Bugün dünyada milyarlarca kişiye temiz ve sağlıklı su ulaştırılamadığına, büyük bölümünde de su kıtlığı yaşandığına değinilen açıklamada, şu noktalara dikkat çekildi: “Dünyanın birçok yerinde insanların sağlıklı suya erişimi ile ilgili sorunlar yaşanmaktadır. Ama yaşanan sorunlar su miktarının azlığı ile ilgili değil yönetimi ile ilgilidir. Su hizmetlerinin fiyatlandırılması veya su kullanım haklarının şirketlere devredilmesi suya erişimi engellemektedir. Yaşamın sürekliliği suya doğrudan bağlı olduğuna göre suyun kullanım hakkı ondan hayat bulan canlılardan başkasına ait olamaz, olmamalıdır. Yaşamın sürekliliği için suyu kullananlar aynı zamanda onu korumaktan da sorumlu olmalıdır.
Ne yazık ki ülkemiz de su sıkıntısı yaşayan ülkeler grubunda yer almaktadır. Bunun temel nedeni ise sularımızın korunamaması, tüm sektörlerde plansız kullanılışı ve hızlı artan nüfus karşısında suyun doğru yönetilememesidir.
Kentimizde de sınırlı olan su kaynakları bu hoyrat anlayıştan nasibini almaktadır. İzmir’in içme suyu kaynaklarının yetersiz olması nedeni ile bir taraftan Gördes Barajı’ndan su getirilmekte; diğer taraftan kentin gelecekteki su ihtiyacını karşılaması planlanan Çamlı Barajı altın madenciliğine feda edilmektedir. Kentimizin su ihtiyacını karşılayan yüzeysel ve yer altı suyu kaynakları kirlenme riski ile karşı karşıyadır. İzmir‘in su açısından zengin bir bölgede olmadığı gerçeği unutulmadan, su tüketimi açısından su kaynaklarını farklı kullanımlar (tarım, sanayi, kentsel) arasındaki paylaşımında bölge ve kent planlamasının aynı zamanda bir su kullanım kararı olduğu gerçeği dikkate alınarak; ihtiyaç ve talepler doğrultusunda su yönetim politikalarının sağlayacağı su tasarrufu da göz önüne alınmalıdır.
Su, bir yaşam hakkıdır. Ücretini ödeyemeyenlerin elinden alınabilecek ticari bir mala dönüştürülemez. Çokuluslu şirketlerin eline bırakılamaz. Kamusal bir değer olması gereken su, ne yazık ki özelleştirme kıskacı altındadır. Çağdaş bir su yönetiminin yalnızca modern teknolojiyi kullanarak değil karar alma süreçlerinde ve yönetimde katılımcılığı arttırarak, sosyal politikalarla bütünleştiren bir anlayışı egemen kılmakla sağlanabileceği unutulmamalıdır.”
(Eİİ)

Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.