İddia şu: “Kimi AKP’li yöneticilerle belediye ve il meclis üyeleri kendileri ya da yakınları adına şirketler kurmuş. İktidar gücü kullanılarak kamu kurum ve kuruluşlarından ihale alıyorlar.” Tıpkı Hatay’daki gibi… Yani, gazetelerin yazıp çizdiği, “Ali Dibo” diye adlandırılan siyasi rant oyunuyla devletin sırtından ballı para kazanma iddialarının aynısı.
***
Sanırım hatırlarsınız… Başbakan, şöyle demişti: “Gazete haberleriyle hareket etmiyoruz. Fakat gazete haberlerini ihbar kabul ediyoruz. Gerekli teftişi yapar, bu kişileri açığa almamız gerekiyorsa alırız. Partiden ihraç etmemiz gerekiyorsa da ederiz?” İzmir’deki iddialar işte tam da Başkan’ın dediği türden….
Gazetelere yansıdı, hatta CHP’li milletvekili Ahmet Ersin olayı TBMM’ye götürdü. Ersin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı yanıtlanması talebiyle soru önergesi verdi.
***
Ahmet Ersin dedi ki: “Son 3.5 yıldır İzmir’de kamuya ait özel güvenlik, temizlik, inşaat ve onarım işlerini kim aldı? Hangi usulle ihaleye çıkardınız? İhalesiz iş var mı, bedelleri ne kadar?” Yanıt geldi. Ama Başbakan’dan değil, Yardımcısı Mehmet Ali Şahin’den… Üstelik tam 100 sayfa…
Bir kaç gün önce Ahmet Ersin’le görüştüm. Diyor ki, “Bize sadece belediyelerdeki durumu aktarmışlar. Şimdi hepsini tek tek inceleyeceğim. Ama dikkat edilecek nokta bu belediyelerin çoğu CHP’li. Oysa önergemde ben sadece belediyeleri değil, iktidarın yönettiği kamu kurumlarının da ihalelerini istedim. Ancak eksik bilgi verildi. AKP bir takım olayları gizlemeye mi kalkıyor? Bu işin peşini bırakmayacağım.”
***
Ersin, yine TBMM’ye başvurdu: “Neden eksik yanıt verdiniz?” dedi ve daha önce sıraladığı soruları tekrarladı. Aslında bu bilgilerin verilmesi yasal bir zorunluluk. Yeni Bilgilendirme Yasası’na göre sade bir vatandaş da başvursa, ilgili kurumlar açık açık, noksansız yanıt vermek zorunda. Ama bir milletvekili bile doğruya ulaşamıyorsa, söylentiler akıllarda daha büyük soru işareti bırakmaz mı? Ne dersiniz?

Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.