Prof. Dr. Fatmagül Berktay’ın Türkiye siyasal hayatını toplumsal cinsiyet ve kadın çalışmaları literatürüyle harmanlayarak yaptığı konuşma ise “Neden ‘Kadınların İnsan Hakları’?” başlığını taşıyordu. “Evrensel insan hakları” ifadesinin, tarihsiz ve cinsiyetsiz, soyut bir insan kavrayışı üzerinde yükseldiğini belirten Berktay, kadınların maruz kaldığı ayrımcılığın ancak, kadın hakları mücadelesiyle aşılabileceğini vurguladı. Son yıllarda kamusal tartışmalarda giderek daha fazla öne çıkan güvenlik kavramını, “Güvenliğin Farklı Kavramsallaştırmaları ve İnsan Hakları Normları” başlıklı bir bildiriyle irdeleyen Doç. Dr. Cem Deveci, güvenlik kavramının siyaset felsefesinde Thomas Hobbes’dan bu yana daha ziyade bireylerin güvenliği anlamına geldiğini belirtti. Deveci, “devlet güvenliği” veya “milli güvenlik” gibi ifadelerin “derivatif” ve içeriksiz kavramlar olduğunu, hatta bireysel özgürlükler ve insan hakları normlarının bazı durumlarda gözden çıkarılabileceğini ima ettikleri için sorunlu ve karanlık bir boyutu da içerdiklerini söyledi. Panelin son konuşmacısı olan Prof. Dr. Arus Yumul’un bildirisinin başlığı “Yurttaş ve Azınlık Hakları”ydı. Yumul, Türkiye’de gayrimüslim azınlıkların aslında hiçbir zaman eşit yurttaşlar olarak görülmediğini öne sürdü. Son yıllarda Türkiye’nin etnik çeşitliliğine ve tarihsel geçmişine, “yerel tatlara” ve azınlıkların müzik ve mutfak kültürüne giderek artan ilgiyi “butik çokkültürcülüğü” olarak adlandıran Yumul, azınlıklara ve “ötekileştirilenlere” yönelik ayrımcılığın ancak, tarihsel, toplumsal ve siyasal bir hesaplaşma ve yüzleşmeyle aşılabileceğini belirtti.
Ekonomi Üniversitesi’nde insan hakları tartışıldı
İzmir Ekonomi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği Bölümü, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin 60. yılı sebebiyle “Evrensel Bildirgenin 60. Yılında Dünyada ve Türkiye’de İnsan Hakları” başlıklı bir panel düzenledi. Akademisyen ve öğrencilerin büyük ilgi gösterdiği panelde Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mithat Sancar, “Otoriter Modernlikten Demokratikleşmeye: Çatışan Dinamikler” başlıklı bir bildiriyle katıldı. Sancar daha ziyade Almanya, Rusya ve Türkiye’de modernleşme deneyiminin taşıdığı benzerliklere odaklanarak, “otoriter modernleşme” olarak tarif ettiği modernleşme serüveninin demokratikleşme sürecine evrilmesinin siyasal koşulları üzerinde durdu.
Prof. Dr. Fatmagül Berktay’ın Türkiye siyasal hayatını toplumsal cinsiyet ve kadın çalışmaları literatürüyle harmanlayarak yaptığı konuşma ise “Neden ‘Kadınların İnsan Hakları’?” başlığını taşıyordu. “Evrensel insan hakları” ifadesinin, tarihsiz ve cinsiyetsiz, soyut bir insan kavrayışı üzerinde yükseldiğini belirten Berktay, kadınların maruz kaldığı ayrımcılığın ancak, kadın hakları mücadelesiyle aşılabileceğini vurguladı. Son yıllarda kamusal tartışmalarda giderek daha fazla öne çıkan güvenlik kavramını, “Güvenliğin Farklı Kavramsallaştırmaları ve İnsan Hakları Normları” başlıklı bir bildiriyle irdeleyen Doç. Dr. Cem Deveci, güvenlik kavramının siyaset felsefesinde Thomas Hobbes’dan bu yana daha ziyade bireylerin güvenliği anlamına geldiğini belirtti. Deveci, “devlet güvenliği” veya “milli güvenlik” gibi ifadelerin “derivatif” ve içeriksiz kavramlar olduğunu, hatta bireysel özgürlükler ve insan hakları normlarının bazı durumlarda gözden çıkarılabileceğini ima ettikleri için sorunlu ve karanlık bir boyutu da içerdiklerini söyledi. Panelin son konuşmacısı olan Prof. Dr. Arus Yumul’un bildirisinin başlığı “Yurttaş ve Azınlık Hakları”ydı. Yumul, Türkiye’de gayrimüslim azınlıkların aslında hiçbir zaman eşit yurttaşlar olarak görülmediğini öne sürdü. Son yıllarda Türkiye’nin etnik çeşitliliğine ve tarihsel geçmişine, “yerel tatlara” ve azınlıkların müzik ve mutfak kültürüne giderek artan ilgiyi “butik çokkültürcülüğü” olarak adlandıran Yumul, azınlıklara ve “ötekileştirilenlere” yönelik ayrımcılığın ancak, tarihsel, toplumsal ve siyasal bir hesaplaşma ve yüzleşmeyle aşılabileceğini belirtti.
Prof. Dr. Fatmagül Berktay’ın Türkiye siyasal hayatını toplumsal cinsiyet ve kadın çalışmaları literatürüyle harmanlayarak yaptığı konuşma ise “Neden ‘Kadınların İnsan Hakları’?” başlığını taşıyordu. “Evrensel insan hakları” ifadesinin, tarihsiz ve cinsiyetsiz, soyut bir insan kavrayışı üzerinde yükseldiğini belirten Berktay, kadınların maruz kaldığı ayrımcılığın ancak, kadın hakları mücadelesiyle aşılabileceğini vurguladı. Son yıllarda kamusal tartışmalarda giderek daha fazla öne çıkan güvenlik kavramını, “Güvenliğin Farklı Kavramsallaştırmaları ve İnsan Hakları Normları” başlıklı bir bildiriyle irdeleyen Doç. Dr. Cem Deveci, güvenlik kavramının siyaset felsefesinde Thomas Hobbes’dan bu yana daha ziyade bireylerin güvenliği anlamına geldiğini belirtti. Deveci, “devlet güvenliği” veya “milli güvenlik” gibi ifadelerin “derivatif” ve içeriksiz kavramlar olduğunu, hatta bireysel özgürlükler ve insan hakları normlarının bazı durumlarda gözden çıkarılabileceğini ima ettikleri için sorunlu ve karanlık bir boyutu da içerdiklerini söyledi. Panelin son konuşmacısı olan Prof. Dr. Arus Yumul’un bildirisinin başlığı “Yurttaş ve Azınlık Hakları”ydı. Yumul, Türkiye’de gayrimüslim azınlıkların aslında hiçbir zaman eşit yurttaşlar olarak görülmediğini öne sürdü. Son yıllarda Türkiye’nin etnik çeşitliliğine ve tarihsel geçmişine, “yerel tatlara” ve azınlıkların müzik ve mutfak kültürüne giderek artan ilgiyi “butik çokkültürcülüğü” olarak adlandıran Yumul, azınlıklara ve “ötekileştirilenlere” yönelik ayrımcılığın ancak, tarihsel, toplumsal ve siyasal bir hesaplaşma ve yüzleşmeyle aşılabileceğini belirtti.

Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.