“Yabancı dille eğitim sağlıklı değildir. Her türden yabancı dille Tıp eğitimine son verilmelidir. Türkçe’nin daha güçlü bir bilim dili olması için çalışılmalıdır. Türkçe bilimsel yayınlara daha ağırlık verilmeli ve Türkçe yayın sayısı arttırılmalıdır.
Diş hekimlerinin de tıbbın bir parçası ve birer hekim olduğu bilinci geliştirmelidir. Diş hekimleri, diş hekimliği dışındaki klinik tıbbi uygulamalarda da (özellikle acil olgularda) beceri kazanmaya yönelik eğitimlere teşvik edilmelidir.
Veteriner hekimlik alanının güçlendirilmesi sağlanarak bu alanında koruyucu hekimlikteki yeri vurgulanmalıdır.
Eczacılar ile hekimlerin iletişimi tıbbi ve sosyal açıdan artırılmalı, eczacılığın sorunları tıp biliminin içinde irdelenmelidir.
Eczacı, hemşire, paramedik, psikolog, diyetisyen ve tüm sağlık alanı çalışanlarının karşılıklı iletişimleri arttırılarak, birbirine ve görevlerine yabancılaşmaları en aza indirilmeli ve bu mesleklerin birbirlerinden beklentileri açık olarak ortaya konmalıdır.
Hekim, diş hekimi, veteriner hekimlik, hemşirelik, paramedik gibi sağlık mesleklerinin öğrencilerinin sorunları ele alınmalı, onlara da söz hakkı verilmelidir.
Afetlere karşı önlemler ve acil müdahalelere özel önem verilmelidir.
Türk Dünyası Tabipler Birliği kurulmalıdır. Tıbbiyeli ruhu tüm Türk coğrafyasına yayılmalıdır.
Türkiye tarihinde çok güç koşullarda hastalıklarla mücadele etmiş, sağlık politikalarını şekillendirmiş sağlıkçıların yaptıkları gündeme getirilmelidir.
Ulusal tıp günlerinde sempozyumlar halkın bilinçlenmesine de katkı sağlamalı, organ bağışı gibi konularda sempozyum çıktıları basın yoluyla halka ulaştırılmalıdır. Bu sayede organ nakli sayılarının artışına yardımcı olunmalıdır
Türkiye sağlık alanında kendi Ar-Ge’lerini geliştirerek, sadece ilacını değil tıbbi teknolojisini kendi geliştirebilecek konma gelmelidir.
Hasta ve hekim hakları ve tıp hukuku alanlarında sağlık personelinin bilinçlendirilmesi için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.
Türkiye ilaç sanayi ve tıbbi teknoloji alanında çok büyük harcamalar yapmaktadır. Bu harcamaları azaltabilmek için gelişmiş batı ülkeleri örneklerinde görüldüğü gibi fitoterapi, akupunktur ve benzeri destekleyici/tamamlayıcı tıp alanları geliştirilerek önü açılmalı ve çok daha az masraflı bu alanlarla ilgili anabilim ve bilim dalları kurulmalıdır
Gelişmişliğin ölçütü kanser tarama programları geliştirilmelidir. Sitoloji tarayıcı ara elemanı olarak sitoteknolog eğitimlerine önem verilmelidir
Biyokimya, mikrobiyoloji gibi klinik branşlara yol gösteren laboratuvar branşları ile temel tıp bilimleri desteklenmelidir.
Uzaklaşılmaya başlanılan koruyucu hekimlik kavramı yeniden ön plana çıkarılmalıdır.
Sağlık mensuplarına yönelik şiddet ve mobbing/yıldırma uygulamalarına karşı ortak tavır alınmalıdır.
Milli Türk tıp kongrelerinin boşluğunu dolduracak olan ulusal tıp sempozyumları, ulusal duyarlılıkları olan sağlıkçıları bir araya getiren bilimsel toplantılar olmayı amaçlamaktadır.
1. Ulusal Tıp Günleri ne iletilen geri bildirimler, doğru yolda olduğumuzu kanıtlamaktadır.”

Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.