Onu anlamak için hiç çabalamadık!

“Atatürkçüyüz” dedik…

“Cumhuriyetçiyiz” dedik…

“Halkçıyız” dedik…

“Laikiz” dedik…

“Devrimciyiz” dedik…

“Milliyetçiyiz” dedik…

“Devletçiyiz” dedik…

“Kemalistiz” dedik…

Ama…

Ama hiç çalışmadık, birbirimiz sevmedik, bir ve birlikte olmadık…

Her yıl Cumhuriyetimiz yeni yaşına girdiğinde bile biz “Onuncu yıl” marşında takıldık, çünkü O’nun bıraktıklarını arttıramadığımız gibi, koruyamadık da…

Ne “okullarımız” oldu O’ndan sonra ne de “iş adamlarımız”…

Ne “yurtlarımız” oldu O’ndan sonra ne de “hastanelerimiz”…

O ne dediyse biz tersiniz yaptık…

O neyi hedef gösterdi biz şimdi neredeyiz…

O daha yaşarken vurguladı “ölümlü” olduğunu ama biz onu ahmakça “anlamadık”!

Dilimiz bir acayip…

Ekonomimiz bir acayip…

Devletimiz bir acayip…

Cumhuriyetimiz, demokrasimiz, anayasamız bir acayip…

Okumuyoruz, öğrenmiyoruz ama O’nu “andığımızı” iddia ediyoruz…

O “çalışkansınız” derken “tembelliğimizi” biliyordu…

O “zekisiniz” derken “gerzeklere” dikkat edin diyordu…

O “bugünleri” ta o günlerden görüp de Afet İnan’a “Medeni Bilgileri” yazdırmıştı ama biz okumadık…

Bugün her zamankinden fazla ve her zamankinden çok anıyoruz, arıyoruz belki…

Ama hasret ve minnetle birlikte mahcup olduğumuzu da kabul etmeliyiz manevi hatırası önünde.

Bir 10 Kasım daha yaşadık…

Medyasından siyasetine hepimiz O’nun “ne kadar büyük” olduğunu, hatıralarını, fotoğraflarını yayınladı.

Oysa hep birlikte haykırmamız gereken “mahcubiyetimiz” ve “özeleştirimiz” olmalıydı.

Bugün 11 Kasım Pazartesi…

Bugünün yazısı bu…

Ama “yarın”…

Yarın “devam” ederiz “kaldığımız” yerden…

Nasılsa “10 Kasım” ile “12 Kasım” arasında “özde” bir fark olmayacak!

Yine “kuklalar” tepişecek ama “kuklacılar” sevinecek…

Related Images:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın