O kentte herkesin işi ve gelecek güvencesi var, “yarın” endişesi yok. Gece-gündüz sokakta tam güvenlik sağlanmış, gece aydınlatması kusursuz; kişi başına 10 m2 yeşil alan düşüyor. Cadde ve sokaklar düzenli olarak temizleniyor, kimse sokağı çöp atılabilir, tükürülebilir alanlar arasında görmüyor. Deniz kıyısı bütünüyle kamuya açık ve erişilebilirliği hiçbir şekilde engellenmemiş. Yaya geçitlerinde trafik ışığı olsun olmasın, engelli/engelsiz tüm yayalar güvenle karşıya geçebiliyor. Kent içi yaya ulaşımı engelliler gözetilerek düzenlenmiş. Yaya kaldırımlarının yüksekliği insanları engelli koşuya hazırlayan ölçülerde değil ve hiçbir araç sürücüsü bunu fırsat bilerek arabasını kaldırıma park etmiyor. Kaldırımlara büfeler yerleştirilmemiş; dükkânlar, mağazalar kaldırımları sergi alanı olarak kullanmıyor. İki şeritli yolların bir şeridi otopark olarak kullanılmıyor. Toplu taşıma araçları, her zaman bakımlı, temiz ve günün her saatinde önceden ilan edilmiş programa uygun olarak çalışıyor. Araç sürücüleri ile yolcular birbirleriyle saygılı ve uygar bir ilişki içindeler. Tüm araç sürücüleri trafikte “rakip değil ortak olduklarının” bilinciyle davranıyorlar.
O kentte açıkta yiyecek satılmıyor; açık alanlar, alışveriş bölgeleri seyyar satıcıların egemenliğine terk edilmemiş; zaten seyyar satıcı da yok. Vitrinlerde ve raflarda her malın fiyat etiketi var. Satıcı ve müşteri arasındaki uzlaşmazlıklarda başvurulacak kurumlar en kısa sürede erişilebilir noktalarda konumlanmış, her başvuru en kısa sürede sonuçlandırılıyor. Yaşamın hiçbir alanında “gücü gücü yetene” kuralı işlemiyor; her yerde yazılı hukuk kurallarının egemenliği var.
O kentte, hiç kimsenin dilediği yerde dilediği gibi inşaat yapmasına, hazine arazilerini işgal etmesine göz yumulmuyor; hiç kimse için parasının yettiği büyüklükte yapı yapmasına olanak sağlayan plan değişiklikleri yapılmıyor.
O kentte, kentlilerin yaşamını etkileyen kurallar sınırsız bir özgürlük içinde tartışılarak konuluyor ama kurallar konulduktan sonra herkese eşit biçimde ve ödünsüz olarak uygulanıyor. Kimse, kimsenin hakkını ve hukukunu çiğnemiyor; buna yönelik eğilimler asla hoş görülmüyor.
“Böyle bir kent olur mu?” demeyin. Ülkemizdeki hukuk sisteminin aslında böyle bir kent kurgusu vardır. Yukarıda sayılanlar ve daha da fazlası yürürlükteki yasalarımıza göre kentlerimizde olması gerekenlerdir. Yaşadığımız kentlerde bunların pek çoğunu bulamayınca aklımıza ister istemez şu soru takılmaktadır. Ülkemizde yasalar neden uygulanmaz ya da uygulanmayacak yasalar neden çıkarılır ki?

Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.