Artık çok yaşlı bir toplumuz

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri Türkiye’nin demografik olarak artık yaşlı ülkeler sınıfına girdiğini gösteriyor. Doğum hızının düştüğü, ömrün uzadığı ve yapısal eşitsizliklerin yaşlıları vurduğu yeni bir demografik çağa girdiğimizi belirten Prof. Dr. Sevnaz Şahin, “Artık yaşlı değil, çok yaşlı bir toplumuz” diyor.

Bu yıl Türkiye’de teması “Yaş almak değil, yalnız kalmak yorar” olarak belirlenen “Yaşlılara Saygı Haftası” öncesinde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Geriatri Bilim Dalı Başkanı, aynı zamanda Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sevnaz Şahin’le bir araya geldik. Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Şahin ile hem yaşlılık sorunlarını, yaşlılığın kadınsallığını ve alzheimer hastası bireyler için yapılan çalışmaları konuştuk. 

“Yaşlı değil, çok yaşlı bir toplumuz”

Prof. Dr. Sevnaz Şahin, “Türkiye yıllarca genç ve dinamik nüfusuyla övündü ancak küresel yaşlanma algısı sınırlarımıza ulaştı. Türkiye genç bir ülkedir ve hep genç kalacaktır miti bir başka gerçeklikle yer değiştirdi” diyor. Doğum hızının düştüğü, ömrün uzadığı ve yapısal eşitsizliklerin yaşlıları vurduğu yeni bir demografik çağa girdiğimizi belirten Prof. Dr. Şahin, “Artık yaşlı değil, çok yaşlı bir toplumuz” diye başlıyor sözlerine. Prof. Dr. Sevnaz Şahin, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 60 yaş üstü her erkeğe karşılık 123 kadın bulunduğunu, 65 yaş üstü bireylerin yüzde 55’ini, 80 yaş üstü bireylerin ise yüzde 62’sini kadınların oluşturduğunu söylüyor. 

Kadınsallaşan yaşlılık ülkemizin gerçeği

Bu konunun TÜİK istatistiklerinde de açıkça görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Şahin, yaşlı gruplarda kadınların demografik olarak baskın olduğunu belirtiyor. “Yalnız yaşlanmak kadar yaşlılığın kadınsallığı kavramından da artık söz etmek durumundayız. Hepimiz yaşlandığımızı biliyoruz ama nasıl yaşlandığımızın üzerinde durmak zorundayız” diyor. Yaşlı nüfusun büyük çoğunluğunun kadın olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sevnaz Şahin, “Ülkemizde de cinsiyete göre özel politikalar oluşturulması gerekli. Kadınsallaşan yaşlılık ülkemizin de gerçeği” diye ekliyor.

Kadınların erkeklere göre daha uzun yaşadığını ama sağlıklı yaşlanamadığını vurgulayan Prof. Dr. Şahin, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Kadınların daha uzun yaşaması ve yaşça büyük erkeklerle evlenmeleri yaşlılıkta yalnız kalma olasılıklarını dramatik biçimde artırır. Kadınlar yaşlılıklarında kronik sağlık sorunları, sakatlık, güçsüzlük ve depresyonla baş etmeye çalışıyor. Önce anne olarak çocuklarını büyütüyor, sonra kendi anne babalarıyla ilgileniyor. Belki okula gidemiyor, çalışamıyor ve yaşlandığında ciddi ekonomik sıkıntılarla boğuşuyor. Erkekler ise daha çok koroner kalp hastalığından yaşamını yitiriyor. Kadınlar uzun yaşıyor, ölmüyor ama açıkçası sağlıksız bir yaşam sürüyorlar. Cinsiyete duyarlı yasal reformlar yapılması ülkemizde de giderek zorunlu hale geliyor.” 

Yalnız yaşayan yaşlı sayısı artıyor

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bu yıl “Yaşlılara Saygı Haftası”nın temasını “Yaş almak değil, yalnız kalmak yorar” olarak belirlediğini anımsatan Prof. Dr. Sevnaz Şahin, “Çok doğru bir tema seçilmiş bu yıl. Çünkü ülkemizde yalnız yaşayan yaşlı sayısı her geçen gün daha da artıyor” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Çocukları kent hatta ülke dışında yaşayan aile sayısı her geçen gün artıyor. Geniş aile modelinin değişmesiyle yaşlıların çocuklarıyla bir arada yaşama pratiği azalıyor. Endüstrileşmenin getirdiği bir yalnızlaşma var. Yalnızlık, ekonomik yetersizlik sosyal izolasyonu da getiriyor. Kadınlar açısından baktığımızda yalnız yaşayan yaşlıların yüzde 74’ü kadın. Yaşlı kadınların yüzde 27’si ise yalnızlık ve sosyal izolasyon hissediyor. Sosyal izolasyon ise başka hastalıklara kapı aralıyor.”

İzmir yaşlı dostu kent mi?

İzmir’de en fazla yaşlı nüfusun Karaburun’da yaşadığına değinen Prof. Dr. Şahin, bazı ilçelerde yaşlı nüfusun yüzde 15’in üzerine çıktığını söylüyor. İzmir’in doğal havası, diğer büyük kentlere göre daha ucuz oluşu gibi kimi özellikleri nedeniyle tercih edilen bir kent olduğunu ve geçtiğimiz yıl Yaşlı Dostu Şehirler ve Topluluklar Küresel Ağı’na kabul edildiğini anımsatıyor. Bu kapsamda İzmir İleri Yaş Eylem Planı’nın yaşama geçirilmeye çalışıldığını, 2008 yılından bu yana İzmir Büyükşehir Belediyesi ile çalıştıklarını anlatan Prof. Dr. Sevnaz Şahin, şu görüşleri paylaşıyor:

“Bu bir süreç. Aslında her şey var, hazır ama bunları bir an önce hayata geçirmemiz gerekiyor. Evde bakım, sağlıklı yaş alma merkezleri, 3. Yaş Üniversitesi olması yaşlılar için önemli çalışmalar. Bunlara ek Alzheimer hastaları için gündüz bakım evlerinin daha çoğaltılması, 3. Yaş Üniversitesi’nin tüm ilçelere yaygınlaştırılması gerek. Yaşlıları topluma kazandıracak, hayatın içinde tutacak daha çok etkinlik düzenlemek gerek. Ama bazı şeylerin daha hızlı yaşama geçmesi gerek. Yaşlı dostu kent olmak güzel ama o kentte yaşlıların bastonu bir çukura takılmadan da yürüyebilmesi gerekiyor.”

3. Yaş Üniversitesi

Prof. Dr. Şahin, Ege Üniversitesi’nde 2016 yılında başlayan 3. Yaş Üniversitesi uygulamasının hedeflediği yaşam boyu öğrenmenin yaşlanmaya karşı güçlü bir kalkan oluşturduğunu anlatıyor. “Ege modeli aktif ve sağlıklı yaşlanmayı hedefleyen örnek bir model. Her yaşta üretkenliği teşvik ediyor” diyen Prof. Dr. Sevnaz Şahin, “3. Yaş Üniversitemiz içinde sivil toplum kuruluşları, İzmir Büyükşehir, Karşıyaka, Balçova, Güzelbahçe ve Seferihisar belediyeleri yer alıyor. Eğitime katılanlar sürekli öğrenme ile bilişsel sağlığını koruyabiliyor. Ortak ilgi alanları etrafında yeni topluluklar içinde sosyal izolasyon kırılıyor. Yaşlı bireyler toplumsal hayata üretken ve özgüvenli şekilde yeniden entegre olabiliyor” diye ekliyor.

Nerede bu hastalar?

Yalnızlığın aşılmasında sivil toplum kuruluşlarının çok önemli işlevler üstlendiğine değinen Prof. Dr. Şahin, 25 yıldan fazla bir süredir Alzheimer Derneği’yle çalışan bir gerontolog. Kısa bir süre önce Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanlığı’na ikinci kez seçilen Prof. Dr. Sevnaz Şahin, 65 yaşın üzerindeki bireylerde demans (bunama) görülme oranının dünya genelinde ve Türkiye’de ortalama yüzde 8 ile yüzde 10 arasında olduğunu belirtiyor. Prof. Dr. Şahin, “Demans riski yaş ilerledikçe belirgin bir şekilde artış gösterir. Genel kabul gören tıbbi verilere göre, demans görülme sıklığı 65 yaşından sonra her beş yılda bir iki katına çıkar. Yaş aralıklarına göre 65 – 74 yaş arası yüzde 3 ile yüzde 5, 75 – 84 yaş arası yüzde 5 ile yüzde 20, 85 yaş ve üzeri yüzde 30 ile yüzde 50 arasındadır” bilgisini paylaşıyor.

Demansta erken tanının bakım planı için çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Şahin, “Ne yazık ki demans tanısı alan yaşlıları toplum içinde pek göremiyoruz. Aslında onları pasifize etmemek, izole etmemek gerekiyor. Onları koruma amacıyla evde bir odaya koymak iyi bir şey değil” diyor. Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şubesi’nin 1999 yılında kurulduğunu ve başından bu yana Karataş’taki merkezde hizmet verdiğini anlatan Prof. Dr. Sevnaz Şahin, “Sosyal medyada tüm etkinliklerimiz paylaşıyoruz ama bu tanıyı alan hastalarımızı ne yazık ki derneğimizde göremiyoruz. Oysa onlar için yapılacak çok etkinlik var. Nerede bu hastalar diye soruyorum. Hepsini hasta yakınlarıyla beraber Karataş’taki dernek merkezimize davet ediyoruz. Her salı etkinliklerimize bekliyoruz” diye ekliyor. 

Söyleşimiz sona ererken “Aslında Yaşlılara Saygı Haftası’nı kutlamaya ihtiyaç duymamalıyız” diyor Prof. Dr. Sevnaz Şahin. Sözlerini “Farkındalığı artırmak, yaşlıları tanımak, neyle mutlu olur, bilmemiz gerek. Onlar torunları hangi yemeği sever, nelerden hoşlanır biliyorlar ama torunları büyükanne ya da büyük babalarının duygusal ihtiyaçları nedir hangi yemeği seviyorlar ne kadar farkındalar? Bunu hepimizin düşünmesi gerekiyor” diye tamamlıyor. 

***

TÜİK’in “İstatistiklerle Yaşlılar” çalışması

Türkiye İstatistik Kurumu’nca geçtiğimiz hafta açıklanan 2025 yılına ilişkin “İstatistiklerle Yaşlılar” çalışması, Türkiye’nin demografik olarak artık yaşlı ülkeler sınıfına girdiğini gösteriyor. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının yüzde 10,0’ı geçmesi nüfusun yaşlanmasının bir göstergesi. Türkiye’de yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı 2020 yılında yüzde 9,5 iken, 2025 yılında yüzde 11,1’e yükselmiş durumda. 

TÜİK verilerine göre ülkemizde yaşlı nüfus olarak kabul edilen 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus, 2020 yılında 7 milyon 953 bin 555 kişiyken son beş yılda yüzde 20,5 arttı. 2025 yılında 9 milyon 583 bin 59 kişi oldu. Yaşlı nüfusun 2025 yılında yüzde 44,7’sini erkek nüfus, yüzde 55,3’ünü kadın nüfus oluşturdu. 

Yaşlı nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde 2025 yılında yüzde 62,9’unun 65-74 yaş grubunda, yüzde 29,3’ünün 75-84 yaş grubunda ve yüzde 7,8’inin 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldığı görüldü. Yaşlı nüfusun yüzde 0,1’ini oluşturan 100 yaş ve üzerindeki yaşlı kişi sayısı, 2025 yılında 8 bin 290 oldu.

TÜİK’in istatistik raporunda “yalnız” yaşlandığımıza da dikkat çekiliyor. Rapora göre, Türkiye’de 2025’te 26 milyon 977 bin 795 haneden 7 milyon 46 bin 560’ında yaşlı nüfus olarak tanımlanan 65 ve daha yukarı yaşta en az bir fert bulunuyor. Hanelerin yüzde 26,1’inde en az bir yaşlı fert yaşıyor. 1 milyon 836 bin 496 hanede yaşlı fertler tek başına yaşıyor. Bu hanelerin yüzde 73,5’inde yaşlı kadınlar, yüzde 26,5’inde de yaşlı erkekler bulunuyor. 

Related Images: