Kocakapı Mahallesi’nin hafızası yok oluyor

Metin Özer – İnsanların anıları, deneyimleri ve karakterleri olması gibi, kentlerin ve mahallelerin de kendilerine has bir kimliği ve hatırlama biçimleri vardır. Her biri kendilerine özgü karakterler taşırlar. Sokakların isimleri, o sokaklarda yaşamış insanların hikayeleri, hafızanın bir parçasıdır. Kocakapı Mahallesi de sadece coğrafi bir yer ya da tabeladan ibaret değildir. Bu mahallede doğup büyüyenler ve yaşayanlar için bir anı deposudur. Bir kentin ve mahallenin hafızası o kentin kurulduğu günden bugüne kadar yaşadığı, biriktirdiği ve bünyesinde barındırdığı her türlü maddi ve manevi değerlerin toplamıdır. 

Kocakapı Mahallesi’nin ortasından geçen 954 Sokak, Yeşildere’nin kenarından İzmir’in Türkleşmesinde önemli katkıları olan Emir Sultan’ın Türbesi’ne kadar yaklaşık 4-5 kilometre boyunca uzanmaktadır. Bugün Yeşildere’nin kenarındaki Aziziye Karakolu’nu ve karşısındaki Uray Çeşmesi’ni yerlerinde göremiyoruz. 1960’lı yıllarda 954 Sokak boyunca yürürken Aziziye Karakolu’nun önünden geçmek ve o süslü binayı seyretmek, Uray Çeşmesi’nden su içmek, Kocakapı önünde oynamak, Salih Dede yatırına mum dikmek çok gerilerde kaldı. Onların bir zamanlar orada olduğunu bilmek, adlarını yaşatmak ve tarihlerini araştırmak dışında bir şey yapamamak çok acı. Hafızasını kaybeden bir kent kimliğini kaybeder ve ruhsuz bir beton yığınına dönüşür. 

Geçmişte karakolundan dolayı “Aziziye” olarak da adlandırılmış olan “Kocakapı Mahallesi” simgelerinin son kalıntılarını da kaybetmek üzeredir. Mahalle adını 954 Sokak üzerinde yer alan bir koca kapıdan alır. Bu kapının kilit taşı yıkılsa da Roma döneminden beri varlığını korumaktadır. Sur duvarının nişine Salih Dede yerleşmiştir. Sığındığı o antik duvar, binlerce insanın umudu ve gözyaşıyla nurlanmıştır. İnsanların titreyen elleriyle yakıp o kara oyuğa diktiği her mum, onun kapısını çalan birer sessiz çığlıktır. Salih Dede ki evlenemeyen kızların bahtını açmış, fakirleri korumuş bir ermiştir. Yıllardır yanan mumların isleri taşlarını karartmış ama gönülleri ağartmıştır. 

Salih Dede’nin sığındığı niş bugünlerde işgal altındadır. Yan taraftaki binanın merdivenleri girişini kapatmakta, insanların ona mum dikmesini, dua etmesini engellemektedir. Bu işgalin sonlandırılması onu sevenleri çok mutlu edecektir.  

Sultan Aziz döneminde yaptırılan süslü karakol örneklerinden olan Aziziye Karakolu yol genişletme çalışmaları kapsamında 2000’li yılların başında yıkılmıştır. Yerine bir park yapılmıştır. Karakolun önündeki küçük meydanda bulunan Cumhuriyet’in ilk döneminin eseri Uray (Belediye) Çeşmesi yol genişletmeleri sırasında (koruma gerekçesiyle) Polis Şehitliği’ne taşınmıştır. Bugün yerinde bir palmiye yükselmektedir. Çeşmenin en azından parçalanmamış olduğunu görmek sevindiricidir.

Bir başka Uray Çeşmesi ise Vali Kazım Paşa İlkokulu alt kısmında otopark olarak kullanılan alanın köşesinde yok olacağı günü beklemektir. Bu çeşmenin de Polis Şehitliği’ne taşınarak korumaya alınması uygun olacaktır. 

Günümüzde şehirler ve mahalleler birbirine benzemeye, gri beton yığınları haline gelmeye başlamıştır. Bir şehri veya semti diğerinden ayıran, ona karakter ve ruh katan şey tarihi yapısıdır. İnsanlar yaşadıkları şehirde tarihi bir yapıya, eski bir karakol binasına, eski bir çeşmeye dokunduklarında oraya ait olduklarını hissederler. Eski eserler köksüzleşmeyi önler ve nesiller arasında bir köprü kurar. Yitirilen her eski eserle birlikte geleceğe bırakacağımız mirastan bir sayfa daha eksilir. Kocakapı Mahallesi’nin de hafızası her geçen gün hızla yok olmaktadır.

Related Images: