Yaşadım diyebilmek

Raşel Rakella Asal

Bilirsiniz, yaşlanınca, insanın bakışları içeri döner, geçmişte yaşadıklarını yeniden görmeye başlar. Anımsama bir kez başladı mı arkası gelir. Yeni şeyler hatırlanır, her konuda rasgele söylenen sözler gibi, anılar birbirine karışır. Anılar olmazsa yaşanmaz; onlarla yaşar, kâh onlarla mutlu kâh hüzünlü olursunuz. 

Anlatmak… Anılar arasında onlarca yıllık deneyimlerinin birikimini yakalamak, açığa çıkarmak için anlatmak… Bu benim yaşamım, bu benim diyebilmek için anlatmak… Dünkü kendiniz ile şimdiki halinizi karşılaştırın. Önce kendiniz olun, içinizdekileri keşfedin, başlayın anlatmaya, içinizi dökmeye, sonra nasılsa gerisi gelir. Hiçbir acınız ilk değil aslında. Hiçbir aşk da sonsuza değin yaşamayı beceremez. Hiçbir sevda ölümsüz değil. Her terk edilişinizde öleceğinizi sandınız, yenisine dek. O zaman önce kendiniz olun. İçinizdekini keşfedin. En zoru da bu değil mi? Belki bu yüzden, kendimizi, yani hiç tanımadığımız kendimizi, anlatmak zor.

Kimi günler uzaklardan bir ses duyarım. Ona bir ses eşlik eder; birbirini tamamlayan iki ses olurlar. Diğer yandan hüzün yayılır etrafa. Yoğun bir sis bulutunu andırırcasına, nefes aldırmazcasına… Pişmanlıklarım gelir aklıma. Bu buhran elime gözüme bulaşır, çıkmaz olur lekesi. İşte böyle bir hisle hiç boğuştuğunuz oldu mu? Yapmamalıydım dedirten… 

“Yapılan” ile “yapılmayan” arasında insanın ruhunu daraltan bir duygu mudur pişmanlık? Başka bir ana geri dönmek isteyip dönememek, etrafındaki duvarların üstüne geldiğini hissedip onları itelemek midir? Çaresizlik midir? Yapamadığına veya yaptığına duyduğun sorumluluk mudur? Kendi ellerinle yarattığın eksikliğin midir? Gölgen misali peşini bırakmayan, yapamadıklarının oluşturduğu keşke ler midir? Toyluğun mudur? Gereksiz yere geçmişi irdelemek midir? Vicdanın günah çıkarması mıdır? 

Bu günlerde kendime sorduğum bir soru ile boğuşuyorum. Hayatta pişmanlıklarım var mı? Yanıtlaması zor bir soru değil mi? Bu soru beni hayatım üzerine düşünmeye, kendimle yüzleşmeye zorluyor. Duygu ve düşüncelerimin zaman içinde geçirdiği dönüşümün farkındayım. Sık sık kendimle tartıştığım anlarımda çelişkilerim daha da belirginleşti. Kuşkusuz geri dönüp değiştirmeyi istediğim şeyler var. Sizlerin de vardır mutlaka. Olmaz olur mu? 

Geçmişte yaptığım hataları düşünüyorum. Hâlâ özür dilemem gereken şeyler olduğuna, kötü yönettiğim seçimler bulunduğuna ve yetersiz kaldığım anlar yaşadığıma inanıyorum. Ama hayatım üzerine düşündükçe, bunların aslında pişmanlık değil de başka bir şey olduğunu bu yaşımda idrak ettim ve adını koydum: olgunluk.

Nedir olgunluk? İnsanın kendini suçlayacak bir şeyleri olduğunu fark ettiği anda başlayan duygu… Hatalarımızın ve yanlışlarımızın bilincine vardığımız anlar… Asla zamanı geri alamayacağımızı bildiğimiz, geçmişe dair bir üzüntü halimiz… Düşündükçe pişmanlığın sadece geçmişe dair bir hüzün ya da bugüne yönelik bir hayal kırıklığı olmadığını anlıyorum. Bir şeyden pişman olmak, genellikle olgunlaştığımıza dair bir itiraftır, hatamızın kabulüdür. Bunu bu yaşımda anlayabiliyorum.

Hayat birbirine bağlı şeylerden oluşan karmaşık bir doku. Yaşla gelen olgunluk insanı daha bilge yapıyor. Ve bu bilgelik yapılan hataların acı verici ayrıntılarını silemeyeceğini biliyor. Bu duyguya kabullenme deniyor. 

Bir yanda yaşanmış deneyimin otoritesi üzerinizde bir yük gibi durur, gün gün, sene sene sürüp gider. Diğer yanda olgun kişiliğiniz geçmişteki eylemlerinizin kusurlarınızdan, ruh hallerinizden, önceden bilinmesi mümkün olmayan binlerce ayrıntıdan oluştuğunu size fısıldar, sizi sakinleştirmeye çalışır. Şöyle der: “Sen aynı kişi değilsin, büyüdün. Hepsi bu”.

Geçmişte verdiğimiz kararlara, yaptığımız eylemlere dönüp baktığımızda, geriye dönük bilme avantajına sahip oluruz; oysa doğal olarak, geçmişte böyle bir avantaja sahip olmadığımızı unutur gelişmemiş toy benliğimizi sorumlu tutar, kendimizi kusurlu buluruz. Kendimizi tam olarak anlayamamanın yarattığı o sürekli huzursuzluk hâliyle yaşarız.

Artık biri bana pişmanlıklarım olup olmadığını sorarsa, dürüst cevabım şöyle olur: Hatalar yaptım. Özür dilemem gereken şeyler var. Ama hayatıma geniş açıdan baktığımda gelecekte daha gidilecek yolların, yaşanmamış deneyimlerin olduğunu biliyorum. Şimdi bu yaşımda pişmanlığın aslında ne kadar içinden çıkılmaz bir hal alabileceğini, en nihayetinde aldığım her kararın, yaptığım her eylemin yapılmayanı da beraberinde taşıdığını anlayabiliyorum.

Hepimizin kişisel bir sınavı var. Yine günler, pazartesiler, perşembeler bize teselliler, ümitler vererek gelecek. Hayat yolculuğumda, o kısacık ömrümden yıllar, kendimden, içimden bir şeyler bırakarak geçecek. 

Sözün özü yaşamın sevinçleri ve hüzünleri içinde varoluşu kucaklamanın o derin bilinmezliğini yaşadım diyebiliyorum, hepsi bu. 

Related Images: