Binlerce televizyon kanalı tüm dünyayı gözlerimizin önüne sermektedir. Kanallar arasında gezinirken GRT (Gagauzia Radio Televizionu) amblemini kullanan bir televizyona rastladım. Biraz dikkat edince kolayca anlaşılabilen bir Türkçe ile Gagavuzca konuşulduğunu gördüm. Gagavuzca, Türkiye Türkçesine en yakın lehçe olarak bilinmektedir. Aynı program Rusça olarak da sunulmaktadır. Türk dizileri alt yazılı veya Rusça seslendirilmeli olarak oynatılmaktadır. GRT Televizyonunda gençler güreş (serbest güreşmesi) müsabakaları, turizm için konutların (musafirlik evleri), köylerdeki halkın (köy yaşayanları) tanıtımı her yaştan Gagavuz Türk’ünün halk dansları, milli giysileri ve müzikleri sunulmaktadır.
Ortodoks Kilisesi’ne bağlı papazlar Gagavuz Türkçesiyle Allah’a izmetten (hizmet) ve “şükür etmelerden” bahsetmektedir. Kilisesinin “Tanrı” yerine Müslümanlar gibi “Allah” kavramını ele alması ilginçtir. Şehir girişlerinde Latin harfleriyle yazılmış “Hoş geldiniz” tabelaları konukları karşılamaktadır. Başkent’teki Komrat Üniversitesi’nin tabelası Gagavuzca Latin harfleriyle “Komrat Devlet Üniversiteti” şeklinde ve ayrıca Kril alfabesiyle yazılmıştır.
“Gagavuz” kavramı resmi olarak Rusya’da 1817’de yapılan nüfus sayımında ilk olarak kullanılmıştır. 1937’de Rus yazarı Tolstoy da Gagavuzlardan bahsetmiştir. Gagavuzların Oğuz kökenli Kıpçak, Peçenek, Kuman ve Selçuklu Türklerinin birleşmesiyle oluştuğu kanısı yaygındır. Gagavuzların İsimleri İncil’den alınan Ivan, Valentina olurken, soyadları Türkçe “Köse”, “Aslan”, “Demir”, “Yıldız”, “Yanu”l”, “Koçanci”, “Balaban”, “Dülger” şeklindedir.
Romalıların “Uz” ya da “Uzi” olarak tanımladığı Oğuzlar, 1065’de 600 bin kişiden oluşan bir grupla ağırlıklı olarak Kuzeydoğu Bulgaristan ve Dobruca olmak üzere Balkanlara yerleşmişlerdi. Rus kaynaklarının “Torki”, yani “Türk” diye bahsettiği bu insanlar, bir süre sonra Doğu Roma’nın baskısıyla Hıristiyanlaşmışlar, ama Türklüklerini korumaya çalışmışlardı. Harbiye Nazırlığı da yapmış olan Enver Paşa’nın baba tarafı Gagavuz Türklerindendi. 1877-78 yılında yaşanan ve 93 Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus Savaşı’nı Osmanlı kaybedince Gagavuzlar, Rusya’nın idaresine ve kültürel hakimiyetine girmişlerdi.
Atatürk gibi 1938 de vefat eden Mihail Çakır dini ve kültürel çalışmalarıyla Besarabya’da ön plana çıkan Gagavuz kökenli bir eğitimci ve din adamıdır. Çakır, daha önce Viata Basarabiei Dergisi’nde Rumence yazdığı bazı makaleleri bir araya getirerek ve çeşitli eklemelerle 1934 yılında Besarabieala Gagauzlaran Istorieasa (Besarabyalı Gagavuzların Tarihi) başlığıyla, Gagavuz Türkçesiyle yayımlamıştır. Kırk yıllık süre zarfında Gagavuz tarihi, kültürü üzerine saha araştırması ve kaynak taraması yapan Mihail Çakır, Gagavuzların saf Türkçe konuşan bir Türk topluluğu olduğunu tespit etmiştir. Gagavuzların soy kökenlerini eski konargöçer Oğuz Türklerine dayandırmıştır. Çakır bu eserini mevcut tarihi veriler, sosyal bilim adamlarının tezleri ve saha çalışmalarından yola çıkarak hazırlamıştır. Gagavuzların köklü bir geçmişi ve kültürü olduğunu ortaya koymuştur1.
Günümüzde Orta Asya, Moldova, Romanya, Bulgaristan, Ukrayna ve Türkiye’de yaşamaktadırlar. Göçlerle dünyanın dört bir tarafına dağılan Gagavuzların, Türk ve Hıristiyan Ortodoks kimliklerinin koruyup günümüze kadar ulaşmasındaki en önemli kişi Mihail Çakır’dır. 27 Nisan 1861’de Çadır Lunga köyünde doğan Mihail Çakır, Moldova’nın başkenti Kişinev’de İlahiyat Fakültesi’nde okumuştu. Çakır, Moldovaca ve Rusça dil bilgisi dersleri hakkında çeşitli kitaplar yayınlamıştı. Besarabya’nın Romanya Krallığı’nın bir parçası haline geldiği 1918’den sonra, Mihail Çakır Gagavuz yazısının önceki Kiril alfabesinden Latin alfabesine geçişini sağlamıştı.
Çakır, “Besarabya Gagavuzlarının Tarihi” adlı kitabının bir kopyasını Atatürk’e sunmuş, Atatürk de Gagavuzların asimilasyonunu önlemek için onlara çeşitli Türkçe kitaplar göndermişti2. Ayrıca, Hamdullah Suphi Tanrıöver’i bu konuları takip etmek üzere görevlendirmişti. Tanrıöver, 1931-1944 yılları arasında Bükreş’teki büyük elçiliği sırasında Romanya ve Bulgaristan’da bulunan Türklerle yakından ilgilenmişti. Beserabya’daki Gagavuz kasaba ve köylerini dolaşarak, bu bölgede Türkçe eğitim yapan 26 tane okul açtırmış, bu okullara öğretmenler tayin ettirmiş ve Türkiye’den kitaplar getirterek bu okullarda okutmuştu. Ayrıca kızlı erkekli 30-40 kadar Gagavuz gencini Türkiye’ye göndererek çeşitli okullarda ve üniversitelerde eğitim ve öğretim görmelerini sağlamıştı3.
Atatürk’ün “O, Milli Mücadele’de bize bir ordu kadar yardım etti” dediği Papa Eftim, Türk kökenli Ortodoks Hıristiyan Karamanlıların dini önderiydi. Papa Eftim’in cemaati mübadeleden muaf tutulmuştu. Atatürk, Karaköy’de kurulan Anadolu Türk Ortodoks Hıristiyan Patrikliği’nin tebaası olması için bazı Gagavuzları Türkiye’ye getirtmişti. Gelen Türk Hıristiyanların Müslüman olması sonucu Papa Eftim, Hamdullah Suphi’ye sitem etmişti, “Türkiye’nin benim kiliseme getirilen 40 Hıristiyan Türk’ün Müslüman olmasına mı ihtiyaç vardı?” demişti.
Süleyman Demirel, Moldova’daki Gagauz Eli’nin otonom hale gelmesinde kilit rol oynamıştı. Türkiye, Moldova’yı 16 Aralık 1991’de tanımış, Başbakan Süleyman Demirel, Moldova Cumhurbaşkanı Snegur’a gönderdiği mesajda tüm hak ve özgürlükleri kendilerine tanınmış olarak “Moldova’da barış ve refah içinde yaşayan Gagavuz Türklerinin iki ülke arasındaki ilişkilerde ve işbirliğinin daha da gelişmesinde bir köprü oluşturacaklarına inandığını” belirtmişti4.
Bugünlerde GRT televizyonunda Moldova’nın parçalanma riskinden, Gagavuzya gibi toplam 350-400 bin kişinin yaşadığı küçük bir ülkenin bu durumdan büyük zarar göreceğinden bahsedilmektedir.
GRT Televizyon ve Radyosu, Gagavuz halkının tanıtımı, birliği ve kültürünün yaşaması için büyük bir anlam taşımaktadır. Yurt dışı gezilere, tarih ve folklora meraklı olanların bu kanalı izlemesi çok yararlı olacaktır. Yabancı dil sorunu yaşanmayacak bu minik ülkenin gezi programlarına alınması Gagavuz halkının tanıtımına ve yaşam standartlarını iyileştirmeye katkıda bulunacaktır.
Kaynaklar:
1-Asım Korkmaz, Erken Cumhuriyet dönemi neşriyatında Gagauz Türkleri, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi/Journal of Atatürk Yolu, 77 (2025), 38-62.
2-Nurten Ertul, “Gagauzlar Nereye Koşuyor?”, Gagauz Dostluk ve Dayanışma Derneği internet sayfası.
3-Nuri Yavuz, “Hamdullah Suphi Tanrıöver ve Gagavuzlar”, Akademik Bakış, Cilt 4 Sayı 7, 2010.
4- Ali Servet Öncü, Gazi Türkiyat, 15:87 – 104, Güz 2014.

