Olmaz her halde…
Ayrıntılarıyla hatırlıyorum 2002 Nisanını…
Oğlum dört yaşında ve ben işsiz güçsüz bir gazeteci…
2002 girdiğinde karamsarlık umutsuzluğa dönmeye başlamış…
Aklıma iyi ve kötünün aynı andan geldiği bir saat ve çalan telefon…
Sevgili Üzeyir Sever…
Kanal 1 TV o sıralar İzmir TV olmuş, yeni içerikle ve Ali Bügenin yönetiminde yeni yayına hazırlanıyor. Üzeyirin davetiyle gidiyorum İzmir TVna… Ama girmek istemiyorum TVna, dışarıda buluşuyoruz. Üzeyir farklı bir sabah programı düşünüyorum diyor. Ama öyle bıdı bıdı gazeteleri okuyup bitmesin, sorgulayıcı, muhalif bir kent yayını olsun istiyorum diyor… Üzeyir konuşurken sadece gözlerine bakıyorum. Eee ben ne yapayım? diyorum saf saf… Bu yayını senin yapmanı istiyorum diyor. Yayının adı da belli.
İsim babası Üzeyir Sever: Sabah Resimleri.
8 Nisan 2002 Pazartesi sabahı başlıyoruz yeni heyecanla…
Müthiş bir TV. Yayınlar falan hep özgün.
Sevgili kardeşim Adem Kavacık ilk yönetmenim. O da heyecanlı.
O zamanlar uydu falan yok, internet yaygın değil. Sadece telefon. Önce garipseniyor yayın. Başkasının taklidi diyenler oluyor hemen. Garipseniyor çünkü 2002de asla eleştirilmeyen, sorgulanmayan, adeta biat edilen bir belediye başkanı var İzmirde… Rahmetli Piriştina büyükşehirde…
Sabah Resimlerine alışma kısa sürüyor.
Uzatmayayım, zira becerebilirsem bu konuyu kitaplaştırmak niyetim var, sevgili Üzeyiri de ikna edebilirsem müthiş olacak. Tabii yayımlatabilirsek. Zira burası İzmir ve ne yazık ki göründüğü gibi değil.
Sabah Resimleri hep onur verdi bana.
Bu yüzden 8 Nisan hayatımın en önemli günlerinden. Yoksa bugün yazacak başla konu mu yoktu?
İlk yayın gününden 2006 yılı 15 Eylülüne dek Adem kardeşimden başka Beyhan ve Duygu kardeşlerim üstlendi yönetmenliği. Reji ekibinden kameramanlara, ulaştırmadan TV yönetimine hep destek gördüm, inkâr etmem.
İzleyiciyle buluştuğu andan itibaren de kocaman bir aile olduk. Lakin bir TV yayınının alması gereken desteği kent önderleri hiç vermedi bunu da saklayamam. Hani aşağı mahalle, yukarı mahalle derim ya? Bir yukarı mahalle yayını olarak sermaye sahibi aşağı mahallenin hep kösteğini yaşadım.
Şimdi geriye bakıyorum da, beş yıllık sürgünde bile unutulmayan bir yayın oldu Sabah Resimleri. Ekrandan uzaklaştırıldığım dönemde sokakta hep neden sorusu soruldu. TMSFnin İzmir TV baskınında bile görmediğim zulmü, İzmirimde kendi meslektaşlarımdan gördüm. Hele bir gazete yöneticisinin onun işsiz kalması en büyük keyfim olacak sözünü asla unutamam. Yayının yarattığı rahatsızlığı biliyorum, anlatmayı da kitaba bıraktım.
İzmir TVda yayında kaldığı sürede yine parasal sıkıntılar yaşadık. Reklam ve sponsorluk olmayışı, İzmirin çakma önderlerinin düşmanlığı ve sinsi operasyonları 15 Eylül 2006 Cuma günü semeresini gösterdi ve noktaladık yayını. 2006dan 2011 Eylülüne kadar Sabah Resimlerini bazı radyolarda, gazetelerde, internet sitelerinde sürdürmeye çalıştık ama TV gibi olamadı işte.
2011 Eylül ayına geldiğimde ise, programın bir daha asla geri dönmeyeceğine inanmıştım ki bu kez telefon Kanal 35 TV Genel Müdürü Nurettin Memurdan geldi. O da Üzeyir Sever gibi konuşup Sabah Resimlerini yeniden başlatalım dediği an galiba sürgün cezam bitti dediğimi hatırlıyorum. 26 Eylül 2011de yenide bu kez Kanal 35 TV logosuyla başladık yayına. İzmir TV ile Kanal 35 TV arasında tek fark yaşlanmam sanırım. İzmir TVda da özgürlüğümü sonuna kadar Kanal 35 TVda da sonuna kadar yaşıyorum. Bugüne kadar istişare dışında ne Nurettin Memur kardeşimden ne de yönetim kurulu başkanı Ahmet Küçükbaydan en ufak bir ima bile almadım ki Allah şahittir. Bazı görüş ayrılıklarımıza rağmen demokratik hoşgörünün temel olduğu bir konsept oluşturduk. Burada da genç bir ekip var benimle. Yetenekli kardeşlerimin leb demeden leblebiyi anlamaları, o güzel yüreklerinden katkılarıyla her sabah yine özgürce günaydın diyoruz işte. Ziya, Görkem, Nilgün, Sinan, Mertcan, Serdar, Can, Emrah, Hakan, Mithat, Halil, Erdem, Erhan, Uğur, Nesli kardeşlerimin yayın çabaları, Güvenç ve Hüseyinin ulaştırması, Birsel ve Yasemin ablalarımın çayları, Zeynep ve Bircanın yardımlarıyla küçük sorunlara da gülümseyerek yapıyoruz yayını. Şaka değil 11 yıl geride kalmış ve bugün 12den gün alacağız. Fakat bu arada Sabah Resimleri bir de köşe sahibi oldu. Ege Telgrafta özellikle Can Süphandağlının o heyecanlı baskısı TV programını bir de köşe adı yaptı ki, Ege Telgraf ailesine de bu akil olmayan deliye katlandıkları için minnettarım.
İşsiz yayınsız kaldığımda eskiden rahmetli Fevzi Yılmaz olurdu hep yanımda. Yakın Plan Gazetesini hüzünle anıyorum.
Ve Kent Yaşam! Hüseyin ve Saadet Erciyasın Kent Yaşamı galiba benim de yaşam kaynaklarımdan biri oldu bu zamanda.
Evet yaptığım, yaptığımız delilik. Çünkü yalandan, yanlış yönlendirmeden, borazanlıktan, yalakalıktan, yandaşlıktan uzak tamamen günlük sorun ve mutluluklara oturttuk temeli. Emperyal kapitalizmin tüm bölme, ayrıştırma, kimliksizleştirme gayretlerine rağmen her sabah Anadolunun tüm insanlarına ayrımsız günaydın diyoruz.
Evet yaptığım tam delilik! Asgari ücretle çalışan sevgili kardeşlerimle her sabah binlerce lira alıp yayıncılık yapan Bizanslılara kafa tutuyoruz sizin desteğinizle. Üsküpten Ardeşene, Paristen Diyarbakıra, Berlinden Niğdeye, Urfadan Hollandaya hepi topu 3 bilemediniz 5 izleyenimiz var. O milyarlara değişmeyeceğim 3 5 izleyenimle cüzdanını vicdanının önünde tutan boyalı maymunlara tarih dersi veriyoruz belki de…
11 yıl bitiyor bugün. Bizi yalandan koruyan Allaha şükür, desteğini, eleştirisini, takdirini esirgemeyen izleyenlerime ve yayınlar yüzünden bazı baskılara göğüs geren TV yönetimine de sonsuz teşekkür ediyorum.
Emekliliğin yaklaştığını hissediyorum. Bir 11 yıl daha olur mu emin değilim. Ama Sabah Resimleri sayesinde özel sıkıntılar yaşayan eşime ve aileme de minnettar olduğumu yazmalıyım.
İyi ki doğdu mu Sabah Resimleri?
Takdir sizindir, siz varsanız ben den de devam!

Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.