– Ekonominin itici gücü olan sanayinin son 12 yılda GSYİH içindeki payının yaklaşık 8 puan gerilemesinin gelecek açısından dikkatle değerlendirilmesi,
– Sanayide yoğunlaşmanın temel alınması ve üretim yoksa kalkınmanın hayal olduğu gerçeği üzerinde politikalar geliştirilmesi,
– Bu doğrultuda sanayicinin uluslararası rakiplerle eşit şartlarda rekabet edebilmesinin sağlanması,
– Bugün sanayi üretiminin büyük sorunlarından olan ara malı ithalatının dikkat çekici olduğu,
– Yüksek girdi maliyetlerinin ithalatı cazip hale getirdiği sürece, Türkiyenin üretim üssüne dönüşebilmesinin güçleşeceği,
– 2010 yılında gerçekleştirilen ihracatın, aynı yılda üretim yapabilmek için gerçekleştirilen ithalatı karşılamaya yetmediği,
– İthalata dayalı bir büyüme yerine, üreterek sürdürülebilir büyümenin sağlanması,
– Yapısal dış ticaret açığı sebebiyle cari açığın önemli bir risk unsuru haline geldiği ve mutlaka artışın önlenmesi gerektiği,
– 2010 yılında milli gelire oranı yüzde 13.5lere düşen iç tasarrufların artırılması,
– Her yıl yaklaşık 800 bin gencin işgücüne katılımı ile yapısal bir sorun olan işsizliğin, çözümünün de üretmekten geçtiği,
– Geçmişle kıyaslamada başarılı bir tablo çizen Türkiyenin, dünyaya yön veren gelişen ekonomiler arasında olmak istiyorsa, mutlaka ama mutlaka mevcut durumla yetinmek yerine vites büyütmek mecburiyetinde olduğu,
– Bu mecburiyetin, özel sektör-hükümet birlikteliğini, iktidar muhalefet işbirliğini ülkenin geleceği açısından zorunlu kıldığı,
– Yeni Anayasa, vergi, yargı, eğitim reformları ile Siyasi Partiler ve Seçim Kanununun toplumsal mutabakat içinde hazırlanması gerektiği,
– 12 Haziran seçimlerinin bir milat olmasını ve bundan sonraki süreçte bu birliktelikle, ülkenin acil çözüm bekleyen konularına geçici değil, kalıcı çözümler ve politikalar üretilmesinin gerektiği.

Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.