Saadet Erciyas – Kınık Tarıma Dayalı İhtisas Bitkisel Üretim Organize Tarım Bölgesi’nde altyapı çalışmaları hızla ilerliyor. Kınık OTB Yönetim Kurulu Başkanı Enver Olgunsoy, üretimi teknolojiyle birleştirmeyi, İzmir’i Kınık’tan başlayarak tıbbi ve aromatik bitkiler konusunda ülkemizin katma değeri yüksek üretim üssü yapmayı hedeflediklerini söylüyor.
Bakırçay Ovası’nın güneyinde yer alan ve 2021 yılında tüzel kişilik kazanan Kınık Tarıma Dayalı İhtisas Bitkisel Üretim Organize Tarım Bölgesi (Kınık OTB) toplam 1,23 milyon metrekare alana sahip. Arsa ön tahsisinin yapıldığı, 56 sera parsel ile 41 sanayi parselinin hizmet vermesi öngörülen bölgede tıbbi ve aromatik bitkilerin üretimden işlemeye, paketlemeden ihracata entegre bir ortamda pazarlanması hedefleniyor. “Dünyada ilk, Türkiye’de tek” iddiasıyla kurulan, Kınık Tarıma Dayalı İhtisas Bitkisel Üretim Organize Tarım Bölgesi’nin müteşebbis heyetinde İzmir Valiliği, İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası, İzmir Ticaret Borsası, Ege İhracatçı Birlikleri, Kınık Belediyesi ve Bergama Ticaret Odası bulunuyor.
Katma değeri yüksek ürün hedefi
Kınık OTB Yönetim Kurulu Başkanı Eczacı Enver Olgunsoy ile inşaat faaliyetinin yoğun bir şekilde sürdüğü organize bölgede söyleştim. Olgunsoy, yatırımcı parsellerinin satışına başlanan organize tarım bölgesinin tüm Bakırçay Ovası’na hitap edeceğini, tamamlandığında başta kadınlar olmak üzere binlerce bölge insanına iş olanağı yaratacağını belirtiyor. Organize bölge arazisinde şu ana kadar yaklaşık 4 bin 300 metre dolayında yağmur suyu, atık su ve yol inşaatı çalışmasının gerçekleştiğini anlatan Olgunsoy, “Temel hedefimiz üretimi teknolojiyle birleştirmek, İzmir’i tıbbi ve aromatik bitkiler konusunda ülkemizin katma değeri yüksek üretim üssü yapmak” diyor.
Ülkemizin endemik, tıbbi ve aromatik bitkiler konusunda söz sahibi ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Enver Olgunsoy, “Bütün Avrupa kıtasındaki kadar zengin bitki floramız var. Bazı ürünler işin içine teknoloji girdiğinde bire dokuz hatta çok özel bir üretim olursa bire otuz katma değer yaratabiliyor” görüşünü dile getiriyor. Kınık OTB’ye giden yollar, tıbbi adıyla “Silybum marianum”, halk arasında bilinen adıyla “deve dikeni” bitkisiyle çevrilmiş. Neredeyse insan boyuna gelmiş deve dikeni bitkisi Nisan ayında yağan yağmurların ardından topraktan adeta fışkırmış. Eczacı Olgunsoy, deve dikeninin karaciğer dostu bir bitki olduğunu anlatırken, “Burada hedefimiz öncelikle deve dikeni gibi doğada yetişen tıbbi ve aromatik bitkilerin, tıp ve eczacılıkta, kozmetik ve parfümeri alanında değerlendirilerek katma değeri yüksek üretime dönüştürülmesi, ihraç edilmesi. Deve dikeni bol ama onu ilaç sanayiinde kullanmak için teknoloji gerek. Burada onu yapmaya çalışacağız” diyor.
Yatırımcılar bölgeye ilgili
Son dönemde yakın coğrafyada yaşanan savaş ve istikrarsızlığa rağmen yatırımcıların bölgeye ilgisinin sürdüğünü belirten Enver Olgunsoy, Kınık OTB’de sebze, meyve, çiçek, tıbbi ve aromatik bitki tohumu üretimi, ithalat ve ihracat odaklı fide üretimi, teknolojik seralarda tıbbi ve aromatik bitki üretimi yapmayı planladıklarını belirtiyor. OTB’de üretilecek fidelerin, tıbbi ve aromatik bitkilerin Bakırçay bölgesindeki üreticilere sözleşmeli şekilde verileceğini söyleyen Olgunsoy, “Üreticilerden gelen tıbbi aromatik bitkiler OTB’deki sanayi tesislerinde işlenerek katma değeri yüksek ürünlere dönüştürülecek, ihracatı yapılacak” bilgisini paylaşıyor.
Kınık Tarıma Dayalı İhtisas Bitkisel Üretim Organize Tarım Bölgesi için çalışmaya başladıklarında İzmir Kalkınma Ajansı’na (İZKA) başvurduklarını anlatan Enver Olgunsoy, “Arıtma tesisi, atık suyu, kompost tesisi, karbon ayak izi konusu gibi aklınıza gelebilecek pek çok konuya ilişkin bize bir yol haritası, rapor verdiler. Özetle başından itibaren her şey planlanarak yol alındı. Burası örnek bir tesis olarak kurgulandı” diyor. Kınık OTB’de günümüzün en önemli sorunlarından biri olan susuzluk konusunda da planlama yapıldığını belirten Olgunsoy, “Susuzluk riskine karşı yeni bitki yetiştiriciliği, inovatif uygulamalar, dikey tarım uygulamalarını hedefliyoruz. Bu konuyla ilgili yatırımcılara bitki deseni önereceğiz. Dört tane kuyumuz var, suyu bu kuyulardan biz servis edeceğiz. Sayaçlarımız olacak ve bölgemizde vahşi sulama yapılmayacak” diye ekliyor.
Meslek yüksek okulu açılması planlanıyor
Kınık Tarım Organize Bölgesi’nde oluşturulacak Ar-Ge merkezinin yanı sıra “Tıbbi Aromatik Bitki Meslek Yüksek Okulu” kurulması da planlanıyor. Enver Olgunsoy, “Teknik meslek yüksek okulu kurulması için Ege Üniversitesi ile görüşüyoruz. Protokol aşamasında. Binayı yaptıktan sonra süreç üniversite sanayi işbirliği şeklinde yürüyecektir. Yüksek okul konusunda biz danışmanlık hizmeti vereceğiz. İhtiyaç duyulan alanlarda YÖK’ün onayladığı şekilde eğitim de başlayacak. Uygulamaya dönük, sektörün istediği insan kaynağını sağlayacak bir eğitim modeli olmasını istiyoruz” bilgisini veriyor. Olgunsoy, gelecekte Bakırçay bölgesine hizmet verecek bir tarım lisesinin de şimdiden planlanmasının yararlı olacağına dikkat çekiyor.
Kınık OTB’nin bilginin üretildiği, paylaşıldığı bir organize bölgesi olması için çalıştıklarını belirten Enver Olgunsoy, organize bölge içinde bilginin gelecek kuşaklara da aktarılacağı, yeni gelişmelerin izlenebileceği bir dijital bir tarım kütüphanesi açmak istediklerini anlatıyor. Olgunsoy “Tüm bu çalışmaların yanında üretici ve yatırımcıların ortak kullanımına sunulacak modern tarım makine ve ekipmanların bulunduğu genel hizmet merkezi de kurulacak” diyor.
Üretilen bitkilerin ekstraksiyonu önemli
Kınık OTB Yönetim Kurulu Başkanı Eczacı Enver Olgunsoy, Türkiye’nin dünya kekik ticaretinin yüzde 80’ini elinde tuttuğunu, bu oran içinde İzmir kekiğinin de anlamlı bir payı bulunduğunu anımsatıyor. “Kekik üretiminde dünya birincisiyiz, malzeme bizde ama o malzemeyi ilaç sanayinde kullanıp dünyaya satacak teknolojimiz yok” diyen Olgunsoy, “İzmir’in endemik kekiği var, ‘Boncuk Kekik’ de denir. Ekilip, biçilip, toplayıp, kurutulup satılıyor. Ancak işlem bu kadar değil aslında. Kurutulup yağı çıkarınca, kekik bir kere daha değerleniyor. Kekik gibi bitkilerin uçucu yağlarında doğal olarak bulunan fenolik bir bileşik olan Karvakrolü elde edebilsek, ilaç hammaddesi olarak kullanacağız. Ama bu ekstraksiyon dediğimiz işlem daha komplike cihazlarla yapılıyor. Teknoloji isteyen bir süreç” bilgisini paylaşıyor.
Aynı durumun parfüm konusunda da söz konusu olduğunu anlatan Enver Olgunsoy, çok bilinen, yağı için üretilen lavantayı örnekliyor. Ülkemizde dikimi teşvik edilen lavantanın parfüm sanayiinde kullanılacak lavanta türü olmadığını belirten Olgunsoy, “Ülkemizin son derece değerli bitki florası doğadan vahşi hasat yöntemiyle toplanıp, basit kurutma yöntemleriyle ihraç ediliyor. İçindeki etken maddeler çıkartılarak bize çok daha yüksek fiyatla geri satılıyor” diyor. Kınık OTB’de kurulacak Ar-Ge merkeziyle doğru ürünün dikimi, toplanması ve tesislerde değer kaybı yaşanmadan işlenmesini sağlayacaklarını anlatan Enver Olgunsoy, “OTB içinde kurulacak tesislerde tıbbi ve aromatik bitkilerin distilasyon, ekstraksiyon ve benzeri ileri teknolojik yöntemlerle elde edilmesi sağlanacak. Kınık’taki yatırımlarla bölgeyi, İzmir’i bu konuda öncü ve tüm dünyada bilinen bir merkez haline getirmek en önemli hedefimiz” diye ekliyor.
Türkiye’de üretim yapan tıbbi ve aromatik bitki yetiştiricilerinin ellerindeki ürünü nasıl değerlendireceklerini sık sık kendilerine sorduğunu söyleyen Enver Olgunsoy, “Üretici zahter yapmış, yağını elde etmiş, ‘Ne yapacağım?’ diyor. Lavanta üretmiş, yağını sağlamış, ‘Nasıl ihraç edebilirim?’ diyor. Bununla ilgili bir borsa yok henüz Türkiye’de. Oysa borsa olsa insanlar ellerindeki değerli ürünün değerini bilecek. Bu bizim bir eksiğimiz, bu konuda da İzmir Ticaret Borsası ile bir çalışma yapmak istiyoruz” diyor.
Kınık OTB’nin ülkemizin ihtiyacı olan yerli tohum ve fide üretiminin artırılması, kaliteli ürün elde edilmesine yönelik islah ve Ar-Ge çalışmalarının da yapılacağını aktaran Olgunsoy, sözlerini “Yerli ata tohumları yeniden hak ettiği yeri bulacak. Tohumluk fide üretimi için henüz bir firma başvurdu. Bölgemize tohum ve fide alanında çalışacak firmaları özellikle davet ediyoruz” diye tamamlıyor.







