Ressam Cevat Şakir’in az bilinen görsel mirası

Saadet Erciyas

Belleklerde “Halikarnas Balıkçısı” olarak yer eden yazar, gazeteci, turist rehberi, ressam, çevirmen, karikatürist, Türkiye’de modern görsel kültürün erken dönem öncülerinden Cevat Şakir Kabaağaçlı, doğumunun 136. yılında pek çok etkinlikle anılıyor. Halikarnas Balıkçısı’nın doğum günü olan 17 Nisan, Bodrum Belediyesi’ne bağlı özel müze statüsündeki Bodrum Deniz Müzesi’nin öncülüğünde “Merhaba Günü” olarak kutlanıyor. 

“Halikarnas Balıkçısı” Cevat Şakir Kabaağaçlı’yı anmak üzere 17-30 Nisan 2026 tarihleri arasında Bodrum başta olmak üzere Muğla, Datça, Fethiye, İzmir’de etkinlikler düzenleniyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü öğretim görevlisi, tasarım tarihi uzmanı Ömer Durmaz’ın Datça’da açacağı “Ressam Cevat Şakir” sergisi ve “Pastiş Atölyesi” ise bizi Balıkçı’nın az bilinen görsel mirası ile buluşturuyor. 

Cevat Şakir’in ressamlığı

Halikarnas Balıkçısı, uzun yıllar gazete ve dergilerde yayımlanan haberlerinin yanı sıra kitaplarındaki çizimleri, illüstrasyonları da kendisi hazırlamış. Grafik tasarımcı ve küratör Ömer Durmaz, “Balıkçı’nın görsel mirası son derece zengin ama dağınık bir mirastır. Bugün birçok kişi onun yalnızca kitaplarını bilir. Oysa geride yüzlerce desen, kitap resmi, gazete çizimi, karikatür, kapak tasarımı, minyatür, kişisel eskiz ve hatta sıra dışı rölyef çalışmaları bırakmıştır” diyor. Balıkçı’nın eserlerini 2010 yılında “İstanbul’un 100 Grafik Tasarımcısı ve İllüstratörü” kitabı için çalışırken fark eden, araştırmaya ve toplamaya başlayan Durmaz, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Balıkçı’nın eserlerini toplamak benim için bir koleksiyonculuktan çok, 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti İstanbul yayınlarıyla başlayan bir araştırma süreciydi. Balıkçı’nın dağınık halde bulunan her çizim, her baskı, her belge yalnızca bir obje değil, eksik kalmış bir tarihin parçasıydı. O andan itibaren bu alan benim için kişisel merakın ötesine geçti. Meşhurun değil, meçhulün peşinden gittim. Cevat Şakir’in ressamlığı da o kayıp parçaların en önemlilerinden biriydi. Her yeni buluntu, onun başka bir yönünü açığa çıkarıyordu. Kimi zaman bir imza, kimi zaman bir çizgi detayı, kimi zaman yayımlandığı mecra bize çok şey söylüyordu. Bu nedenle süreç hâlâ devam ediyor.”

Halikarnas Balıkçısı’nın kültürel mirasına, eserlerine sahip çıkan ve adını yaşatan Bodrum Deniz Müzesi’ndeki “Merhaba” etkinliklerine 2021 yılından beri katılan Ömer Durmaz, o yıl “Babıali Ressamı” başlıklı bir sergi açmış. 2022 yılında Bodrum Belediyesi “Balıkçı Yaşıyor” anma etkinlikleri kapsamında bildiri sunan Durmaz, 2025 yılında ise yine Bodrum’da “Halikarnas Balıkçısı’nın Görsel Mirası Cevat Şakir” adını taşıyan serginin küratörlüğünü üstlenmiş. Sergi, söyleşi, yayın ve atölye gibi birçok alanda katkı sunmuş, danışma kurulu üyesi olarak görev almış. Geçtiğimiz ay Seferihisar’da ve İzmir’de “Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı” sergilerini açan Ömer Durmaz ile 24 – 26 Nisan tarihlerinde Datça’da izlenecek yeni sergisi öncesi görüştüm. 

Balıkçı modern görsel kültürün öncüsü

– Türkiye’nin görsel tarihi açısından Halikarnas Balıkçısı’nın öneminden söz eder misiniz? Sizin Halikarnas Balıkçısı ile ilgili çalışmalarınızın odak noktası nedir?

– Cevat Şakir Kabaağaçlı, Türkiye’de modern görsel kültürün erken dönem üreticilerinden, hatta öncülerinden biridir. Yazarlığı kadar çizgisi, resim anlayışı, illüstratif anlatımı ve kamusal görsel hafızaya yaptığı katkılar da son derece önemlidir. Balıkçı, çok katmanlı bir figürdür, görsel sosyoloji ve görsel kültür açısından da incelenmeye değer üretimleri vardır. Benim çalışmalarım özellikle onun görünmeyen ya da geri planda kalmış üretimlerine odaklanıyor. Yani yazıdan çok çizgiye, anlatıdan çok imgeye, edebî kimliğinden çok görsel üreticiliğine bakıyorum. Arşiv taramaları, özel koleksiyonlar, süreli yayın incelemeleri ve aile belgeleri üzerinden karikatürlerini, illüstrasyonlarını, kitap kapaklarını, desenlerini, çizimlerini imzalarken kullandığı takma adları ve sembolik görsel dilini inceliyorum. Amacım, Halikarnas Balıkçısı’nı yalnızca “okunan” değil, aynı zamanda “görülen” bir kültür figürü olarak yeniden konumlandırmak.

Balıkçı’nın görsel mirası

Balıkçı görsel açıdan ardında nasıl bir miras bırakmış, neler üretmiş?

– Balıkçı’nın görsel mirası son derece zengin ama dağınık bir miras. Bugün birçok kişi onun yalnızca kitaplarını bilir; oysa geride yüzlerce desen, kitap resmi, gazete çizimi, karikatür, kapak tasarımı, minyatür, kişisel eskiz ve hatta sıra dışı rölyef çalışmaları bırakmış. Üstelik bunların önemli bir bölümü yalnızca estetik değil, düşünsel bir değer de taşır. Onun çizgilerinde Ege coğrafyası var; deniz, mitoloji, insan figürü ve fikir var. 

Ayrıca erken Cumhuriyet döneminde görsel anlatının kamusal etkisini sezmiş isimlerden biridir. Bugün marka hikâyesi, destinasyon kimliği, kültürel anlatı tasarımı gibi alanlarda konuştuğumuz birçok kavramın sezgisel karşılığını onda görmek mümkün.

– Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın Kurtuluş Savaşı sırasında yaptığı ancak pek bilinmeyen karikatürler de var. Bu konudan da biraz söz eder misiniz?

– Bu konu oldukça önemli ve ne yazık ki yeterince bilinmiyor. Kurtuluş Savaşı yıllarında yaptığı karikatürler, onun güçlü bir muhalif, direnişçi ve Millî Mücadele yanlısı olduğunu gösterir. O dönem karikatür, bugünkü sosyal medya görselleri kadar etkili bir kamusal iletişim aracıdır. Hızlıdır, çarpıcıdır, doğrudan mesaj verir. Cevat Şakir de bu görsel silahı kullanarak, işgal yıllarındaki tüm risklere rağmen Kurtuluş Savaşı’na önemli bir destek vermiş. Mizahı propaganda ile, çizgiyi fikirle birleştiren işler. Tasarım tarihi açısından bu üretimler Türkiye’de politik görsel iletişimin erken örnekleri arasında değerlendirilebilir.

Babıali Ressamı Kabaağaçlı

– Cevat Şakir iyi bir resim eğitimi almış, ailesinde çok sayıda önemli ressam ve sanatçılar var. İlk mesleği ise Babıali’de “Basın Ressamlığı”. Bu kavram bugün grafik mesleğinde nasıl tanımlanabilir? 

– Şakir Paşa Ailesi’nde sanat iklimi baba Şakir Paşa ve anne Sare İsmet Hanım’la başlar; ancak bu eğilimi profesyonel düzeye taşıyan ve aile içinde gerçek rol modeli haline gelen isim Cevat Şakir olur. Kardeşleri Fahrünnisa Zeid ve Aliye Berger, yeğenleri Füreya Koral ve Nejad Devrim onun açtığı yoldan ilerler. “Basın ressamlığı” bugün büyük ölçüde illüstrasyon, editoryal tasarım, görsel gazetecilik, yayın grafiği; daha geniş anlamda ise afiş, ilan ve reklam tasarımı başlıkları altında karşılık bulur. Fotoğrafın teknik olarak sınırlı olduğu dönemlerde gazeteler ve dergiler olayları, fikirleri, portreleri ve toplumsal eleştirileri ressamlar aracılığıyla görünür kılıyordu. Yani basın ressamı, dönemin hem sanatçısı hem haber görselleştiricisiydi. 

Bugün dijital araçlar nedeniyle bu meslek başka biçimlere dönüşmüş olsa da özü hâlâ yaşıyor. Ne yazık ki “basın ressamlığı” terimi yeni kuşaklar tarafından çok bilinmiyor; çünkü mesleki tarihimiz yeterince çalışılmadı. Oysa bu alan, Türkiye’de grafik tasarım mesleğinin öncül evrelerinden biridir. Cevat Şakir bu bakımdan yalnızca bir sanatçı değil, grafik tasarım ve illüstrasyon mesleklerinin erken temsilcilerinden biri olarak da düşünülmelidir.

Bodrum kadar İzmir’in de balıkçısı, bahçıvanı 

– “Merhaba Etkinlikleri” Bodrum Belediyesi’nce düzenlenen etkinlikler. Öte yandan Cevat Şakir Kabaağaçlı Bodrum’la anılsa da İzmir’de de yaşadı ve burada vefat etti. “Merhaba” etkinliklerinden İzmirliler sizce ne kadar haberdar?

– Anma etkinlikleri yalnızca bir yazarı hatırlamaktan öte, bir yaşam felsefesini, kültürel iklimi ve bakış açısını yaşatma çabasıdır. Çünkü “Merhaba”, Balıkçı’da sadece bir selam değil, dünyaya açıklığın, insan sevgisinin ve yaşama sevincinin sözcüğüdür. Bu çabanın en büyük mimarı, müze müdürü Selen Cambazoğlu’na övgümü dile getirmek isterim. Bir diğer önemli isim de emekli kültür ataşemiz, anma etkinliklerinin danışma kurulunda yer alan Metin Erdoğan. Metin Beyin önerisiyle Cevat Şakir’in doğum günü 17 Nisan Dünya Merhaba Günü olarak kutlanmaya başlandı, bu konuyla ilgili uluslararası adımlar atıldı. Bu yıl etkinlikler yurt çapına yayılmış şekilde düzenleniyor. Muğla’dan İzmir’e, Bodrum’dan Seferihisar’a birçok etkinlik düzenleniyor. Tabii ki “Merhaba”nın başını Bodrum Deniz Müzesi çekiyor.

İzmir cephesine baktığımızda ise hâlâ gidilecek yol var. İzmir de onun hayatının büyük bir bölümüne, üretiminin olgunluk çağına ve son yıllarına tanıklık etmiş kenttir. Üçüncü kitabından itibaren eserlerinin tamamını İzmir’de kaleme almış, buradan Bodrum’a giderek “Mavi Yolculuk”ları sürdürmüştür. Geniş kitlelerce tanınması ve kültürel bir simgeye dönüşmesi de büyük ölçüde İzmir yıllarında gerçekleşmiştir. Ara Güler’in hafızalara kazınan kareleri bu dönemde çekilmiş, TRT yapımlarıyla yaşamı kayıt altına alınmıştır.

Yani Cevat Şakir’in İzmir dönemi, kozasını örüp kanatlandığı bir olgunluk evresidir. Şadan Gökovalı ile dostluğu gibi pek çok kıymetli gelişme de bu kentte yaşanmıştır. Dolayısıyla İzmir’in de bu mirası daha güçlü biçimde sahiplenmesi gerekir. Özellikle kültür kurumları, üniversiteler ve yerel yönetimler aracılığıyla bu farkındalık artırılabilir. Cevat Şakir, Bodrum kadar İzmir’in de balıkçısı, bahçıvanıdır. 

(Fotoğraflar: Ömer Durmaz Arşivi)

Related Images: