Günümüzden 76 yıl önce 25 Temmuz 1950 günü Ankara’da Cumhurbaşkanlığı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Güney Kore’ye kuvvet gönderme kararı vermişti. “Birinci Kore Tugayı” adını alan birlik, Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasında 259 subay, 395 astsubay, 18 askeri memur, 4 sivil memur, 4 bin 414 er olmak üzere 5 bin 90 personelden oluşmuştu. Birinci Kore Tugayı ile birlikte Kore Savaşı’na katılan Türk ordusu içinde yer alan askerlerden birisi de Astsubay Kıdemli Başçavuş Hasan Hüseyin Çetintırnak’tı.
24 yıl aynı çatı altında oturduğumuz, “Hasan Amca” diye seslendiğimiz ev sahibimiz Hasan Hüseyin Çetintırnak bu yıl Mart ayında tedavi gördüğü hastanede hayata veda etti. 100 yaşındaki Çetintırnak’ın cenazesi, “Cennet” diye tanımladığı memleketi Uluborlu’ya götürüldü, düzenlenen askeri törenin ardından son yolculuğuna uğurlandı. Törene ailesi ve yakınlarının yanı sıra Isparta Valisi Abdullah Erin, 40. Komando Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Merdin Kışkan, Uluborlu Kaymakamı Ahmet Açıkgöz, Uluborlu Belediye Başkanı Ahmet Oğuz Bakır ile ilçenin ileri gelen kişileri katıldı.
“Ayla” filminin ardından söyleşmiştik
Hasan Amcaların apartmanına taşınmamızın üzerinden 20 yıl geçmişti, 2019 yılının Mart ayında evinde, kızı Çiğdem Esen’in de bulunduğu bir akşam söyleşmiş, Kore anılarını kendisinden dinlemiştik. Televizyon kanallarının birinde gösterilen ve konusu Kore’de geçen “Ayla” filmi bu söyleşinin fitilini ateşlemişti. O gece Kore’ye giden ilk birlikteki bir askerin anılarının, birliğin sürpriz konuğu minik Ayla’nın yanı sıra, kızının deyişiyle gençliğinde “motor profesörü” diye bilinen Hasan Amca’nın Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi’ndeki anılarının da üstünden geçmiştik.
İzmir’de Yalvaçlı bir genç
Hasan Hüseyin Çetintırnak 1926 yılının Ağustos ayında Isparta’nın Yalvaç kazasında dünyaya gelmiş. İlkokulun ardından bir yakınının önerisiyle Milli Savunma Bakanlığı’nın teknik personel yetiştirmek amacıyla açtığı sınava girmiş. Babasıyla birlikte, yorucu bir yolculuğun ardından Isparta’ya gelmiş. Tren sesini ilk kez o yolculuk sırasında duymuş. Babasıyla birlikte bir hana yerleşmiş. Ertesi gün okula gitmiş, sınava girmiş ve Mithatpaşa Sanat Okulu’na gitmeye hak kazanmış.
1940-1941 eğitim öğretim yılında İzmir’de Mithatpaşa Sanat Okulu’nun Motor Tesviye Bölümü’ne kayıt olmuş. Milli Savunma Bakanlığı hesabına askeri yatılı öğrenci olarak eğitim görmeye başlamış. İlk yarı yıl tatilinde memleketi Uluborlu’ya gittiğinde babasının vefat ettiğini öğrenmiş. O günden sonra da ailesinin koruyucusu, kollayıcısı olmuş erkek evlat olarak.
Yazısıyla, çizimleriyle, ders başarılarıyla dikkat çeken askeri öğrenci Hasan Hüseyin Çetintırnak teknik kurslara da katılmış. Mithatpaşa Sanat Okulu’ndan teknisyen unvanıyla mezun olmasından sonra Milli Savunma Bakanlığı sahiplenmiş. Çetintırnak 1944-1947 yılları arasında tamamladığı lise eğitiminin ardından Ordudonatım Astsubay olarak atandığı Bornova’daki birliğinde göreve başlamış.
Kore’ye giden ilk birlik
1950 yılında Kore Savaşı patlak verdiğinde Birleşmiş Milletler’in yardım çağrısına aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 devlet olumlu yanıt vermiş. Bu devletlerin gönderdiği birliklerden Birleşmiş Milletler Kuvvetleri oluşturulmuş. Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasında 1. Türk Tugayı Komutanlığı, Albay Celal Dora’nın komutasında 241. Alay Komutanlığı Kore’ye gitmek üzere görevlendirilmiş. Güney Kore’ye gönderilen Türk tugayında yer alan astsubaylardan birisi olan Hasan Hüseyin Çetintırnak, o dönemde yaşananları şöyle anlatıyor:
“Biz Bornova’dayken aşağı yukarı belirleyici şekilde Kore mevzuları konuşuluyordu. Komutanımız acil bir durum olur diye birlikten ayrılmamızı istemiyorlardı. Bende de bu arada evlilik hadisesi vardı. Komutana söz vererek birlikten ayrıldım. Acil bir durumda aranacak ya da haber gönderilecekti. Nitekim öyle oldu. Düğün hazırlıkları sürerken bir gün akşam üzeri müvezzi geldi. Acil dönmem için emiri iletti. Derken Uluborlu’dan ayrılma zamanından evvel, 1950 yılı Ekim ayında gece lambalar altında nikahımız kıyıldı ve hemen yola çıkıp İzmir’e döndüm, söz vermiştim komutanıma.”
Yemen Türküsü’nün çağrıştırdıkları
“Ildız” diye seslendiği nikahlısı Seher Yıldız Hanım’ı memleketinde bırakan Hasan Hüseyin Çetintırnak, 24 yaşında, hiç bilmediği topraklarda savaşa gitmek üzere yola çıkmış. Kore’ye giden ilk birliklerden birinde yer alan Çetintırnak, 69 yıl sonra yaşadıklarını anlatırken hüzünleniyor:
“Elimde bir tahta bavul, önce Mersin’e, oradan İskenderun’a gittik. Bir iki gün hazırlığın ardından gemiyle yola çıktık. Süveyş Kanalı’ndan geçtik. Okyanusta Mekke – Medine hizasına geldiğimizde Natık Poyrazoğlu diye bir yarbay vardı, bir türkü söylemeye başladı. Yemen Türküsü. Hakikaten çok dokunaklıdır, çok severim. Bayağı bir hüzün hasıl oldu. Savaşa gidiyorsun. Her türlü riskin olduğunu biliyorsun. Yemen Türküsü de oraya dayanıyor zaten. 28-29 günde Kore’nin güney limanlarından Seul’e vardık diye hatırlıyorum. Orada gemi boşaltıldı. Tugayın her şeyi, topuyla, tüfeğiyle, arabasıyla her şeyi bizim. Dışarıdan bir yardım gelmesi mümkün değildi.”
Kunuri çatışmasının tanıklarından
Hasan Hüseyin Çetintırnak, Kore Savaşı’nın en ateşli olaylarından Kunuri çatışmasının, Türk Tugayı’nın direnişinin tanıklarından. Türk birliğinin müttefik Birleşmiş Milletler güçlerini ablukayı yararak kurtarmasını, savaşın kaderini değiştirmelerini üzerinden onlarca yıl geçse de unutamıyor. Pusan’da cip kullanırken yorgunluktan uyuklayarak geçirdiği kaza kötü bir anı olarak Hasan Hüseyin Çetintırnak’ın belleğine kazınmış. Ehliyetini komutanına teslim etmiş, bir daha da araba kullanmamış.
Hasan Hüseyin Çetintırnak’ın gittiği ülkede ilk işlerinden biri fotoğraf makinesi edinmek olmuş. Görevlerini aksatmadan sürdürürken günlük işleyişi, törenleri, buluşmaları, vedaları fotoğraflamış. Kore Savaşı sırasında ailesini kaybeden ve “Ayla” adı verilen 5 yaşındaki Koreli kız çocuğu da Çetintırnak tarafından görüntülenenler arasında yer almış. Hasan Hüseyin Çetintırnak, Koreli küçük kız çocuğunun o sıcak savaşta başlarına gelen en güzel sürpriz olduğunu söylüyor. “Ayla’nın ismini hep beraber koymuştuk. Çocuğu olanlar evlat gibi davranıyordu Ayla’ya” diye anlatıyor.
Sıkıştırılmış otların, samanların yığıldığı büyük bir hangarı barınak yaptıklarını anlatıyor Çetintırnak, “Orada Hamiyet Yüceses’in plaklarını dinlerdik. 60 küsur kişiydik tabur olarak, Ordudonatım olarak taburun belkemiğiydik” diye sürdürüyor sözlerini. Korede’ki günlerini anlatırken ruh halini soruyorum, “Zordu, zor olmaz mı?. Her şeyden ziyade harbe gidiyorsun. Gitmek var, dönmek yok. Nitekim beraber gittiğim kaç arkadaşım öyle gitti orada” diye ekliyor.
Askerlikten sivil hayata geçiş
Hasan Hüseyin Çetintırnak, Kore’den kıdemli başçavuş olarak dönmüş. Bornova’daki birliğinde görev yapmayı sürdürmüş. Kore’ye giderken gözü yaşlı taze gelin olarak bıraktığı nikahlısı Yıldız Hanım ile evliliklerini 12 Ekim 1951’de Uluborlu’da yapılan düğünle taçlandırmış. İki evlatları olmuş.
Ancak Kore Savaşı’nda yaşadıklarını, gördüklerini hiç unutmamış. Kardeşin kardeşe silah çektiği, kan ve gözyaşıyla geçen günlerin etkisinden kolay kurtulamamış. Savaştan nefret etmiş. Hatta Kore Birliği’ndeki arkadaşlarıyla da iletişim kurmamış. Bir ara üyesi olduğu Muharip Gaziler Derneği’ndeki üyeliğini sürdürmemiş. Pek çok arkadaşı dernekler vasıtasıyla Kore’ye yeniden gitmiş. Çetintırnak’ın ailesi de gitmeyi çok istemesine karşın o hiç bir girişimde bulunmamış.
1956 yılında mecburi hizmetinin bittiği yıl askerlikten ayrılmış. 1956-1959 yılları arası en iyi bildiği iş olan teknisyenliği sürdürmüş, Çorlu’da özel bir tamirhanede çalışmış. 1959 yılında Devlet Su İşleri’nde işe girmiş ve ailesiyle tekrar İzmir’e dönmüş. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Yeraltı Suları Dairesi Başkanlığı 1959-1970 yılları arasında yapılan su sondajları toplamının bir milyon metre olmasına katkıda bulunduğu için kendisine bir teşekkür belgesi vermiş. Kurumdan da emekli olmuş.
Barış Büyükelçisi
Kızı Çiğdem Esen, babasından geriye kalan hatıralar arasında Kore’den gönderilen beratların yerinin ayrı olduğunu söylüyor. Esen sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Babamın Kore’de kendisine verilen ilk madalyasını evlerine giren hırsız çalmıştı, çok üzülmüştü babam. Kore Hükümeti talebimiz üzerine bize aynı madalyayı göndermişti. Orada yaşadıklarını nadiren, biri sorarsa anlatırdı. Ancak çok üzülmüştü gördükleri karşısında. Babam fotoğrafa çok meraklıydı. Kore’ye ilk gittiklerinde aldığı fotoğraf makinesiyle oradaki tüm askerlik yaşamını belgelemişti babam. Anneme mektuplar da gönderirmiş. Fotoğraflar ve bu beratlar bize ondan kalan en kıymetli hatıralar. Fotoğrafların üzerine daktiloyla neresi olduğunu da yazmış. Kore hükümetinin bir jesti de pandemide olmuştu. Büyükelçilik babama pandemide özel maske göndermişti ve babam hep o maskeleri kullandı.”
Adeta “ateş çemberi” içindeki ülkemizin çevresinde çatışmalar, savaşlar sürerken 76 yıl önce yaşanan Kore Savaşı’nın tanığı Hasan Hüseyin Çetintırnak’ın anılarını paylaşmak istedim. “Savaşlar olmasın, insanlar ölmesin” düşüncesinde ortaklaştığımız, gerçek bir vatansever, Atatürk ve Cumhuriyet sevdalısı “Hasan Amca”mızın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
