İlaç kullanmak zorunda olan hastalar için önerilerde bulunan Prof. Dr. Yaprak Seçil, ilaç kullanımının mutlaka düzgün yapılması, azaltma ya da artırma durumunda mutlaka hekimin tavsiyesine uyulması gerektiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Seçil, hastalarda hayal görme, ajitasyon, uykuya yönelik sorunlar var ise bunun için de hekimlerle konuşulup uygun tedavi yöntemlerinin seçilmesi gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Seçil, yeni tedavilerle ilgili de konuştu. Şu an dünyada onay alan iki ilaç bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Seçil, yeni ilaçların yüzde 30’a varan oranda hastalığın gerilemesini sağladığını ancak bazı yan etkilerinin bulunduğunu kaydetti. 

Alzheimer hastalığında hukuk ve etik

Panelde “Alzheimer Hastalığı ve Hukuk” başlıklı bir sunum yapan Dr. Nurgül Kocakoç, Alzheimer hastalarının hastalığın evrelerine göre karşılaştığı hukuk sorunları ve yasal haklarına ilişkin bilgi verdi. Sunumuna “Demans hastası hukuki işlem yapabilir mi? Kendi adına karar verebilir mi? Kapasite ne zaman kaybolur?” sorularıyla başlayan Dr. Kocakoç şu bilgileri verdi:

“Demans ilerleyicidir; ancak kapasite karar bazlıdır. Etiğe göre tamamen kaybolmaz. Hukuka göre kapasite ciddi şekilde bozulduğunda vasi atanır. İstekler ne kadar güvenilirdir? Değişken, tutarsız veya kimlikle uyumsuz görünen istekler etik açıdan sorun yaratır. Etiğe göre isteklerin tutarlılığı sorgulanmalıdır. Hukuka göreyse ayırt etme gücü varsa irade beyanı geçerlidir.”

Alzheimer hastaları için en kritik mevzuatın Türk Medeni Kanunu olduğunu anlatan Dr. Nurgül Kocakoç hastaların hak ve fiil ehliyeti, ayırt etme gücü, fiil ehliyetinin varlığı, demans hastasının yetkinliği, vesayet ve vasi tayini konularında ayrıntılı bilgiler paylaştı. Dr. Kocakoç, “Alzheimer hastalığının ileri evrelerinde kişi işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayabilir; bu durumda ceza sorumluluğu ortadan kalkabilir” diye konuştu. 

Bu hastaların ihmal ve istismar açısından en korunaksız grup olduğuna değinen Dr. Nurgül Kocakoç, Türk Ceza Kanunu’nda ihmal ve istismar türlerinin hesinin bir karşılığı olduğunu belirtti. Dr. Kocakoç, Alzheimer hastalarıyla ilgili verilerin hukuken paylaşılması mümkün olmayan veriler olduğunu, gelişigüzel paylaşılamayacağını vurguladı.

Bakım verenin de bakıma ihtiyacı var

Panelde “İlaç Dış Yaklaşımlar ve Bakım Verenin Ruh Sağlığı” başlıklı bir sunum yapan Klinik Psikolog Dr. Duygu Çap Kurşun, kendi deneyimlerinden yola çıkarak yapılması gerekenleri anlattı. Bakım verenin sağlığı iyi olmadan hastaya şifa vermesinin zor olduğuna dikkat çeken Psikolog Dr. Kurşun, demansın bir aile hastalığı olduğunu belirtti. 

Demans deyince konunun sadece unutkanlık olmadığını anlatan Psikolog Dr. Duygu Çap Kurşun, hastalarda genel olarak davranışsal sorunlardan söz edildiğini dile getirdi. “Davranışsal zorluklar biraz terzi işi gibi, bir hastada işe yarayan diğerinde işe yarayamayabiliyor. Tek bir doğru yok bu konuda” diyen Psikolog Dr. Kurşun, “Bu noktada dernek hani Nasreddin Hoca’nın eşekten düşme hikayesi var ya, biraz oradaki duruma benziyor. Oraya benzer zorlukları yaşayan bireyler geliyor. Ve ortaya bazen hasta yakınlarının getirdiği öyle çözümler çıkıyor ki şaşırıyorsunuz.” 

Sunumunda “Davranışsal değişiklik ne oldu da ortaya çıktı?” sorusuna da yanıt arayan Klinik Psikolog Dr. Duygu Çap Kurşun, hasta yakınlarına birtakım önerilerde bulundu. Psikolog Dr. Kurşun, “İlaç dışı yaklaşımda dört temel adım var. Yavaşlayın ve güvenliği sağlayın. Bedensel ihtiyaç ne durumda kontrol edin. Ortamı ve iletişimi sadeleştirin. Süreci kaydedin” dedi. 

Sözcüklerin ortamın parçası olduğunu anımsatan Psikolog Dr. Duygu Çap Kurşun, seçilen sözcüklerle durumu zorlaştırmanın da kolaylaştırmanın da elimizde olduğuna değindi, “Duyguyu adlandırın, ayrıntıyı tartışmak yerine kaygıyı karşılayın” önerisinde bulundu. Bakım verenlerin görünmeyen yükünü de anlatan Psikolog Dr. Kurşun, bakım verenlerin ikinci hasta olarak görüldüğüne belirtti ve “Sevgi ve yorgunluk aynı anda olabilir. Bakım verenin ihtiyaçları da bakım planına dahildir” diye konuştu.

Daha çok gündüz yaşam evi gerek

Panelin sonunda söz alan Alzheimer Derneği İzmir Şubesi Koordinatörü Belgin Karavaş, hastaların sosyal olmasının hastaların bakımı kadar önemli olduğunu söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2013 yılında açılan Gündüz Yaşam Evi’nin çalışmalarını sürdürdüğünü, Karşıyaka’da da 2022 yılında Gündüz Yaşam Merkezi’nin açıldığını, bir merkezin de Gaziemir’de bulunduğunu anımsatan Karavaş şunları söyledi:

“Hastaları buralara bırakmaktan çekinmeyin. Onları anlayan insanlarla olmak inanın hastalara çok iyi geliyor. İzmir’de artan nüfus yoğunluğu karşısında gündüz yaşam merkezleri daha da artmalı. Öte yandan hasta yakınlarına seslenmek istiyorum. Hastalarınızı lütfen saklamayın, görünür olun. Derneğimize getirin. Belediyelerden ihtiyaç duyduklarınızı talep edin. Durumumuzu ortaya çıkartırsak, görünürsek ihtiyaçlarımızı anlatırsak çözerler. Yeter ki biz önce talep edelim.” 

Panelin tekrarı Karşıyaka’da

Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şubesi’nin “İzmir Alzheimer’ı Masaya Yatırıyor” paneli 23 Eylül 2026 Çarşamba günü, bu kez Karşıyaka Bilge Çınarlar Sağlıklı Yaş Alma Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Etkinlik saat 15.00’te Rebeteos Dans Akademisi’nin gösterisiyle başlayacak. Panelde Alzheimer hastalığında erken tanı ve tedavi, yaşlı sağlığı, bakım süreçleri, psikososyal destek, hasta ve hasta yakınlarının karşılaşabileceği hukuki sorunlar ve çözüm yolları, hasta yakınlarının yaşadığı güçlükler ele alınacak. 

Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şubesi’nin halka açık ve ücretsiz olarak düzenlenen panel ve etkinliklerinin takvimini Alzheimerdernegiizmirsubesi Instagram hesabı üzerinden takip edebilirsiniz.

Related Images: