Biliyorsunuz, Başkan Kocaoğlu’na yönelen stratejik plan eleştirileri İzmir’de son dönemde hayli gerilime yol açtı. Bu konudaki en açık kavgayı da İTO Başkanı Ekrem Demirtaş İzmir Ekonomi Üniversite arazisi nedeniyle verdi. Bunlar basında genişçe yeraldı. Ekrem Demirtaş, İzmir’deki basını geçen hafta da “Ben İzmir’den yatırımımı taşıyorum” resti ile bir daha hareketlendirdi. Şarap fabrikası yatırımını İzmir’den taşıyacağını belirtti.
Koç Grubu’nun bile rakı yatırımını için Ege’yi tercih ettiği bir dönemde bu açıklamaların neden yapıldığını merak ediyorum doğrusu. Bazı şirketlerin merkezi İzmir’de olsa bile İstanbul’da gerektiği gibi örgütlendiler. Bunun en iyi örneği Yaşar Grubu.
Merkezi İzmir’de olsa dahi İstanbul’a Hasan Denizkurdu’nun öncülüğünde hayli yatırım yaptılar. Merkez İzmir’de ama kritik işler İstanbul’a gitti. Aslında kimsenin kimseyi kandırmaması gerekiyor. Şirketin gelişim süreci, planlamaları İstanbul’a gitmesini gerektiriyorsa Merkezini burada bıraksa bile o bölgede istediği yatırımı yapıyor.
Dolayısıyla eski usül manüpilasyonlara gerek yok. Bunlar artık kamuoyunu heyecanlandırmıyor. “Vay be İzmir’den gidiyormuş” diye heyecan bile yaratmıyor bu kentte. Nedeni ise çok açık. Uluslararası sermaye İzmir’e gelmek istiyorsa geliyor. Ulusal sermaye de öyle. Sadece bir arsa vermekle sermaye bir yere gitmiyor. Kimse Abdülkadir Konukoğlu’nun Gaziantep dışındaki yatırımlarını tartışmıyor. Konukoğlu’nun hem kendi kentinde hem de başka yerlerde yatırımları var. İzmir’e de bir süre önce geldi ama EGS Grubu içinde yaşadıkları onu hayli yıprattı.
Gelelim yazımızın başlığına. Bugünlerde böylesi tartışmalarla İzmir gündemini oluşturmaya çalışanların birçoğu Aziz Kocaoğlu’nun makamına deyim yerindeyse “oynuyorlar”… Daha doğrusu bu koltuğa oturmak için “yoklama” çekiyorlar.Bunu yaparken bazı yoklamacılar “Bazı deneyimli” siyasetçilerden dost desteği alıyor. Özellikle CHP cephesine yakınlaşma çabaları da gözlemleniyor. Bunu yaparken Mardinliler Derneği, gecesi gibi unsurlar veya başka sivil toplum örgütlerinin de yardımı şart tabii.
Ahmet Piriştina ile bir dönem çalışan ve şimdi Kocaoğlu’ndan uzaklaşanlardan bazıları ise bu deneyim ve birikimlerini adaylık yoklaması çekenlere aktarıyor. Şimdilik bu kadarını yazmak yeterli.
Tüm bu olan biteni elbette Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da biliyor ve yakından takip ediyor. CHP Genel Merkezi ile bir süre önce kriz yaşayan ve hatırlanacağı gibi CHP İl Başkanı Alaattin Yüksel’in görevden alınmasının sonrasında İsmet İnönü Kültür Merkezi’ndeki konuşması hafızalarda canlı biçimde duran Kocaoğlu’nun bu nedenle “harcanabileceği” hesabını yapanlar, seçim sürecini şimdiden başlattı. Ama Kocaoğlu da buna karşı reflekslerini yükseltmeye çalışıyor.
AKP’nin kavgası
Bu gelişmeler CHP cephesinde yaşanırken, AKP cephesinde de Tevfik Ensari’nin yaptığı açıklamalarla ortalık karıştı. İl Başkanı Ali Aşlık ve ekibini “çalışmamakla” suçlayan Ensari de genel seçimler öncesinde bence istediğini elde etti. Olası milletvekili adaylığında İl örgütünün “Kendisini istememesi eylemini” frenlemek için yapıldığını düşündüğüm bu açıklamalara muhatap olanlar karşılık veremedi. “Biz kavga etmeyiz” diye yapılan açıklamaların Tevfik Ensari’nin gücünü koruduğu izlenimini uyandırıyor bende. Belki de iki tane üst üste Mardinliler Gecesi yapılması Ensari’nin kendisini güçlü hissetmesine yol açmış olabilir…
Son Mardinliler Gecesi’ne ne yazık ki işlerim nedeniyle gidemedim. Orada da yine İTO Başkanı Ekrem Demirtaş’ın hakimiyeti sözkonusu olmuş. Efe Rakılı fotoğrafları çeken arkadaşlarım Mardinliler üzerinde Demirtaş’ın kesin bir etki yarattığını ifade ettiler.
Bazı gazeteci dostlarım bu geceye gitti ama olan biteni kaleme almadılar. Kendilerinin yorumunu aslında bekliyordum ama olmadı. Bu gecede alınan bir başka izlenim uzun süredir yazdığımız gibi Demirtaş’ın da siyasetle ilgili düşüncelerinin sürdüğü yönünde.

Bir yanıt bırakın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.