…muhalefet halkı kandırmak üzere yalana dayalı şiddetli bir ‘hayır’ kampanyası götürecek.
Değişiklik paketini 12 Eylül Anayasası gibi göstermek demogojilerin en büyüğü. Burada ne vicdan, ne adalet ne de insaf ölçüsü var. Değişikliği halka böyle takdim etmek için ölçüsüz bir akıl tutulması içinde olmak gerekir.
Kuşkusuz en büyük sorumluluk AK Parti hükümetine düşmekte. Referandum öncesinde, hükümet Kürt meselesinin çözümünde madem ki ‘demokratik açılım bitmedi’ diyor, bunu göstermelidir ve askerî operasyonlar en azından hafifletilmelidir.
Bu satırları yazan, sahiplenen, destekleyen bu tür solcu zihniyet beni cidden korkutuyor.
Sırtını AKP gibi dinci ve tutucu sağ bir partiye dayamış, devletin her kademesinde ve kurumunda tek başına otokratik yönetimini köklendiren iktidara destek vermeyi demokrasi mücadelesi sayan sol, sosyalist (ve bir önceki hayatında komünist olan) bir zihniyetin bu politik tutumu beni korkutuyor.
AKPnin muhalifi olan partileri veya hareketleri kendi muhalifleri olarak görüp, demokratik bilincin yükselmesinin ölçütünü de AKPnin önümüze koyduğu referanduma evete indirgeyen bu tür solcu zihniyete nasıl güveneyim?
Hayır, ama beni asıl korkutan bu tür solcu zihniyet!
Benim asıl korkum içimizdeki bu cellatlar.
Korkum, bizim hayallerimizi çalıp, özgürlük, demokrasi ve barış şiarlarımızın içini oyup sadaka dağıtır gibi bize kakalamaya çalışan AKPye koltuk değneği olan sol destekçiler.
Yetmez ama yan cebime koyculardan kendimizi korumalıyız bu dönemde.
Parti parti değil, alayının defteri dürülecek günler gelecek elbet;
…Ve kederli nehir yollarının
Sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı
bir şafak vakti değişmiş olur
Bir şafak vakti karanlığın kenarından
Onlar ki ağır ve nasırlı ellerini
toprağa basıp
doğruldukları zaman.
Nazım Hikmet
Bir cevap yazın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.