Amaç Homeros farkındalığı oluşturmak

“Bizim İzmir Homeros Ödülleri”nin beşincisi düzenlenecek

SAADET ERCİYAS – Magazin gazetecisi Mehmet Kurt tarafından düzenlenen “Bizim İzmir Homeros Ödülleri” bu yıl beşinci kez sahipleriyle buluşacak. İzmir’in sanat, edebiyat, bilim, sağlık ve toplumsal hafızasına emeği geçen isimleri ödüllendirmeyi amaçlayan tören, aynı zamanda adı İzmir ile özdeşleşen ozan Homeros’a ilişkin farkındalığı da artırmayı hedefliyor. Son başvuruların 25 Eylül 2026 Cuma günü sona erdiği yarışmanın ödül töreni, 22 Ekim 2026 Perşembe günü Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde (AASSM) gerçekleştirilecek. 

İzmir’de “magazin basını” deyince aklımıza geliveren bir elin parmakları kadar az sayıdaki muhabirin duayeni, gazeteci Mehmet Kurt ile “Homeros Ödülleri”nin çıkışını, Homeros’un İzmir tanıtımı için önemini ve bu prestij ödülünü alan kişileri konuştuk. 

Homeros gönüllüsü olmak

– Bizim İzmir Homeros Ödülleri çalışmanız ne zaman başladı, yola çıkarken neyi hedeflediniz? Neyi hayal etmiştiniz?

– İzmir’e katkı koyanların ödüllendirilmesi çalışmasına ilk kez Magazin Gazetecileri Derneği başkanlığım döneminde “İzmir’in Onurları” ödülleriyle başlamıştım. O çalışmayı, bu yıl beşincisini düzenleyeceğimiz “Bizim İzmir Homeros Ödülleri” takip etti. 

“Bizim İzmir Homeros”un fitilini ise Ovacık’a yerleşen tarih araştırmacısı, koleksiyoner ve Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı Başkanı olan iş insanı sevgili Oğuz Aydemir ateşledi diyebilirim. Yaptığımız röportaj sırasında İzmir hayranı bir kişi olarak Aydemir’i dinledikçe kendimi ayıpladım. Kendimi sıkı bir İzmir tutkunu olarak addeden ben, hemşehrimiz Homeros ile ilgili neredeyse yok denecek kadar az bilgi sahibiydim. Aydemir, Londra’daki The British Museum’da katıldığı Troya Sergisi’ni gezerken hediyelik eşya dükkânından bir Homeros büstü satın almış ve İzmir’e getirmiş. Bu büstü 100 adet de çoğaltmıştı. Bu büstlerden biri de bana nasip olmuştu.

Kendi kendime içlendim. Oğuz Aydemir Homeros büstünü çoğaltarak bir farkındalık yaratmaya çalışmıştı. Onun bu çabasından, yurt dışında İzmir’i tanıtmak için bir Homeros büstü yaptırmasından ve bunları İzmir’in önemli makamlarındaki insanlara armağan etmesinden etkilenmiştim. Aydemir’i arayarak “İkinci bir Homeros gönüllüsüne ihtiyaç var mı?” diye sorup fikrimi paylaştım. Bana verdiği moralin ardından hızlı bir şekilde “Bizim İzmir Homeros” ödül törenini düzenledik. Bayraklı’daki bir mekânda ilk ödüllerimizi dağıttık. Bizim markamız “Bizim İzmir”, Homeros da İzmirli (yani “Bizim İzmirli”) olunca ödüllerin adı da “Bizim İzmir Homeros” oldu. Ne mutlu bana ki bu yıl Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde beşinci kez ödüle layık görülen insanları onurlandıracağız. 

İzmir’de Homeros tanınmıyor

– Homeros’un size göre İzmir için önemi ne? 

– Homeros İzmir için o kadar önemli ki inanamazsınız. İzmir’de yaşayanların çok büyük bir çoğunluğu maalesef Homeros’u tanımıyor. Bu kent Homeros ile anılmaya başladığında İzmir’in ne kadar kazançlı çıkacağını bilmiyor. Bunu bilmeyenlerin yanı sıra bilip de umursamayanları da harekete geçirmek istiyorum. Bu kentte yaşayanlarca yeterince tanınmayan, bilinmeyen, asırlar önce yaşamış bizim İzmirli şair ve yazarı kentin geleceği için tanıtmak gerekiyor… 

“Kentin geleceği” derken, biraz geriye gidip bir hatırlatma da yapmak istiyorum. 2006 yılında, kentte 2015 EXPO’sunun hazırlıkları sürerken Ege Bölgesi Sanayi Odası “Marka Şehir Olmak” başlıklı bir konferans düzenlemişti. Konferansa konuşmacı olarak Avrupa kentlerinin marka danışmanlığını üstlenen ünlü İsveçli Christer Asplund davet edilmişti. Asplund, “İzmir dünyada tanınmıyor. İzmir markalaşmak için, Nobel Ödülü alan Orhan Pamuk’tan önce ünlü tarihçi ve ozan Homeros’u kullanmalı” demişti ve sözlerini  şöyle sürdürmüştü:

“İzmir’e gelmeden önce şehir hakkında 10 kişiye soru sordum. Ancak İzmir’in tanınmadığını gördüm. İzmir’i 10 iş insanına sordum, bunlardan sadece üçünden cevap aldım. Bunlardan biri ise İzmir’i Noel’de yenilen bir yiyecek olarak tanımladı. Homeros’un şehri olan İzmir’de Homeros’u yaşatan hiçbir veri göremedim. Örneğin havalimanında beni Homeros’u anlatan bir simgenin karşılamasını beklerdim. Kentte Homeros’u ve o dönemi temsil eden bir canlandırma yapılabilirdi. Diğer kentler kendi kahramanları üzerine tiyatro binaları inşa ettiler; festivaller düzenlediler, enstitüler kurdular. Bunun yapılabilmesi için İzmir’in önünde hâlâ zaman var. Sonuçta otoyol inşa etmeyeceğiz. Homeros hâlâ yaşıyor ama siz İzmirliler dünyanın en büyük ozanını yaşatamıyorsunuz. İstanbul bugün listelerde dünyanın ilk ten şehri arasına giriyor. Türkiye’ye geldiklerinde turistler Gaziantep baklavası ve Afyon kaymağı yemek istiyor, evlerine döndüklerinde yakınlarına anlatıyorlar. İzmir dendiğinde on saniye içinde insanın aklına gelecek bir simge ve arkadaşlarına anlatacak bir anı geliştirilmeliydi; bu da olsa olsa Homeros olurdu.” 

Christer Asplund’u haklı bularak “Bu konuda da fitili ben ateşleyeyim” istedim. 20 yıl önce elin yabancısının gördüğünü görmemekteki ısrarı bırakarak İzmir’in dünyaya tanıtılmasındaki kapıların ardına kadar açılması gerekiyor. Herkes elini taşın altına koymalı; kentin giriş çıkışları Homeros büstleriyle donatılmalı, Homeros hediyelik eşyaları üretilmeli ve üretenler desteklenmeli. Bir düşünsenize, turizm için nasıl bir ateş olur! Turizmci kazanır; Homeros hediyelikleri üretenler, satanlar kazanır. Kent kazanır, esnaf kazanır, oteller kazanır. Kısacası İzmir kazanır. 

– İzmir’de ya da başka bir kentte Homeros için düzenlenen bir ödül çalışması var mı? 

– Bizden başka, İzmir’de Bayraklı Belediyesi bir etkinlik düzenliyor, ödül dağıtıyor. Bornova Belediyesi’nin de Homeros ile ilgili çalışmaları var. Bornova ve Bayraklı belediyeleri ile de ortaklaşa bir çalışma yapmak isterdim. Çanakkale’de ise Troya Festivali kapsamında “Homeros Bilim, Kültür ve Sanat Ödülü” dağıtılıyor. 

– Ödülün oldukça kalabalık bir seçici kurulu var, nasıl oluşuyor bu kurul?

– Toplamda 160 kişiye ulaşan seçici kurullarımız var ve hepsi de alanında uzman. Şahsım olarak asla belli yaşlara, belli kariyerlere ulaşan kişilerden oluşan seçici kurullara müdahale etmiyorum, etmem. Dönem başlarında WhatsApp gruplarında sadece tek bir cümle yer alır: “Değerli dostlarım, sizin ‘adil’liklerinize güveniyorum!” Bir de https://www.bizimizmirhomerosodulleri.com adresinde yer alan adaylık koşullarını incelerseniz, ne değerlendirme öncesinde ne de değerlendirme sonrasında bedel istememe gibi bir prensibimizin olduğunu görürsünüz. 

– Toplum olarak ödül için daha çok “aday mı oluyoruz” yoksa “aday mı gösteriyoruz”? 

– Önceki yıllarda her ikisi de vardı. Ancak bu yıl özellikle bizimizmirhomerosodulleri.com veya homerosodulleri.com adreslerine bireysel başvuru gelmedi. Bu yıl kişiler aday olmaktan çok, aday gösterildi. 

– Verdiğiniz Homeros ödül heykelciği kimin eseri? 

– Bizim İzmir Homeros ödül töreninde dağıttığımız ve manevi değerinin yanı sıra maddi değeri de olan büstler, genç heykeltıraş dostumuz Yasin Uysallar tarafından üretilmektedir. 

– Meslekte kaç yılı geride bıraktınız? Magazin basınının önde gelen isimlerindensiniz. İzmir’de nasıl bir magazin basını var? Bu alanda çalışan kaç emektar muhabir var, meslek gelecek vaat ediyor mu? 

Magazin muhabirlerinin çalışma koşulları bir ekonomi muhabirine, belediye ya da polis-adliye muhabirine göre çok farklı. Maalesef gazetecilik her dalıyla bitme noktasında. Yazılı basın çok kötü bir durumda. Birçok gazeteci arkadaşımızın imrendiği dal olan magazin dalı, keyifli olmasına karşın oldukça meşakkatli. Herkes horul horul uyurken onlar çalışır; alkolün yoğun alındığı gecelerde güzelliklerin yanı sıra çirkinliklerle karşılaşırlar. İzmir’de bir elin beş parmağını geçmeyecek sayıda magazinci var ve onların da büyük bölümü geçinebilmek için sosyal medyayı tercih etti. 

– Son olarak, ilk kitabınız geçtiğimiz yıl yayımlandı. Devamı gelecek mi? 

Yazma konusu benim için yeni değil. Ortaokul yıllarıma kadar dayanıyor. Uzun süredir yazıp çiziyordum ve geçen yıl yayınevleriyle görüşmemiz sonucu dergi yayıncılığına ek olarak kitap yayıncılığı ve dağıtıcısı sertifikası almaya karar verdim. İlk romanım “Ceviz Bebekler”i kendi yayınevimden çıkardım, yayımladım. İkinci roman hazırlığımızın da sürdüğünü söylemeliyim. Bu arada izin verirseniz son bir ekleme yapayım. Bu yılbaşından itibaren şirket unvanımızı ikinci markamız olan Bizim İzmir ile değiştirdik. İzmir’de az sayıda yayımlanan magazin dergilerinden biri olan “Bizim İzmir” dergisini de 10 yıldan bu yana yaşatmaya çalışıyoruz. Tüm İzmirli Homeros dostlarımızı 22 Ekim 2026 günü düzenlenecek “Bizim İzmir Homeros” ödül törenine bekliyoruz. 

***

Mehmet Kurt kimdir?

Gazeteci Mehmet Kurt, mesleğe 1983 yılında Hürriyet Haber Ajansı editörü ve Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncularından foto muhabiri Hüseyin Baradan’ın teşvikiyle girmiş. Gümüldür Ortaköy’de yaptığı “Tulumbacı Yazlıkçılar” başlıklı ilk haberi gazeteye sürmanşetten girmiş. Ancak emek verdiği haberinin gazetede bir başkasının imzasıyla yayımlandığını görünce çok kırılmış ve gazeteden ayrılmış. Yolları bir süre sonra yine Hürriyet’le kesişen Kurt, magazin muhabiri olarak Doğan Haber Ajansı’nda göreve devam etmiş. 2000 yılında PEM Ajans’ı kurmuş, 2016 yılında “Bizim İzmir Dergisi”ni yayımlamaya başlamış. Mehmet Kurt aynı zamanda bir Türk Halk Müziği sanatçısı. Besteleri bulunan Kurt, Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği’nin de (MESAM) üyesi. 2005 yılında Ege Magazin Gazetecileri Derneği’ni kuran Mehmet Kurt, 18 yıl boyunca derneğin başkanlığını sürdürmüş. Dernek, bir vefa örneği olarak 2009 yılında “Bendeniz Tarık Sarı” kitabını yayımlayarak Sarı’nın yaşamını kayda geçirmiş. 2015 yılına kadar süren “İzmir’in Onurları” yarışmasını gerçekleştirmiş. Mehmet Kurt, ilk romanı “Ceviz Bebekler”i ise 2025 yılında yayımlamış. 

Related Images: